1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Savaş gürültüsüyle örtülen kir
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Savaş gürültüsüyle örtülen kir

A+A-

“Başbakan” olarak anılan Üstel diyor ki:
İnsanımız Türkiye’ye güveniyor.

Yanında TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz.

İnsanımız size güvenmiyor Bay Üstel.
Hem de hiç ama hiç güvenmiyor.

Ne kadar kamuoyu araştırması varsa, hele hele son birkaç yılda…
En az güvenilen bu “hükümet.”
Bu "Başbakan."
Bu "siyaset."

Son üç seçimde zaten gösterdiler bunu...

***
Şimdi savaş var ya…

Ada’mızı silah deposuna dönüştüren güç ve milliyetçilik yarışı var aynı zamanda…

Kendi kirini, pasını, hilesini, yandaş kayırmacılığını, yozluğunu “savaş” deterjanıyla çitileyerek yıkamak istiyor Üstel.

Korku salıyor!

Sahte diplomaların üzerinden savaş uçaklarını uçuruyor, rüşvet iddialarının karşısına hücümbotları konumluyor.

Yanında, yakınında, parmak ucunda, dudak mesafesinde kim varsa ya kelepçeli şimdilerde ya da yargı önünde…
“Adamızın üzerinde füzeler dolaşmakta, fırlatılan dronlar Kıbrıs’ın güneyinde patlamaktadır" diye çıkıyor işin içinden...

***
Çöplüğe döndü ülke devr-i iktidarlarında…
Şimdiki “garip” hükümeti anlatmıyorum sadece; “iktidar” çok daha başka…

Bunu unutturmak için de hep aynı dalga, hep aynı masallar, hep aynı hamaset…
“Rumlar…”
“Anavatan…”
"Stratejik damar…”
“Milli dava…”

İyi de birileri ha bire çalıyor!
Birileri rüşvet yiyor!
Sahte diplomalar basıyor birileri; organize bir kötülükle köpürüyor, kabarıyor, zenginleşiyor.

Üleşiyor karış karış…
Bölüşüyor parsel parsel…

Yine toplumda karşılık bulmayan çözümsüzlük dili…
Yine suçlamalar üzerinden kurulan bir hınç kültürü…

***
Trafikte ilerliyorum başkent Lefkoşa’da…
Polis motosikletleri geliyor…

Bir, üç, beş, on, yirmi…
Hiç abartmıyorum; o kadar çok ki şaşırıyorum…Hemen arkasından siyah kaplı camlarıyla başka başka koruma araçları…
Makam arabaları…
Yine özel korumalar, yine özel polisler arada…
Ambulanslar…
Öyle böyle bir kortej değil…
En sonda yine motosikletler…

Türkiye’den gelen heyet bu ve buradaki bakanlar…

Daha biraz önce “Başbakan”, güneyde herkesin korku içerisinde olduğunu anlatmış; kuzeyde huzuru ve güveni… Nazım ustanın şiiri aklımda, korkuya dair...

Ne büyük bir ironi bu böyle!

Bu yazı toplam 379 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar