Yargılanmaktan korkuyorlar!
TDP Genel Sekreteri Nevzat Özkunt bankacıdır…
Ekonomi, finans uzmanıdır…
Sim TV’de dün sabah konuğumdu…
-*-*-
Ülkenin mali durumunu da konuştuk…
-*-*-
Bankacılık yaptığı dönemde, borç almak için başvuran kişileri değerlendirirken, “borcu borçla kapatmayı hedefleyenler” için, “olmaması gereken bir şey” anlamına gelen değerlendirme yaptı!
Borcu borçla kapatmaya çalışan kesin batar!
-*-*-
Yorumum şöyle:
KKTC, liyakat konusunda, rüşvet konusunda, sahte diplomalar konusunda, sahte vatandaşlıklar konusunda, kurşunlamalar konusunda, eğitim ve sağlık konularında çökük durumdadır!
Siyasi yapı bitmiştir…
Uluslararası itibarımız yoktur zaten kimsenin umurunda da değildir; umurunda olan mevcut hükümetin veya meclis başkanının orada oturmasına sessiz kalmaz, kalamaz!
-*-*-
Ama bütün bunları bir yana bırakın, KKTC Maliyesi iflas etmiş durumdadır!
Hükümetin en büyük kötülüğü veya en ciddi başarısızlığı buradadır!
Borç, borçla kapatılmaktadır ve bu borcun geri dönüşü için hiçbir plan ya da program yapılamamaktadır!
Herkes çok iyi farkındadır ki mevcut borcun geri ödemesi imkansızdır!
-*-*-
Hükümet bu konuda çok rahat mıdır?
Evet rahattır, çünkü gideceklerini biliyorlar!
-*-*-
En geç Ocak 2027 hükümetin sonu!
Peki, erken seçimden kaçmalarının sebebi nedir?
-*-*-
Nevzat Özkunt çok güzel açıkladı; “… Erken seçimden kaçmaya çalışmanın sebebi seçim kaybetmek korkusu veya endişesi değildir… Yargılanmaktan korkularıdır!”…
-*-*-
Çok yazık!
Devlet olma ciddiyeti ve demokrasi!
Düzelmeyecek insanları, sürekli iyileştirmeye çalışanlar, kendini hasta eder!
Böyle bir söz var…
Ben de belki bazılarına göre “düzelmeyecek insanlar” kategorisindeyim…
-*-*-
Siyasette “tek taraf” yoktur!
Çok taraf vardır!
-*-*-
Tek doğru da olamaz!
Çok taraf varsa, çok doğru olmalıdır!
-*-*-
Herkesin doğrusu kendinedir!
-*-*-
Bana göre, inat ve ısrarla “ayrı ve bağımsız devleti” savunmak bir hastalıktır; başkalarına göreyse “inat ve ısrarla federal çözümü savunmak” öyledir!
-*-*-
Haaa bir başka gruba göre, her iki çözüm modelini savunmak da “iyileşmeyecek hastalıklar listesi dahilinde”dir!
Tek savunulması gereken 1960’a geri dönmektir!
Ben de bu görüşe bayılırım ama kabul edilebilir olması adına “federal çözüm”e her Gıbrızlının yapması gerektiğine inandığım şekliyle “gabul” derim!
-*-*-
Doğru olan nedir peki?
Doğru olan, aşağılamadan, kırmadan, tehdit etmeden, korkutmadan, vurmadan, öldürmeden medeni cesaretle tartışmak; doğru bildiğini savunmak ve halkın önüne çıkmaktır!
-*-*-
Haaa KKTC’nin mevcut şartları buna uygun mu?
Türkiye faktörü var ve uygun olmayabilir!
-*-*-
Bir başka konuya geçelim…
Evet, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in dokunulmazlığı var!
Ama hakkındaki iddiaların araştırılması, ifadesine başvurulması ve dosyasının hazırlanması için dokunulmazlık engeli yoktur!
-*-*-
Dünya’dan örnekleri mi?
Şu anda İngilitere’de eski bakan – eski büyükelçi Peter Mendelson ile ilgili gelişmelere bakalım; bir kez daha!
-*-*-
Mendelson’un adı, Epstein dosyalarında geçiyor…
Bu nedenle önce geçtiğimiz yıl Washington Büyükelçiliği’nden alındı!
-*-*-
Adı bir kez daha dosyalarda geçti; partisinden istifaya zorlandı; hemen etti!
-*-*-
Şimdi “Lordluk unvanının geri alınması” ve “polisin hakkında araştırma başlatması talebi” var!
Ve bu araştırma yapılacak, o lordluk da alınacak!
-*-*-
Neden?
Çünkü “demokrasi ve ‘devlet olmak’ bunu gerektirir”…
-*-*-
“Öztürkler kesin suçludur, Öztürkler öyledir böyledir” diyen olamaz!
Ama Öztürkler ile ilgili mahkeme salonuna taşınmış iddialar var ve bu ve benzer iddialar, mevcut makam için “sorunlu” iddialardır!
-*-*-
Ve bu konuda “sen farklı düşünüyorsun, ben farklı düşünüyorum” durumu da yoktur!
-*-*-
Öztürkler ne mi yapmalı?
Kendinden eminse, “Lütfen polis araştırsın, mahkemeye taşınması gereken bir hatam – usulsüzlüğüm varsa, değil başkanlıktan vekillikten de istifa ederim” diyebilmeli!
-*-*-
Bilmem anlatabildim mi?
Jeremy Corbyn ve Hırsızlar Haydutlar Kurulu!
İngiliz İşçi Partisi eski lideri, sıkı sosyalist Jeremy Corbyn, aynı zamanda çok sıkı bir Filistin destekçisidir…
-*-*-
İngiltere’de yaşadığım dönemde tanıma ve birkaç kez sohbet şansı da bulduğum Corbyn, geçtiğimiz gün katıldığı bir etkinlikte Donald Trump ve Trump’ın Gazze’de kurmaya çalıştığı ya da kurduğu “Barış Kurulu” hakkında konuştu…
-*-*-
Corbyn dedi ki; “Trump ve Barış Kurulu, Gazze’yi yönetmek, İsrail adına yeniden işgal etmek istiyorlar… Buraya bir riviera (sahil şeridi), oteller ve casinolar inşa etmek istiyorlar… Ve bütün Gazze’yi, küresel spekülatörlere peşkeş çekmek istiyorlar… “
-*-*-
“Bütün bu inşaatlar, altında binlerce insanın yattığı yıkıntıların üzerine yapılacak… Bu insanlar, katledilen sivillerdir, unutmayın…”
-*-*-
“Haliyle Barış Kurulu denen kurul aslında Hırsızlar ve Haydutlar Kurulu’dur!”
-*-*-
“Bu kurul, işgali yönetme kurulundan başka bir şey olmayacaktır… Bu kurulda olması gerekenler sadece Filistin halkıdır… Başka ülkelerin insanları ya da Tony Blair değildir…”
-*-*-
Corbyn’in sözleri bana çok ilginç geldi…
Hatta bayıldım…
Paylaşmak istedim…
-*-*-
Jeremy Corbyn, çok güvendiğim siyasetçilerden biriydi…
Artık birincisidir…

Bu ismi yaşatalım… Evet, Hüseyin Alder ya da herkesin bildiği ismiyle Hüseyin Galliaga’yı 84 yaşında kaybettik… “Herkesin bildiği” dedim ama kaç kişi kaldı bilen emin değilim! Ve önerimdir; Futbol Federasyonu, bu isme sahip çıksın… Adı yaşatılsın, gençlere anlatılsın… Ben Galliga’yı az da olsa izlemiş neslin ferdiyim… Ve bundan dolayı çok mutluyum… Ailesine, sevenlerine, futbol camiasına, Mağusa’ya, emeği geçen tüm kulüplerimize ve tabii ki Paralimni’ye “başsağlığı” dilerim… Huzur içinde uyusun… (Fotoğrafı, Dr. Okan Dağlı’nın sosyal medya hesabından aldım… Dağlı’nın paylaşımını ve tabii ki kitabını okumanızı da tavsiye ederim…)







