Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Offf, sıcak bastı!

A+A-

Hava öyle bir sıcak, öyle bir bunaltıcı ki…

Dışarıda işi olanın işi zor. Sıcak vuruyor, bedeninizden ter boşalıyor, tansiyonu olanın kan basıncı tavana vuruyor.

Klimaları açıp içeride oturmak istiyorsunuz ama her taraf kapalı oturmanın da başka riski var bu pandemi zamanında…

Yalnızsanız, evdeyseniz, çekirdek aile iseniz tamam ama işyerinde, kapalı bir yerde hep kapalı, klima çalışır halde uzun süre çalışmanın sıcaktan kurtarsa da corona riskini göze almak zorundasınız.

Gündüz çalışıyor ve bunaldıysanız akşam eve gittiğinizde belki hava biraz serinler umuduyla beklentiye giriyorsunuz ama gündüzün gecesi de aynı. Sıcaklık birkaç derece düşse oturmak, dinlenmek, uyumak çok zor.

Evde de kapalı oturmamak için balkona, terasa, bahçeye çıkıyorsunuz ama nafile…

Serinlemenin imkânı yok. Soğuk bir duş alıp çıkıyorsunuz serinlemek için ama iki dakika sonra tekrar bunalıyorsunuz, tekrar terliyorsunuz.

Gözünüz hep cepteki hava durumu uygulamasında… Acaba yarın nasıl olacak, gece nasıl olacak… Kısa zamanda bir serinleme yok gibi… Biraz daha çekeceğiz gibi görünüyor sıcakları…

Sonra diyorum ki; acaba bu sıcaklarda bir de siyasi bunalımın etkisi var mı?

Var galiba… Siyasette biraz barışcıllık olsa, sıcak mesajların vereceği ters etki serinlik olsa, şoven, milliyetçi, düşmanca, ırkçı söylemler olmasa, içimizi ferahlatacak mesajlar verilse bu sıcaklıklar daha kolay atlatılacak ama olmuyor.

Yaratılan siyasi hava müsait değil.

Havanın bunaltıcı hali, gelen siyasi mesajlarla bizi daha da bunaltıyor, sıcak basıyor, tansiyonlar çıkıyor…

O kadar gayri-ciddi ve o kadar benci mesajlar ki halkın, halkların istekleri, gelecekle ilgili kaygıları, yaşanan günlük sorunlar hep göz ardı ediliyor…

Varsa yoksa sadece ‘ben’.

Varsa yoksa koltuk, varsa yoksa cep.

Türkiye’den Kıbrıs’la ilgili gelen mesajlar ister iktidar, isterse muhalefet olsun hep milliyetçi, şoven mesajlar… Onlar için varsa yoksa Türklük, Turancılık… İster sağ, isterse kendilerine solcu diyenler… Milliyetçiliğe geldiklerinde meydanlar sığmıyor… Biri bir şey söylüyor, diğer onu geçmek için daha büyük milliyetçi oluyor.

Bizdekiler mi!

UBP-DP-YDP azınlık hükümeti… Adları üstünde; Atanmış hükümet.

Aslında Arıklı dışında Türklükmüş, Turancılıkmış, milliyetçilikmiş çok da bilgileri yok ama orada bulundular ya!..

Bilmedikleri, anlamadıkları sözcükleri kullanmaya, tek adam Erdoğan’a yağ çekmeye çalışıyorlar.

Tatar bile ‘tek millet, üç devlet’ten söz eder oldu.

Azerbaycan onu tanımasa da, davet etmese de, KKTC diye bir yeri saymasa da Tatar birilerine yaranacak ya! Cümleyi kullanırsa zararı yok diye düşünüyor. Birileri onu kaale almasa da…

Belki başka bir yerde getirileri olur.

Bu getiri toplumsal olur mu önemli değil, bireysel de olabilir.

Baksanıza Tatar’a yavru külliye yapılıyor.

Birilerine sormadan… Sorunları öteleyerek, hatta görmeyerek, umursamayarak…

En büyük ihtiyacımız külliye imiş gibi.

Offf, sıcak daha da arttı.

Ne zaman serinleyecek bu havalar!..

Bu yazı toplam 552 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar