1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kıbrıs’ta barışı belki engelleyebilirsiniz ama dostlukları engelleyemezsiniz...”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

“Kıbrıs’ta barışı belki engelleyebilirsiniz ama dostlukları engelleyemezsiniz...”

A+A-

Cemal YILDIRIM

Süt Babam hikayesini sanırım pek çok kişi artık biliyor. 1974 yılında Lefkoşa Dereboyu'nda, Kanlıdere içerisinde yaşanan dostluğun neticesinde, o dönem 3 aylık bir bebek olan eşim Birgül'e süt getiren Kıbrıslırum asker Antreas, aslında sınırda daha önce kurulan dostluğun verdiği güven ortamı içerisinde, kayınpederim Mehmet ile buluşabilmiş ve sütleri ona vermişti. İngiliz Elçiliği arkasında ve civarında karşılıklı nöbet tutan Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk askerler, yıllar içerisinde, o bölgede bir dostluk geliştirmişlerdi zaten.

 

CENGİZ-PAMBOS DOSTLUĞU...

Örneğin Kıbrıslıtürk asker Mehmet Cengiz ve Kıbrıslırum asker Pampos  (Haralambos Kalogiru), çok iyi iki dostmuş... Ve her ikisi de, kayınpederim Mehmet Hulusi ile Süt Baba dediğimiz Antreas Efstathiou'nun nöbet tuttukları bölgede görevliymişler...

Mehmet Cengiz, sesi güzel biriydi, bir ses sanatçısıydı. Kuğulu Park'ta sahneye de çıkıyordu. Nöbette olduğu gecelerde, o yanık sesi ile söylediği Rumca ve Türkçe şarkılar, Dereboyu'nu inletir, her iki taraftaki askerlerin ruhuna ilaç gibi gelirmiş...

O yıllarda Pampos ile Mehmet Cengiz, sık sık derede buluşup sohbet ederlerdi. Savaş esnasında da birbirlerinin mevzilerine hiç kurşun atmamışlar. Hep havaya sallamışlar. İşte o günlerde, kayınpederim Mehmet Hulusi, kızı için süt ararken, konuyu Mehmet Cengiz'e açıyor. Mehmet Cengiz de durumu Pampos'a bildiriyor. Yani ilk kontağı yapan bu iki dost. Sonra da olay gelişiyor. Bu hikayeyi Süt Babam belgesel filminde anlattık.

 

KANSERE YENİK DÜŞTÜ...

Mehmet Cengiz, ne yazık ki 2016 da kansere yenik düştü. Uzun yıllar müzik camiasında emek veren Mehmet Cengiz'i, eski dönemleri bilen müzik sevdalıları mutlaka hatırlayacaktır. Mezarı şu an Tuzla'da.

Pampos, gitmek istedi, aradı rica etti ve geçtiğimiz haftasonu buluştuk, mezarına gittik. Pampos'un eşi Demetra da gelmişti. Mezarlıkta bizi, Mehmet Cengizi'in oğlu Cem Cengiz, kızı ile birlikte karşıladı. Cem de, Pampos ile ilk kez o gün karşılaştı. Mezarlıkta çok duygu dolu anlar yaşadık. Özellikle Pampos, bu eski dostunun mezarı başında oldukça hüzünlendi... Tarifi imkansız duygular bunlar... Mezarlık ziyaretinden sonra Mağusa’yı, Maraş’ı dolaştık. Hüzünlendik...

Savaşı lanetledik.

Sebep olanları da netledik.

Biz Pampos'u ve eşi Demetra'yı, çok sevdik. Dostlarımız arasında çok ayrı bir yeri var, Pampos ve ailesinin. Keşke Mehmet Cengiz de şu an hayatta olsaydı ve taa o yıllarda kurdukları bu dostluğun ne kadar uzun sürdüğünü, nasıl pozitif bir etki yarattığını görebilseydi... Yattığın yer nur, mekanın cennet olsun Mehmet Cengiz. Seni asla unutmayacağız.

Kıbrıs'ta barışı belki engelleyebilirsiniz ama dostlukları engelleyemezsiniz...

oncelikli-sayfa-17-pambos-arkadasi-mehmet-cengizin-mezari-basinda.jpg
Pambos arkadaşı Mehmet Cengiz'in mezarı başında...



oncelikli-sayfa-17-1974te-cekilmis-bu-fotografta-pambos-ve-arkadasi-mehmet-var.jpg
 1974'te çekilmiş bu fotoğrafta Pambos ve arkadaşı Mehmet var...


 

“Pandelidis kayıplar konusunda konuştu...”

Lefkoşa, 23 Nisan 2024 (TAK): Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslırum üyesi Leonidas Pandelidis, kayıplar konusundaki  çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

Haravgi gazetesi Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslırum üyesi Leonidas Pandelidis’in kayıplarla ilgili gerçekleştirilecek 39’uncu Kayıplar Sevgi Maratonu çerçevesinde dün düzenlediği basın toplantısına yer verdi.

Habere göre Pandelidis açıklamasında 1964 ve 1974 kayıplarının bulunması için 2016 yılından bu yana bin 600’den fazla kazı yapıldığını söyledi.

Pandelidis,  bin 45 kişinin kimliğinin belirlendiğini, buna ek olarak kimliği belirlenen diğer 212 kişinin ise ise ek listede yer aldığını veya savaş sırasında hayatını kaybedenler olduğunu ifade etti.

Mezarların ve kemik kalıntılarının aranmasının hem Kıbrıslıtürkler hem de Kıbrıslırumlarla ilgili olduğunu ifade eden Pandelidis, kaybedilen çok önemli bir zaman diliminden ve yıllardan da söz etti. 

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 23.4.2024)

 


 

“Gazze’deki Nasır Hastanesi’nde toplu mezar...”

 

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinden çekilmesinin ardından Nasır Hastanesi kompleksinde toplu mezar bulundu.

Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya konuşan sağlık kaynakları, arama kurtarma ekiplerinin Nasır Hastanesi kompleksindeki toplu mezardan İsrail askerlerince öldürülen kadın ve erkek, çeşitli yaş gruplarından 190 kişinin cesedini çıkardığını söyledi.

 

İş makineleriyle toplu mezar açıldı

İsrail ordusunun Nasır Hastanesi'ne düzenlediği baskın sırasında öldürdüğü Filistinlileri iş makineleriyle hastane çevresinde açılan toplu mezarlara gömdüğünü aktaran sağlık kaynakları, kentte hâlen yaklaşık 500 kişinin kayıp olduğunu vurguladı.

 

Ordu kentten çekildi

İsrail ordusunun 7 Nisan'da çekildiği Han Yunus'ta sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmaya çalışıyor.

İsrail askerlerinin karadan 4 ay boyunca saldırılarına hedef olan Han Yunus'tan geriye yol kenarları, sokaklar ve evlerin enkazında bulunan çok sayıda ceset kaldı.

 

Hamas: Silahsız sivillere yönelik katliam

Hamas Hareketi, Gazze Şeridi'ndeki Nasır Hastanesi'nde bulunan toplu mezarların İsrail ordusunun işlediği suçların boyutunu bir kez daha gösterdiğini belirtti.

Yazılı açıklama yapan Hamas, bulunan toplu mezarların Gazze Şeridi'ndeki kayıp kişilerin akıbetleriyle ilgili soruları yeniden gündeme getirdiğin söyledi.

Açıklamada, İsrail ordusunun sınırsız askeri ve siyasi destek olmaksızın hastanelerde, sığınma ve barınma merkezlerinde, mülteci kamplarında çocuk, kadın, yaşlı demeden silahsız sivillere yönelik katliamlarını sürdürmesinin mümkün olmayacağı vurgulandı.

"ABD yönetimi bu faşist oluşuma koruma sağlıyor" ifadesine yer verilen açıklamada, İsrail'e Filistin halkına karşı 6 aydan daha uzun süren bu "katliam savaşını" sürdürme imkanını Washington'un verdiği kaydedildi.

(BİANET.ORG – 22.4.2024)

 

AFP’NİN HABERİ...

Öte yandan AFP haber ajansından Oluwatobi Aworinde’nin bu konuda geçtiğimiz Kasım ayında yayımlanmış olan bir haberine göre, yoğun bakım ünitesinde vefat etmiş olan bebekler ve hastalar olmak üzere 179 kişinin naaşlarının toplu mezara gömülmüş olduğu belirtilmişti. El Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Abu Salmiya o günlerde, “Onları toplu mezara gömmek zorunda kaldık. Aralarında yedi bebek ve yoğun bakımdaki 27 hasta da vardı, hastanenin yakıtı bitince vefat etmişlerdi” diye konuşmuştu...

oncelikli-sayfa-16-gazzedeki-el-sifa-hastanesindeki-toplu-mezar-kazisindan-gorunum.jpg
Gazze'deki El Şifa Hastanesi'ndeki toplu mezar kazısından görünüm...

Bu yazı toplam 598 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar