1. YAZARLAR

  2. Tümay Tuğyan

  3. Maraş; bir ‘film’ platosu...
Tümay Tuğyan

Tümay Tuğyan

Soyadı

A+A-

 

Aile Yasası, tam adıyla Aile (Evlenme ve Boşanma) Yasası, yeni değişiklik önerileriyle, yeniden gündemde.

Mevcut yasada var olan sıkıntıların giderilmesi ve yasanın çok daha eşitlikçi bir zemine oturtulması adına yapılan bu çalışmaya katkı koyan herkese, öncelikle teşekkür etmek gerek.

Yasada son olarak, 1998 yılında köklü değişiklikler yapılmış ve bu değişiklikler, dönemin koşulları dikkate alındığında, uygulamadaki kuralları oldukça ileri bir seviyeye taşımıştı.

Ancak statik olmayan hayatın sürekli değişen ve gelişen koşullarının, yeni değişiklikleri elzem kılması ve tabii ki uluslararası literatürle uyumlaşma ihtiyacı nedeniyle, yasa şimdi bir kez daha ve çok daha etkin önerilerle, ilgili komitenin gündeminde.

Basın, çalışmanın ‘soyadı’ konusundaki değişiklik kısmına yoğunlaşmış olsa da, söz konusu öneriler arasında soyadının yanı sıra başka son derece önemli düzenlemeler de var, dolayısıyla yasayla ilgili tartışmalar yapılırken, bunların da gözden kaçırılmaması gerekiyor.

Bana göre yasa değişikliği kapsamındaki en önemli düzenlemelerinden bir tanesi, ispat yükümlülüğü konusunda getirilen öneri.

Yürürlükteki yasaya göre, doğumun ardından babanın çocuğu reddetmesi halinde, çocuğun o babadan olduğunu ispatlama yükümlülüğü anneye ait.

Oysa yeni öneri, bu yükümlülüğü anneden alıp, babaya veriyor.

Böyle bir iddiayı ortaya atması durumunda, iddiasını kanıtlama yükümlülüğü babanın oluyor.

Mevcut yasa, boşanma halinde nafaka parasını 18 yaş ile sınırlarken, yeni çalışma, çocuğun eğitim hayatının sürmesi durumunda nafakanın devam etmesini öngörüyor.

Eşinden boşanan kadın için, ihtiyaç duyması halinde koruma emri alınabilmesi, boşanmak istediği halde maddi imkanı olmayan kişilerin, Bakanlar Kurulu kararıyla dava ve avukat masraflarının karşılanması, boşanan çiftin çocuğunun 7 yaşını doldurmasıyla beraber, kiminle yaşamak istediği konusunda fikrine başvurulması gibi öneriler de yeni düzenleme kapsamında karşımıza çıkan değişiklikler.

Tabii yukarıda sözünü ettiğimiz soyadı meselesinde de aynı şekilde insan hakları evrensel değerleri kapsamında ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda verdiği kararlar doğrultusunda eşitlikçi bir düzenleme getiriliyor.

‘Evlilik birliğinin taraflarının, uzlaşmaları halinde ikisinden birinin soyadını aile soyadı olarak taşıyabilmeleri, aile soyadı konusunda taraflar uzlaşmazsa ve bekarlık soyadlarını kullanmaya devam etmek isterlerse bunu nikah sırasında beyan ederek bu haklarını kullanabilmeleri, aile soyadı konusunda uzlaşmamış çiftlerin çocuklarının, hem annenin hem babanın soyadını alabilmeleri’ gibi…

Tüm bu öneriler, meclis çatısı altında oluşturulan geçici özel komitede ayrıntısıyla ele alınacak, toplumun her kesiminden gelecek öneriler ışığında, olası sıkıntılar tespit edilmesi durumunda gerekli düzenlemeler yapılacak.

***

Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da ‘tek sorunumuz bu muydu, bütün sorunları hallettik de sıra buna mı geldi?’ benzeri yorumlarla ilgili yasal düzenlemeyi önemsizleştirmeye çalışanlar var, olacaktır.

Evet tek sorunumuz bu değildir, ama bu da sorunlarımızdan/eksiklerimizden biridir ve diğer sorunlarımız/eksiklerimiz gibi bu konuda da gerekli iyileştirmeler yapılmalıdır.

Bu yasa çalışmasında soyadı konusunda öngörülen değişiklikleri bahane ederek, kadınları aşağılamaya çalışan ‘erkeklere’ verilebilecek en güzel yanıtsa, galiba onları ve sahip oldukları ‘prematür’ düşünceleri deşifre etmekten çekinmeyip, cinsiyet ayrımı yapmaksızın herkese eşit düzeyde saygı göstermelerinin gereğini, bıkıp usanmadan hatırlatmaktır.

Bu yazı toplam 2290 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar