1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. SAYGISIZLIKLA BAŞA ÇIKMAK
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

SAYGISIZLIKLA BAŞA ÇIKMAK

A+A-

Kıbrıs’ta konuşulan Türkçenin en sevdiğim yanı böyle bir dilde resmi olmanın mümkün olmaması. Resmiyet kamusal alanda bir ifade biçimi olarak gerekli elbette ama ben bir sahtelik de bulurum resmi dilde. Hele resmi konuşma retoriği epey gerer beni.

Benim kuşak kadınlar iyi bilir bunu. Kamusal alanda epey sessiz kadınlardık biz. Politik ya da kültürel toplantılar genellikle erkek ağırlıklı olurdu. Erkek ses tonu ve retoriği hâkim olurdu ortama. Hiçbir kadının söz alıp konuşmadığı çok toplantı yaşadım. Erkekler konuşurken kafamdan cümleler, parlak fikirler geçtiğini ama onları ifade etmeye cesaret etmediğimi, bazen parmak kaldırsam da büyük cüsseler ve alanı kaplayan özgüven abideleri arasında fark edilmediğimi anımsıyorum. En büyük sorun o gerçeğin sahibi benim edasına, o karşıdakini köşeye sıkıştırma atağına dahil olamamaktı belki de. Gittikçe yükselen ses tonları, suçlayıcı dil, köşeye sıkıştırma cümleleri arasında ufalıp yok olduğumu, bazen de dayanamayıp kendi iç sesimi döndüğümü anımsıyorum. Kimi zaman bir gaflete düşüp söz aldığımda daha önceki konuşmacılardan çok farklı olan üslubumun garipsenip küçümsendiğimi, bir hafiflik duygusu verdiğimi fark ederdim.

Köprülerin altından çok sular geçti, feminist hareketlerin kazanımlarıyla kadınlar hem varlıklarını duyurmayı hem de bu dili kırmayı başardılar bir miktar. Diğer yandan Çatışma Çözümle ( Conflict Resolution) çalışmalarının iletişim alanına epey yardımı olduğunu düşünüyorum.

Bazen hala daha geçmişin ortamları içinde, anakronik ortamlarda bulabiliyor insan kendini. Çatışma Çözümleme’nin icat edilmediği zamanlardaymışız gibi. Erkek savaşçılar alana girip kelimelerle saldırıya geçtiğinde onların karşısında nasıl durabilir, çatışma diline savrulmadan, iğneleyici, alaycı olmadan, adalet duygusu içinde davranarak, ajite olup saldırganlaşmadan nasıl var olabilirsin esas mesele bu. Elbette faşizan, cinsiyetçi, ayrımcı, toptancı tavırların cevabı verilmeli, zekâ ile taş gediğine konulmalı ama bunu sorunlu eril dile savrulmadan yapmak önemli olan.

Bazı toplantılarda kadınların duygusallaşmasının, hatta ağlamasının nasıl küçümsendiğini anımsıyorum. Bir haksızlığa isyan eden, karşı çıkan, sesini yükselten bir kadının ise isterik olarak tanımlanması kaçınılmazdı. Esas olan biziz, kadınlar da kıyıdan bir miktar dahil olabilir, bazı erkek gibi kadınlar kabulümüzdür anlayışıydı egemen olan.

Diğer mesele şuydu: Kamusal alandaki bir toplantı sürekli özel alana mahkûm edilmiş, özel alanın kodları ve dili içinde davranan kadınlar nezdinde epey yabancılaştırıcı bir pratikti. Bir dilden diğerine doğru geçmek gerekirdi. Feminist hareketin “Özel olan politiktir” mottosu biraz da bu dikotomiyi kırmaya yönelikti.

Geçen gün bir “mobbing”in  kanıtlarıyla sunulması konusu açıldığında şunu düşündüm. Mobbing kelimesinin Türkçesini bulamadım o yüzden bu kavramı daha önce işitmemiş okurlar bulunabilir diye burada yazmak istiyorum. İngilizcede dışlama, rahatsız etme, psikolojik şiddet ve taciz gibi anlamları içeren bir kelime. Günümüzde iş yerlerindeki pek çok kötücül davranışı anlatmak için kullanılıyor. İş hukukunu ilgilendiren anlamıyla ise mobbing işyerinde bir çalışanı özellikle hedef göstererek kötü davranma, yok sayma, haksızlığa maruz bırakma, rahatsız etme ve psikolojik şiddet uygulama diye özetlenebilir.

Peki bu nasıl kanıta dökülecek? Bu bazen bir yüz ifadesi, beden dilidir. Videoya mı çekilecek? Arkadan iş çevirmek, bir grup içinde kapalı kapılar ardında dışlama planı yapmaktır. Bu nasıl kanıtlanacak? Birine sabah “günaydın” dememek, yokmuş gibi davranmaktır. Bu bir suçlama konusu olabilir mi?  Sinsice yapılmış bazı komploları, arkadan iş çevirmeleri kanıtlamak mümkün mü? Birinin sözünü kesmek, lafını ağzına tıkamak, suçlama getirip kendini savunma imkânı tanımamak, laf çarpmak, alaycı bir yüz ifadesi takınmak nasıl somut kanıta dönüştürülebilir? Saygısızlığın bir ölçü birimi var mı?

İnsan insanın cehennemidir elbet ama insan aynı zamanda daha iyi bir dünyanın yolunu açmak için bunu saptayan ve sorgulayandır da.

Kötücül bir davranışla karşılaştığımızda önümüzdeki seçeneklerden biri aynı üslup içinde bir karşı kötülük cevabı vermektir. Bir diğer seçenek ise kötülüğü sergilemek ve onu mahkûm etmektir. Nasıl mı? İşte bütün mesele bu.

Bu yazı toplam 798 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar