1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Sevmek sonsuza kadardır; sevdiğim ülkem elimden alınsa da…
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Sevmek sonsuza kadardır; sevdiğim ülkem elimden alınsa da…

A+A-

Ben doğmadan çok önce, bu Ada’da çok ciddi “sivrisinek” sorunu vardı!

Ve tabii ki sivrisineklerden kaynaklanan “Sıtma!”

-*-*-

Mehmet Aziz adlı 1893 doğumlu bir halk sağlığı uzmanı, Kıbrıs'ta 1930'lu ve 40'lı yıllarda sıtma salgınını büyük bir başarıyla yok ederek, adayı sıtmadan arındırdı… 

-*-*-

Nobel ödüllü Sir Ronald Ross'un yanında eğitim aldığı söylenen Aziz, sıtmaya yol açan anofel sivrisineklerinin üreme alanlarını, yani tüm bataklıkları ve su birikintilerini yok etmek için askeri tarzda disiplinli bir kampanya yürüttü.

-*-*-

Halk O’na "Sinekci Aziz Efendi" diyordu…

Aziz, mağaralar dahil her su kaynağını ilaçlatarak sivrisinek larvalarını kuruttu.

-*-*-

Çeşitli kaynaklara göre, 1936'da yılda 18 bin vaka ile dünyanın en sıtmalı yerlerinden biri olan Kıbrıs, Aziz'in çabalarıyla 1950 yılına gelindiğinde sıtmadan tamamen arındırılmış ilk ülkelerden biri oldu.

-*-*-

1930 ve 1933’te Kıbrıs adasının nüfusu da sayılmıştı… 1930’da 345 bin, 1933’te ise 356 bindi…

Toplam nüfustan söz ediyorum!

Ortodokslar ve Müslümanlar ve tabii ki Katolikler…

-*-*-

Ve İngiliz yöneticilere göre bu toplam nüfusun yüzde 18’i “Müslüman”dı!

Yani tam tabiri caiz mi bilemiyorum ama “Kıbrıslı Türk”!

Rakam, önce 62 bin sonra 65 bin!

-*-*-

Elbette kendi çapımızda önemli isimlerimiz olmuştur da Dünya çapında sanırım en önemli isim Sinekci Aziz Efendi’dir!

-*-*-

Ve yine Dünya çapında “isim” olarak kaydedebileceğimiz kişi 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Bayrağı tasarımcısı resim sanatçısı İsmet Vehit Güney!

-*-*-

İsimleri “kriminal” olarak kaydedilmiş Vretçalı Mida ve Hasanbulliler dışında, “çok ünlü olmuş”; bugünkü dille “mafya” veya “kabadayı” mertebesinde “isimlerimiz” de yoktu!

-*-*-

Kaldı ki Hasanbulliler “1940’larda” Kıbrıs Türk ya da Müslüman cemaati içerisinde “kahraman”dı!

Kutlu Adalı, Harid Fedai ve Nazemin Gelen’in bu konuda kitapları var, bulunup okunmalı diye düşünüyorum…

Hasanbulliler de Baf bölgesindendi…

-*-*-

Allah ikisine de sağlık ve uzun ömür versin; Ersin Tatar’ın kökü de Baf – Poli’dir!

Ünal Üstel de Mandirga – Baf!

-*-*-

Nikos Hristodulidis de Baf!

-*-*-

Rahmetli Rauf Raif Denktaş da 1924 Baf doğumludur…

-*-*-

Vretçalı Mida (Mustafa Mida), yine aynı yıllarda yani İngiliz sömürge döneminde Baf bölgesindeki Vretça köylüsüdür… Polislerle girdiği çatışmaların ardından 1946 yılında asılarak idam edilen Kıbrıslı Türk efsanevi bir isimdir…

O da “kahraman”dır!

-*-*-

Vretça, bana göre bu ülkenin yetiştirdiği en değerli iki yurtsever olan Dr. İhsan Ali ve Özker Özgür’ün de köyleridir…

-*-*-

Vretça, geçtiğimiz gün Ünal Üstel tarafından görevden alındığı söylenen Başbakanlık Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı, sevgili kardeşim Durali Güçlüsoy’un da köyüdür… Köküdür…

-*-*

Kıbrıs’ta kriminal olay yok muydu?

İngiliz Sömürge Yönetimi döneminden söz ediyorum!

Olmaz olur mu?

-*-*-

Bizde “hırsızlık”la kebap yapmanın dahi adı var; “Kleftigo!”…

Yani “hırsız kebabı”…

-*-*-

En basit anlatımla tarifi şudur: “Kuzu veya oğlak mandradan çalınıyor, yere bir çukur kazılıyor, içerisinde odunlar yakılıyor, hayvan közleşmiş odunların üzerine konuyor, üzeri toprakla örtülüyor ve gizleniyor… sonra açılıyor, etler afiyetle götürülüyor!

-*-*-

Hiç mi cinayet işlenmedi?

Olur mu canım!

Mesela Luricinalı Bedasi’nin Melandra cinayetleri iddiası falan var…

Sanırım hiç yazılmamış hatta bayağı da gizlenen “söylentiler”…

-*-*-

Hatta Kalavaçlı bir köylümüzün, Anadolu’dan göç sırasında Ada’ya kaçan bir Ermeni kıza tecavüz ettiği iddia edilen Harçalı bir Rumu öldürmesi olayını da Kalavaç eski muhtarı sevgili Ömer Meraklı’ya sorun, anlatsın!

-*-*-

Açlık, yoksulluk, sıtma var…

Okul yok, cami yok…

Ve ekinokok da var!

-*-*-

Türk ya da Müslüman köyleri böyle…

1930’lar – 40’lar…

-*-*-

Derken, önce II. Dünya Savaşı, akabinde Süveyş Kanalı savaşları derken, Dünya’ya da açılıyoruz… Bu arada belirtelim, tek tük Kıbrıslı Türk’ün, Çanakkale’de Osmanlı Ordusu’na – Atatürk’e karşı İngiliz askeri olarak savaşa katıldığı da anlatılır!

-*-*-

İngiltere’ye toplu göçlerden söz edebiliriz… Ki ilk toplu göçün 195o’lerin başı olduğu bilinir…

3 bin kadar Kıbrıslı Türk İngiltere’ye göç etmiştir…

Rakamlar üç aşağı beş yukarıdır ama “bilinir”dir!

-*-*-

Kıbrıslı Türkler, okumaya çok heveslidir aynı zamanda…

Ve okur!

-*-*-

Üniversitede okuyan 500 kadar genç, 1964’te silahlandırılıp Erenköy – Koççina savunmasına dahil edilir…

-*-*-

Beyrut’ta 1968’de Denktaş – Klerides görüşmeleri, ateşkes, derken yığınla gencimiz Türkiye’ye yüksek öğrenime gider…

Ama bir yığın da İngiltere’ye göç eder ki bu göç de 1950’lerin başındakinden sonra üçüncü göç dalgasıdır…

-*-*-

İkinci dalga mı?

İkinci dalga yığınsal göç, 1959 – 1960’tır!

O dönemde İngiliz Polisi veya İngiliz Jandarması ya da Yardımcı Polisi olan çok sayıda Kıbrıslı Türk’e, “İngiltere’ye rahatça gitme şansı” tanınır ve yüzlercesi bu fırsatı değerlendirir!

-*-*-

Dedik ya, yoksulluk, sıtma, işsizlik, göç ve 1957’den sonra açıkça başlayan ama 1963 Aralık sonundan itibaren şiddetlenen çatışmalarla, 20 Temmuz 1974’e kadar idare ediyoruz…

-*-*-

Her türlü soruna, her çeşit sıkıntıya rağmen; birbirini, toprağını, ülkesini, köylüsünü, komşusunu, ailesini çok seven insanlarız…

-*-*-

20 Temmuz 1974’te ne olursa oluyor; sebeplerini eminim toplum bilimciler tartışacaktır veya tartışmalıdır ama ruhumuz, içimiz, dışımız açık ve de seçik bir şekilde bozuluyor!

-*-*-

Bizim olmayana zorla ya da “doğalmış” gibi “bizimdir” dedirtiyorlar!

“Sizi kurtardık”lar başlıyor!

Ağır bir travmadır kurtarılmış olmak!

-*-*-

Hep kurtarılmanın bedelini ödersiniz; ödemek zorundasınız!

Ve bitmez o bedel ödeme!

-*-*-

Ömer Seyfettin’in “Diyet”ini mutlaka okuyunuz!

-*-*-

Lüks arabalarımız var tamam; maaşlar yerinde, o da tamam!

Pasaportlar “ahlaksızca” çifte çifte!”

-*-*-

Ama “toplum” kalmadı!

“Cemaat” tükendi!

Ruhu öldü!

-*-*-

Sahip çıkacak Hasanbullilerimiz de yok, Midamız da!

Modern dönemin “Mida”sı diyelim; Halil Falyalı’yı das - ki o da Baflı – öldürdüler!

-*-*-

Toprak eğreti; bizim değil!

Nüfus; geçtim kimlik yapısını – kültürünü; sayısal anlamda dahi bilinmiyor…

Ve kesecek ve “unutma, seni ben kurtardım” diyenin önüne atacak “kol”umuz bile kalmadı!

-*-*-

Artık benle değilsin Kıbrıs…

Ama “Güneyde – ne ilginçtir Baf’ta” bulsam da seni; hala seviyorum…

-*-*-

Evet evet benim değilsin artık… Belki hiç de olmadın!

Ama sakın seni sevmekten vazgeçeceğimi sanma!

-*-*-

Bir gün çok daha uzağa gitsem de…

Seni sevmeye devam edeceğim…

-*-*-

Sevmek, sonsuza kadardır…

Sevdiğim ülkem elimden alınsa da…

944edc0c36277c997e78eacdb3c1a553.jpg

Bu yazı toplam 557 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar