1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET
Sami Özuslu

Sami Özuslu

‘NESNE’ POLEMİĞİ VE İDEOLOJİK ABLUKA

A+A-

Başbakan Ersan Saner kendi ‘özel kanalı’ haline gelen BRT’de katıldığı sayısı belirsiz programların en sonuncusunda Kıbrıslı Türkler için “1974 öncesinde nesne bile değildik” demiş.

Belli ki şuuyu vukuunu aşan bir cümle kurmuş.

Muhtemelen lafın nereye gideceğini düşünmemiş ya da hesap edememiş olmalı.

Çünkü ‘nesne bile olmamak’ demek ‘hiçlik’le aynı anlama geliyor.

Saner’in ağzından çıkan cümleye göre 1974 öncesinde Kıbrıslı Türkler bir ‘hiç’ti.

Demek ki bildiğimiz Kıbrıslı Türk liderler aslında yokmuş.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki ortağından biri değilmişiz meğer biz toplum olarak...

Yazarlar, avukatlar, doktorlar yetiştirmemiş bu toplum hiç...

Nalbantı, tenekecisi, dülgeri, çiftçisi, hayvancısı, kunduracısı olmamış Kıbrıslı Türklerin...

Ne fırıncısı olmuş nohutlu çörek yoğuran, ne hellim yapmasını bileni varmış, ne daşinobitta pişirmeyi bilen...

Erenköy’e çıkan üniversite öğrencileri direniş falan yapmamışlar aslında...

Anlı şanlı TMT de yokmuş hakikatte...

Saner’in ağzından çıkan ‘nesne’ metaforu bitiriverdi Kıbrıslı Türklerin tarihini, kültürünü, insanını...

**

Ersan Saner’in bundan sonraki politik hayatında sık sık karşısına çıkacağı kesin olan ‘nesne’ sözcüğünün bilinçsizlik ve/veya istemeden söylenmiş olduğunu düşünmekle beraber, son dönemlerde olup bitenler bunu teyit etmiyor.

Aksine bir ideolojik yönlendirme çabası var ve bu da ayan beyan sırıtıyor.

Mesela Ersin Tatar’ın 1 Ağustos nedeniyle yayımladığı mesajdaki vurgu buna bir örnek. Tarihi 450 yıl öncesinden başlatıyor Tatar... Yani Osmanlı’nın adaya gelişinden itibaren...

Öncesi yok...

Kıbrıs adasının 1571 öncesine sahip çıkmıyor. Bu topraklardan gelip geçmiş onlarca medeniyete, kültüre sırtını çeviriyor. Sanki kültürler arasında hiç ama hiç bir şekilde etkileşim olmamış zannediyor. Bu mantık Anadolu halklarının da ‘ari bir ırk’ olduğu tezini kadar dayanıyor.

Ersin Tatar ‘Türk milliyetçiliği’ girdabında dönüp dururken ‘ulusal devlet’ ve ‘yurttaşlık’ gibi daha modern kavramları unutmuşa benziyor. Bir yandan ‘eşit egemenlik’ten söz ettiği KKTC’de hem uluslararası insan hakları metinlerine, hem de yerel mevzuata aykırı bir söylem tutturuyor.

Mesela Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan yabancı kökenli bütün KKTC yurttaşlarına “Siz 1571’de gelmediniz, o yüzden buraya ait değilsiniz” mesajı veriyor.

Etnik milliyetçilik ötekileştiriciliği tetikliyor, insanları bölüp parçalıyor...

**

Türkiye’den gelen aleni müdahalelerin ürünü olarak makam işgal etmekte olan Saner ve Tatar’ın ‘biz aslında bir hiçiz’ noktasına varan söylemleri, aslında sürekli ‘şükran’ ve ‘biat’ etmelerinin doğal bir tezahürü de sayılabilir.

Ancak ‘Kıbrıslı Türklerin kimlik, kültür ve benliği’ konularında yapılmak istenenler Tatar ve Saner’inkilerden ibaret değil.

Mesela yarın (Çarşamba) Girne Üniversitesi’nde bir panel var.

‘Kıbrıs Türk Tarihi ve Öğretimi’ başlığını taşıyan bu panelde tamamı Türkiye’den gelecek hocalar ‘Kıbrıs tarihi’ ve ‘Kıbrıs’ta Osmanlı tarihi’ gibi konularda konuşmalar yapacak.

‘Hizmet içi eğitimler’ çerçevesinde TC Turizm ve Kültür Bakanlığı ile KKTC Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın organize ettiği bu panelde konuşmacılar tarih bilimi ve öğretimi konularında mutlaka önemli bilgiler de vereceklerdir. Bilgi bilgidir ve önemlidir. Kimsenin bilgilenmeye itirazı olmaz.

Yeter ki bir empoze olmasın.

Yeter ki ‘toplum mühendisliği’ çalışması yapılmasın.

Yeter ki TRT dizisindeki gibi bir sonuç çıkmasın.

‘Nesne’ bile olamamış bir topluma bu kadarı çok fazla değil mi sizce?

Bu yazı toplam 696 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar