“Temiz Eller!”
“UBP’nin elleri temizdir.”
“KKTC’yi dijital ada yapacayım.”
“Türkiye ne yapacaksa karşı çıkarsınız.”
“Biz böyle istedik da ondan.”
“Meclis bu maddeleri değiştiremez.”
“Yalancısın, ben böyle bir şey söylemedim. Ugh, kem küm.”
***
Meclis’te Türk Telekom protokolü görüşülürken Ünal Üstel’in ve Erhan Arıklı’nın ağzından aşağı yukarı böyle çıktı bu sözler…
Üstel, “UBP’nin elleri temizdir” dediği gün Ayşemden Akın, Üstel’in Halil Falyalı’dan ihtiyaca! bağlı olarak aldığı iddia edilen nakit paralar ve oğlunun idare ettiği oto galeride gümrüklemede yapıldığı iddia edilen usulsüzlükleri yazıyordu ‘Bugün Kıbrıs’ta…
Bu açıklamaları da Ayşemden’e verdiği röportajdan kısa bir süre sonra öldürülen Falyalı’nın finansçısı Cemil Önal yapıyordu;
“Ben verdim, Ünal Üstel’e verdim. Valla neyin karşılığı olduğunu hatırlamıyorum ama Ünal Üstel’in oto yıkamasına gittim (Girne’nin içindeki) ‘Ünal Abi nasılsın’ diye aradım bunu, dedim ‘Abi bunu sana gönderdi’. 50 bin euro verdim o zaman. Bunlara para vermek için bir sebebin olmasına gerek yok. Arar der ki o lazım bu lazım, ya da biz de işimiz düşmeden de ara ara fişeklerdik.”
‘Bugün Kıbrıs’ın dünkü sayısında da Cemil Önal, Ersin Tatar’ın 2020 seçimleri ve öncesinde de yine Falyalı’dan aldığı iddia edilen nakit paraları söylüyordu;
“Ersin Tatar haftada bir kere, bazen iki haftada bir, bazen iki kere Halil Falyalı’nın Çatalköy’deki evine gelirdi. Resmi arabasıyla gelmezdi. Sadece koruması Asım’la gelirdi. Nakiti de evde alırdı.”
***
Erhan Arıklı ise, Türkiye hükümetlerinin (24 senedir AKP olduğuna göre tabii ki AKP hükümetinin) isteklerini, onun görevlendirdiği şirketlerin taleplerini karşılamak için siyaset yapan bir ‘memur’ gibi davranıyor başından beri…
Bakan olduğunda da bu ‘memuriyet’ önem kazanıyor ve talepleri bizzat takip ediyor, gerçekleştirmek ve gerekirse Meclis’te onaylatmak için büyük çaba gösteriyor şimdi Türk Telekom protokolunda olduğu gibi.
Daha önce KIB-TEK için akaryakıt ithalinde ihalesiz akaryakıt getirilmesini başardığı gibi.
O kadar kendinden geçiyor ki Meclis tutanaklarında bulunan sözlerini unutarak “Yalancısın, ben öyle bir söz vermedim” diyebiliyor. Tutanaklar okunduğunda ve sözleri hatırlatıldığında da özür dileyemeyen bir karakter.
***
Örneklerdeki kişiliklerle siyaset yapmak gerçekten çok zor. Falyalı’nın finansörlüğünde iddia edilen seçim veya propaganda veya benim bilemediğim başka şeyler için alınan paralar, rüşvet alanlar, rüşvet verenler, yolsuzluk, usulsüzlük yapanlar, sahte diploma failleri falan filan derken hep söylediğimiz gibi kızarmayan yüzler, normalleştirilmeye çalışılan pis işler ve bu yapılan pisliklere bakmadan topluma zorla, ısrarla, geçerli ve tatmin edici bir açıklama yapılmadan geçirilmeye çalışılan protokoller…
Açıklamaya gerek de duyulmayan… Abiler öyle istedi! Efendim, “TC Meclisi’nde kabul edilmiş de burada da kabul edilmesi lazımmış.” Kime sordunuz, ne açıklama yaptınız, hangi düzeltmeler oldu, “ek protokol yapılacakmış da şimdi siz buna evet deyin, sonra onu da yapacayız, güvenin bize…” gibi gayri ciddi ve yine pis kokuların geldiği ısrarlı yaklaşımlar…
***
Üstel’in “temiz” dediği ellerin ne kadar temiz olduğunu neredeyse her gün görüyoruz.
Oto galeride paraları teslim aldığı iddia edilen eller mi güvencemiz!?







