1. YAZARLAR

  2. Ödül Muhtaroğlu

  3. KKTC’deki aylık enflasyon, AB ülkelerinin yıllık enflasyon ortalamasından bile fazla…
Ödül Muhtaroğlu

Ödül Muhtaroğlu

KKTC’deki aylık enflasyon, AB ülkelerinin yıllık enflasyon ortalamasından bile fazla…

A+A-

Ülkemizde ,2026 Ağustos ayı enflasyonu, yüzde 3.04 olarak açıklandı. Bu oran, Nisan ayındaki orandan sonra (%4,62), bu yılın en yüksek aylık oranıdır. Yıllık enflasyon ise, (Geçen  Ağustos'tan bu Ağustos’a) yüzde 37.70’ e ulaştı. Böylece, yılın ilk 8 aylık toplam enflasyonu da yüzde 24.01 olarak gerçekleşti.

Türkiye’de ise, Ağustos ayı enflasyon oranı yüzde 1,84, yıllık  enflasyon oranı ise, yüzde 31.51 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon rakamlarında, şu anda  Türkiye’ den yaklaşık yüzde 6,2 daha fazla enflasyon oranına sahibiz. Güney Kıbrıs’ta ise, yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 4, AB ortalaması da % 3  düzeyindedir.

Ana harcama grupları itibariyle bir önceki aya göre en yüksek artışlar %8.35 ile Alkollü İçecekler ve Tütün ana grubunda gerçekleşmiştir. Ulaştırma ana grubunda %4.96, Lokanta ve Oteller ana grubunda %4.74, Eğitim ana grubunda %3.97, Gıda ve Alkolsüz İçecekler ana grubunda %3.73 artış gerçekleşmiş olup, bunları diğer gruplar takip etmiştir. Mevsim sonu indirimleri nedeniyle, Giyim ve Ayakkabı ana grubunda %3.90 azalış gerçekleşmiştir.

Yıllık enflasyonda, Eğitim ana grubunda yaklaşık yüzde 68, Sağlık ana grubunda ise yaklaşık yüzde 44 fiyat artışları olmuştur. Halkın temel ihtiyaçları olan, Sağlık ve eğitimdeki enflasyon oranları, genel enflasyon oranının oldukça  üstünde seyretmektedir.

Ülkemizde, yıllık gıda enflasyonu da şu anda yüzde 34’ ü geçmiştir. Hem genel enflasyon oranında, hem de gıda enflasyonunda Avrupa da birinci sıradayız. Türkiye'de ise, yıllık gıda enflasyonu, yüzde 33, 8 olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği yıllık gıda enflasyonu ortalaması ise, yaklaşık yüzde 2.3 düzeylerindedir.

Gıda enflasyonunun yüksekliğini, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırında  da görüyoruz.

4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını oluşturan açlık sınırı, Temmuz ayı sonu itibarıyla, 45 bin 389 TL’ ye ulaşmıştır.  Ağustos ayı rakamları açıklandığı zaman, bu tutarların daha da arttığını göreceğiz. Gıda harcamalarını zor karşılayan  asgari ücretle, dar gelirlilerin geçinmesi mümkün değildir.

Ülkemizdeki gıda ürünlerinin özellikle de meyve, sebze, et fiyatlarının aşırı yükselmesi, halkın tepkisini çekmektedir. Zira, bu ürünlerde kendi kendine yeten ve geçmişte bu ürünleri ihraç eden bir ülkeydik.

Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ve hayvansal ürünlerin fiyatlarının aşırı yükselmesinin temel nedenleri, üretim miktarının düşmesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi, devlet desteklerinin yetersiz kalması ve üreticiden makul fiyatlarla alınan ürünlerin, tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçlerde fiyatlarının aşırı derecede yükselmesidir.

Halkın temel ihtiyaçları olan, özellikle gıda, sağlık, eğitim alanlarındaki pahalılık, vatandaşların harcamalarının önemli bir kısmını oluşturmakta olup, bütçelerinin sarsılmasına neden olmaktadır.

Döviz kurlarında da, son günlerde kademeli olarak bir artış görülmektedir. İthalatla gelen tüm malların fiyatları, kiralardan, araçlara, evlere, okul harçlarına kadar, pek çok yerde döviz kullanıldığı için, tüm bunlar enflasyonu da tetiklemektedir.

KKTC’de yaşanan pahalılıktan dolayı, Rumların kuzeyden alışverişlerinin azalması ve Türklerin, güneyden alışverişlerin artması sonucunda, Maliye çift taraflı gelir kayıplarına uğramaktadır.

ABD ile İran arasında yaşanan gerginlik, petrol fiyatlarının hala yüksek seyretmesine neden olmaktadır. Ağustos ayı sonunda akaryakıt fiyatlarına litre başına 4 TL zam yapıldı. Bu zammın bir miktarının enflasyon endeksine yansıması Ağustos ayında gerçekleşmiştir. Diğer miktarı da Eylül ayına yansıyacaktır.

Akaryakıtın girdi maddesi olması nedeniyle, yapılan mazot ve diğer akaryakıt  zamları, toplu taşıma ücretleri, halkın yakıt giderleri ve başta tarım ve sanayi  olmak üzere pek çok sektörde kullanılan bir çok mal ve hizmete zam olarak yansımaktadır. Bu da, hayat pahalılığı oranını yükseltmektedir.

Pahalılık, çalışan maaşları, emekli maaşları ve asgari ücrete yapılan artışları kısa sürede eritmekte ve satın alma gücünü düşürmektedir. Her asgari ücret artışından, elektrik ve akaryakıt zamlarından sonra, mal ve hizmet fiyatları yükselmektedir.  

Yüksek enflasyon, uygulanan hayat pahalılığı ödeneğini de artırmaktadır. Bu bağlamda, devletin bu artışı verebilmesi için, gelirleri yetmediği için, aldığı borçları da çoğalmakta ve bütçe açıkları artmaktadır.

Hükümetin piyasa denetimlerini düzenli olarak gerçekleştirmemesi de, pahalılık ve enflasyonu günden güne artırmaktadır. Ayrıca, Son dönemde alınan  tasarruf tedbirleri ile  gelir artırma yöntemleri  ise yeterli değildir. Bütçeye yük getirmemek için, .seçimlere giderken özellikle sınavsız, münhalsiz, partizanca istihdamlardan kaçınılmalıdır.

Bu yazı toplam 573 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar