1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. Bütün Bunların Eğitimle Ne İlgisi Var?
Salih Sarpten

Salih Sarpten

Bütün Bunların Eğitimle Ne İlgisi Var?

A+A-

Denetim yoksa devlet sadece seyircidir.

Devletin varlık nedenlerinden biri, vatandaşını öngörülebilir risklerden korumaktır. Bu nedenle denetim bürokratik bir işlemden öte bir şeydir.

Liyakat sadece adalet değil, toplumsal güvenliktir.

Çünkü liyakat yalnızca “hak edene hakkını vermek” değildir. Liyakat aynı zamanda toplumun güvenlik mekanizmasıdır. Yanlış bir insanı yanlış göreve getirmek bazen yalnızca verimsizlik yaratır. Bazen çok daha ağır sonuçları olur.

En tehlikeli sistem, sorunu olmayan değil; sorununu göremeyendir.

Bir sistemin hiçbir sorunu olmaması mümkün değildir. Asıl önemli olan, sorun ortaya çıktığında sistemin ne yaptığıdır.

Yönetmeyi bırakan artık “idare de edemiyorsunuz.”

Bir ülkeyi yönetmek ile bir ülkeyi idare etmek arasında büyük bir fark vardır. Yönetmek, yarının problemini bugünden görmektir. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü, kaç kriz atlattığıyla değil; kaç krizi daha yaşanmadan önleyebildiğiyle ölçülür.

Peki ama eğitimi tartıştığımız bu sayfada bütün bunların eğitimle ne ilgisi var?

Çok ilgisi var. Çünkü bir ülkenin bütün kurumlarında aynı yönetim kültürü vardır. Eğer bir toplumda;

  • denetim zayıfsa,
  • liyakat ikinci plana atılıyorsa,
  • veri yerine kanaat kullanılıyorsa,
  • uyarı mekanizmaları çalışmıyorsa,
  • sorunlar görünür olmaktan korkuluyorsa,
  • hesap verebilirlik zayıfsa,
  • kriz çıkmadan önlem almak yerine kriz çıktıktan sonra harekete geçiliyorsa,

Aynı kültürün eğitim sistemine yansımaması mümkün değildir. Ve eğitim sisteminde bunun bedeli çok ağır olur. Eğitimde “kaza” olduğunda gemiler değil çocukların geleceği, bir toplumun umutları batar.

Bir öğrenci başarısız olduğunda ilk yaptığımız şey çoğu zaman öğrenciyi sorgulamak olur: “Çalışmadı”, “ilgilenmedi”, “ders dinlemedi”, “yeterince gayret göstermedi”.

Çoğu bunların bir kısmı doğrudur.

Ama bilimsel yaklaşım burada durmaz. Şunu da sorar: Sistem bu çocuğu kaybettiğini ne zaman fark etti?

Bu soruyu sormadan öğrenciyi suçlamak, eğitim sisteminin kendi sorumluluğundan kaçmasıdır.

Eğitimde yapılması gerek gerçek reform: sorun çıktıktan sonra çözüm üretmek değil, sorun üreten mekanizmayı değiştirmektir.

Artık başka bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var: Daha fazla denetim, daha fazla liyakat, daha fazla bilim, daha fazla veri. daha fazla şeffaflık, daha güçlü hesap verebilirlik, daha güçlü kurumlar.

egitim-062.jpg


Biliyor muydunuz?

Eğitim Yönetimi

Eğitim Yönetimi’nin ne olduğu ile ilgili ortaya atılan tartışmalara çok farklı yanıtlar verilir. Bilim, uygulamalı alan, sanat, kamusal politikaların oluşturulmasına katkıda bulunan bir çalışma alanı gibi tanımlar birbirinde oldukça farklı olmasına rağmen hemen hepsi eğitim yönetimi için kullanılmıştır.

Eğitim Yönetimi konusunda önemli çalışmaları bulunan bilim insanı Robert Donmoyer eğitim yönetimi alanını, eğitimle ilgili kamusal politikaların oluşturulmasına katkıda bulunan bir “çalışma alanı” olarak tanımlar. Bu alanda çalışmaları ile bilinen diğer bir bilim insanı olan Michael Imber ise eğitim yönetimini “uygulamalı bir alan” olarak kabul eder.

Eğitim yönetimi konusunda en geniş ve derin bilimsel çalışma geleneği olan Amerika Birleşik Devletleri’nde en yaygın görüş eğitim yönetiminin bir çalışma alanı olduğu, bir disiplin olmaktan ziyade, pek çok alanın (antropoloji, sosyoloji, psikoloji, tarih, vb.) bilgi temeline yaslanan disiplinlerarası bir çalışma alanı olduğudur.


Okumuş muydunuz?

“İnsanlar huyları ve hayattaki rolleri itibariyle 3’e ayrılırlar;

  • Kendi oturduğu dalı kesenler,
  • Başkasının bindiği dalı kesmekle uğraşanlar,
  • Başkasının dalını kesiyorum zannıyla kendi dalını kesenler..”

Refik Halit KARAY

Bu yazı toplam 450 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar