Kirliliği iktidar biçimi yapmak
Şimdiki yönetim için “bunlar gitsin” duygusunda ciddi bir toplumsal uzlaşı var.
Son kamuoyu araştırmalarına göre seçmenin en az yüzde 70’i böyle düşünüyor.
İlginç olan şu…
İnsanların itirazının merkezinde kamu borcu yok…
Nüfus değil mesele…
Ulaşım, sağlık, eğitim ya da hayat pahalılığı da değil tek başına.
Bütün bunların üzerinde başka bir duygu yükseliyor
“Bunlar kirli.”
Ağır bir söz bu.
Çünkü bir hükümete “başarısız” demek başka, “şaibeli” demek başka…
İnsanlar bu hükümeti "başarısız" değil "şaibeli" buluyor öncelikle...
Üstelik bu algı yalnızca kahvehane sohbetlerinden, sosyal medya öfkesinden ya da muhalefetin propaganda dilinden doğmuyor.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün ölçütleri esas alınarak hazırlanan “Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu” duruyor önümüzde.
Araştırmaya katılanlar da öyle rastgele seçilmiş insanlar değil; ülkenin köklü ekonomik örgütlerine kayıtlı tüccarlar, esnaf, sanayiciler, iş insanları…
Her üç iş insanından biri işini halletmek için rüşvet verdiğini söylüyor.
Yüzde 59’u yolsuzluğun Başbakan ve bakanlar arasında yaygın olduğunu düşünüyor.
Ben söylemiyorum.
Rapor söylüyor.
Hem de dünyaya söylüyor!
***
Mali Polis operasyon yapıyor.
Dosyalar açılıyor.
Mahkemelerde iktidarın en yakın çevresinden isimler beliriyor.
Sahte diplomalar…
Rüşvet iddiaları…
İhale oyunları…
Kayırmacılık…
Partizan istihdamlar…
“Biz koltukları bırakıp gitmeyiz” diye de övünüyorlar.
Çünkü “dokunulmazlık” koltuklarda (!)
Gitseler, çoğu yargılanacak muhtemelen…
***
Kamu kaynağıyla kişisel menfaat arasındaki mesafe iyice daralmış.
Güvensizlik hiç bu kadar artmamıştı.
Ne kadar “kir” varsa, altına süpürdükleri yer de belli: Türkiye’yle yakın ilişkiler!
Maaşları bankalar ödüyor artık; Maliye “batak” halde…
Ülke bataklık…
Yine de şatafat bitmiyor.
Partizan istihdam bitmiyor.
Savurganlık bitmiyor.
Öte yanda insanlar yollarda ölüyor.
Bıçaklanarak, basılarak, ezilerek ölüyor insanlar ve herkes eşinin, dostunun, evladının yolunu gözlüyor her gece, titreyerek…
“Turist” diye gelip gidenler dağıtıyor ortalığı…
Affediyorlar…
Nüfusu geçtim, kaç yurttaş olduğunu dahi açıklayamayan bir yapıdan söz ediyoruz.
Öylesine şaibeli…
***
O nedenle yaklaşan seçimde insanların önündeki soru yalnızca “Kim daha iyi yönetir?” değil.
“Kime güvenebiliriz?” sorusuna yanıt aranıyor.
"Bu rezillikten nasıl kurtuluruz..."
İnsanlar yalnızca hükümetin değişmesini istemiyor.
Kirliliğin iktidar biçimi olmaktan çıkmasını istiyor.






