1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Yanan Hastane miydi, sistem mi?
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yanan Hastane miydi, sistem mi?

A+A-

Yıllardır söylendi durdu… Sağlık çalışanları, Hastane çalışanları, Tabipler Birliği, Tıp-İş defalarca uyardı… “Hastane yetersiz” dendi, yenilenmesi istendi, “yeni hastane gerek” dendi…

Sürekli basında da yer aldı; “Hastane’nin alt yapısı yetersiz kaldı, elektrik sisteminin elden geçirilmesi gerek” dendi… Sürekli cihazlar arızalandı, klimalar çalışmadı… Hastalar soğuktan dondu, sıcaktan bunaldı… Halledilmesi istendi, yeni bir hastane yapılana kadar var olan bu Hastane’nin, KKTC’nin en büyük devlet hastanesinin yeterli hale getirilmesi istendi.

Ama olmadı.

Şimdi yandı.

Tamamen yetersiz kaldı, işlevsiz oldu.

Hastalar yangın günü apar topar özel hastanelere taşındı. Taşıma sırasında aksayan tedavi nedeniyle herhalde, dün gelen haberle birlikte üç hastamız ne yazık ki hayatlarını kaybetti.

100’den fazla hasta başka hastanelere taşındı.

Hastane’nin merkez binası hayalet bina haline geldi.

Hayaletliye alışkınız aslında…

Hayalet uluslararası hava alanı, hayalet kapalı Maraş derken şimdi bir de hayalet hastanemiz oldu.

***

Şimdi Sigorta Şirketi’nin ne yapacağı bekleniyor… Yapılan sigorta acaba bütün hasarı kapsıyor mu, kapsamıyor mu? Sigorta şirketi çıkan yangının ardından tüm hasarı ödememek için boşluklar arar mı?

Sigorta şirketinin ödeyeceği miktarın dışında mutlaka ki başka maliyetler de olacaktır? Hastanenin en azından yanan bölümlerinin yenilenmesi için maliyet nedir, bu para nasıl toplanacak, ne zaman Hastane çalışır hale gelecek, rutin hastalıklar değil ama acil müdahale yapılması gereken hastalar ne yapacak, nereye gidecek, kim açıklama yapacak, insanları kim rahatlatacak?

Mazaallah bugün olası bir kazadan etkilenenler özel bir hastaneye gidecekse devlet bunun neresinde olacak?

Yoksa yanan hastane değil de sistem miydi!

B.N. Devlet Hastanesi mutlaka ki bir şekilde hayata döndürülmeye çalışılacak… Yeni hastane ne zaman hayata geçirilebilecek? Yeni hastane söylemleri sözde mi kalacak, sadece şov olarak mı tarihe geçecek!

Sorular çok…

Umarım kötü bir sonucu olsa bile bu yangın yeni bir başlangıç olur.


Kapılar devrildi

Devlet Hastanemiz yanarken neredeyse aynı saatlerde güneyden bir açıklama geldi.

Dört kapı kapatıldı.

Gerekçe;

Corona virüs.

Kıbrıslı barışseverler tepki gösterdi; Böyle bir gerekçe olamazdı çünkü Kıbrıs’ın ne güneyinde ne de kuzeyinde böyle bir tespit yoktu.

Lokmacı’da toplandılar… Kıbrıslı Rum barışseverler barikatı yıktılar, onları bekleyen Kıbrıslı Türklerle kucaklaştılar…

Diğer açık kapılarda kuyruklar uzuyordu ama… Kimlik kontrolü araba kuyruklarını kilometrelerce uzatmıştı.

Anastasiadis kapıları kapatırken bakanlarının ve muhalefetin haberi de yoktu. Tek başına vermiş gibiydi bu kararı… Bu ‘tek adamlık’ bulaşıcı bir hastalık mıydı yoksa! Birileri yapıyorsa ben niye yapmayayım mı deniyor?

Yoksa bölgedeki gelişmeler, Türkiye’nin Suriye’deki, Akdeniz’deki varlığının yarattığı tedirginlik, ve Türkiye’nin kapıları açıp mültecileri Yunanistan sınırına yığdığı gün Kıbrıs’ta da kapıların kapanması ile buna tepki, Kıbrıslı Türkler üzerinden mi verilmeye çalışılıyor?

Ancak Anastasiadis’in bu yanlış politikası ve ortaya koyduğu eylem, sadece Kıbrıslı Türkleri değil Rumları da tedirgin ediyor, isyan ettiriyor.

Yanlış hatırlamıyorum herhalde; ben Kıbrıs’ta barışı arayış çabalarında barikatları zorlayanları, meydanları dolduranları hep Kıbrıslı Türkler olarak hatırlıyorum.

İlk kez Kıbrıslı Rum dostları barikatları devirirken gördüm.

Anastasiadis galiba bir devi uyandırdı!

 

 


“Benim sana verecek oğlum yok Paşa”

 

Son günlerde bir video dolaşıyor sosyal medyada… Bir şarkı… Savaşa karşı… Aygül Erce yazmış, bestelemiş. Dünyada, bölgemizde, Suriye’de olan gelişmelerin, giden canların ardından bu şarkıyı dinlediğinizde belki bir ağıt gibi gelebilir ama birilerinin şarkıyla tepki verdiğini görmek, müzikle, sözleriyle size tercüman olmak umut veriyor…  

Dinlerken siz de hemen katılabilirsiniz şarkıya, birlikte söyleyin… Göreceksiniz ki geçici de olsa biraz rahatlık sağlıyor.

Sen bilmezsin paşa
Ne çilelerle büyüttüm bu oğlanı
İstersen sor annene
Anlatsın sana, iyice dinle
Çok iyi dinle

Benim sana verecek
Bir oğlum yok paşa
Al bombanı sür tankını
Kolaysa sen öl
Oğlumu bana bırak
Al silahını kur savaşını
İstersen oyna
Oyna bu oyunu
Tek başına
Ama tek başına

 


Ne alâka!

Kıbrıs’ın güneyi şimdiye kadar Kıbrıs Cumhuriyeti dışında Kıbrıs’ta bir oluşum olmadığını gerekçe göstererek, Kıbrıs’ın güneyinden geçişlerde kimlik kontrolü yapmıyordu. Anastasiadis, dört kapıyı corona virus önlemi gerekçesiyle kapatırken ve Lokmacı’da Kıbrıslı barışseverler barikatı yıkarken diğer kapılarda güneyden geçişlerde kimlik kontrolü başladı. Ne o! KC, KKTC’yi mi tanıdı? Yoksa kimlik kontrolüyle corona virus tespiti mi yapıyorlar! diye yazıyorken duyduk ki Anastasiadis kimlik kontrolünü kaldırmış. Herhalde bu yanlışının da farkına vardı veya birileri uyardı!..


Sarayönü

Tufan Erhürman; “Yine aynı süreci yaşamak istemiyoruz. O yüzden 5’li konferans öncesinde ciddi bir hazırlık evresine girmeliyiz. Çünkü biz sonuç çıksın diye 5’li konferansa gidiyoruz. Tüm çabalarımıza rağmen yine de çözüme ulaşamazsak, çözüme kadarki evrede bizi adım adım çözüme ulaştıracak adımları atmalıyız. Yani Sarayönü’nde oturup kalmayacağız” dedi. Başka birşey demeye de gerek yok zaten.

 


Dünyada barışı sağlamak isterseniz politikacıları öldürün yeter. Halklar birbirleriyle anlaşır.

Bernard Shaw

(Bu söz, çok iyi niyetli olmasa da halkların birbiriyle anlaştığı cümlesini Lokmacı’da doğrulamış oldu Kıbrıslılar… T.Ç.)

 

Bu yazı toplam 1205 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar