1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Hem akıl çağıydı, hem aptallık...
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Hem akıl çağıydı, hem aptallık...

A+A-

Bizler ifade özgürlüğünü destekleyen herkese minnettarız” diyerek zirvenin açılışı yapıldı.
Her iki toplum da birbirini dinler ve anlarsa karşılıklı güven gelişebilir… Ama aynı zamanda yalanı, kışkırtmayı, düşmanlaştırıcı dili reddederse…

Yapay Zekâ, Manipülasyon ve Medya Okuryazarlığı Zirvesi, önemli konuşmacılarla Ledra Palace Otel’de tam gün sürdü.

Üç dilde çeviri yapıldı.

Keşke çok daha fazla gazeteci ve siyasetçi izleyebilseydi.

Bilmişlikte sınırımız yok; buna karşılık merakımız giderek azalıyor.
Oysa tam da bu çağda, bilmek değil, öğrenmeye açık kalmak değerli…

Ne yazık ki böylesi toplantılara ilgi gösterenler hep aynı insanlar.

***
AFP’den Denis Teyssou’nun açılış sunumu son derece çarpıcıydı.

Ne yazık ki “gerçek” ile “ikna edici kurgu” arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor.

Karşınızda bir görüntü var.
Bir şehir bombalanıyor.
Savaşın dehşeti…
Ama asıl dehşet çok farklı…
Çünkü o görüntü gerçek değil.
Yapay zekâ tarafından üretilmiş.

Bir gemi yanıyor, yalan…
Bir adam konuşuyor, yalan…
Bir uçak bombalıyor, yalan…

Bir yüz, bir ses, bir mimik…
Hepsi “ikna edici”, ama sahte.

***
Hangisi sahici, ayırt edemiyoruz.
Hangi üretim özgün, anlayamıyoruz.

Birisi bir metin paylaşıyor, bir düşünce…
Ama kendi düşünmemiş.
Kendi yazmamış.
Yapay zekâ üretmiş.

En üzücü olan şu…

Yalanla gerçek, yapaylıkla sahicilik arasındaki çizgi bu kadar silikleşince, sadece yalana değil, gerçeğe de şüpheyle bakmaya başlıyorsunuz.

***
Bir yalan yeterince büyükse ve sürekli tekrarlanırsa, insanlar sonunda ona inanır” sözü, Hitler faşizmine atfedilir…

Bugün bunu, teknolojinin desteğiyle her gün yeniden üretiyoruz.

Yapay zekâ, hakikatin üretim ve dolaşım biçimlerini kökten dönüştürürken; kendimizi daha güvensiz hissediyoruz.

Şimdi hep birlikte önümüzde duran bir görev var:
Ne duyuyor, ne görüyorsak, ne dinliyorsak…
Doğruluğunu sürekli ve yeniden teyit etmek.

Çok yorucu.
Ama şart.

Çünkü doğrulama artık yalnızca gazeteciliğin değil, yurttaşlığın da temel görevi.

Doğrulama araçları, veri gazeteciliği ve yapay zekâ destekli analizler yeni imkânlar sunuyor. Ama aynı zamanda etik pusulamızı daha da keskinleştirmemizi zorunlu kılıyor.

Teknolojiyi kötü kullananlara karşı mücadele edilmesi gereken bir çağdayız artık.

O nedenle şeffaflık…
O nedenle hesap verebilirlik…
O nedenle etik…

Hiç olmadığı kadar önemli.

***
Akademisyen Metin Ersoy'un zirvedeki sunumunda bir alıntıyla noktayı koyalım.

Charles Dickens’ın tarihi romanı İki Şehrin Hikâyesi'nden...
"Zamanların en iyisiydi,
zamanların en kötüsüydü,
hem akıl çağıydı, hem aptallık,
hem inanç devriydi, hem de kuşku,
aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi,
hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı,
hem her şeyimiz vardı,
hem hiçbir şeyimiz yoktu…
"


 

Bu yazı toplam 280 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar