1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Girne’ye özgürlük!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Girne’ye özgürlük!

A+A-

Biz Girne diyoruz…
İngilizce “Kyrenia” diye yazılır… 
“Kayrinia” diye telaffuz edenlere de rastladım; Türkçe yazılışından yola çıkıp, “Görni” diyen İngiliz tanıdıklarım da olmuştur… 

-*-*-

Yunanca “Κερύνεια” diye yazılır; Kerinya ve bazen Cerinya diyenleri işittim… 
Çok şarkı yazıldı Girne için!
“Girne Gelişim Orkestrasıénın da bir Girne şarkısı var; “… Yaslamış arkasını Beşparmak Dağları’na…” diye başlayan… 

-*-*-

KKTC’deki kaynaklara bakacak olursanız, Girne için “Turizmin başkenti” diye ifade görürsünüz ve bu ifadeyi her gördüğümde “mamur ettiniz” diyesim gelir!

-*-*-

Girne şu anda tarihine, geçmişine, büyüsüne, zeytinlerine, yeşilliğine ve en acısı denizine küsmüş bir “ucube”dir sadece! 

-*-*-

Tarihinin en başarılı belediyesi tarafından yönetilmeye çalışılsa da “umutsuz vaka”dır!
Beton yığınından başka hiçbir şey değildir!

-*-*-

Girne, 1974 sonrasında Kıbrıs’ın “Türklere kalan” ya da “Türkler tarafından kontrol edilen” veya çoğunun kızdığı “Türkiye’nin işgalindeki” rezil sistemin, yağma düzeninin, ganimet zihniyetinin ve mutlak çöküşün en önemli göstergesidir… 

-*-*-

Girne, Kıbrıslı Rum ve Türklerin ortak yaşam sürdüğü bir sahil kasabasıydı… 
Küçük bir kasaba… 
Mesela 1974 nüfusu 3 bin 400 civarındaydı… 

-*-*-

Buraya ilk yerleşenlerin Milattan Önce 10’uncu yüzyılda Akalar olduğu söylenir… 

-*-*-

Milattan sonra 700’lerde Bizanslılar tarafından yapılan kalesi, Lüzingyanlar ve Venedikliler tarafından güçlendirilmiştir… 
Ve bu kalede, “Girne Batığı” olarak bilinen bir gemi kalıntısı sergilenir… 

-*-*-

Bu gemi kalıntısı, ilk olarak 1965 yılında belediye meclis üyesi ve Girneli Andreas Cariolou tarafından keşfedilmiş.

-*-*-

Cariolou, sünger avcısıymış, oğlu da daha sonra ünlü bir dalgıç ve araştırmacı oldu… 

-*-*-

Andreas Cariolou, sünger için dalış yaparken, Girne sahilinden yaklaşık 1 mil mesafede, 80 amforadan oluşan bir yığınla karşılaşmış…

-*-*-

Doğduğum yıl 1967'de Cariolou, Michael ve Susan Katzev ile iletişime geçmiş ve deniz seviyesinden 30 metre kadar dipteki batık, 1968 ve 1973 arasındaki kazıların ardından çıkarılmış… 


-*-*-

Pensilvanya Üniversitesi'nden Profesör Michael Katzev'in rehberliğinde elli dört arkeolog, dalgıç ve diğer bilim insanından oluşan bir ekip, bu eşsiz arkeolojik hazineyi deniz dibinden çıkarmayı başaran kişilerdir. 

-*-*-

Bu batığın, gövdesinin yüzde 60'ından fazlası sağlam kalmış… Bu özelliğiyle de dünyanın en iyi korunmuş batığı olarak biliniyor… 


-*-*-

Kalede özel bir oda hazırlanmış ve geminin kargosu, yemek takımları, aletler, gemi donanımı ve hatta bir denizcinin sandaletlerinden dört kemik halka kurtarılmış…

-*-*-

Batık, her biri özel bir koruma işleminden geçirilmiş daha küçük parçalara ayrılarak çıkarıldıktan sonra, Teksas Üniversitesi'nden Profesör Richard Steffy tarafından yeniden inşa edilmiş… 

-*-*-

Geminin bir Yunan ticaret gemisi olduğu biliniyor… 
Çeşitli kaynaklara göre, 17 farklı şekil tipine ait 500'e yakın amfora taşıyormuş… Amforaların çoğu Rodos kökenliymiş ve Milattan Önceki son üç yüzyılda imal edilmişler… 

-*-*-

Denizde yüzyıllarca kalan gövde çıkarılmış, korunmuş ve yeniden inşa edilmiş... Her şey korumaya alınmış… 
Derken savaş yani 1974 sonrası hem kale hem de kaledeki gemi kalıntısı “ganimet” olarak “bizlere” kalmış!

-*-*-

Derken, Kıbrıslı Rumlar, yani Kıbrıs Devleti, anlayacağınız Kıbrıs Cumhuriyeti, yıllar yıllar sonra bu geminin “replikasını” yani bire bir aynısını inşa etmişler!

-*-*-

Replika gemiye “Kyrenia II” ve “Kyrenia Liberty” deniyor… 
Adı öyle!
Liberty, “özgürlük” demek!
“Girne’ye özgürlük” talep eden replika gemi zaman zaman Dünya’yı dolaşıyor, genelde Limasol Limanı’nda demirliyor… 

-*-*-

Geçen hafta Aya Napa’ya geldi…
Neden?
Çünkü Kıbrıs Devleti, Aya Napa’da toplanan AB üyesi devletlerin tümünün liderlerine bu gemiyi gösterdi…


-*-*-

Kıbrıs Devleti’nin başkanı, AB’li mevkidaşlarını tek tek kucakladı, tümüyle fotoğraflar çektirdi…
Yemekler yendi, zivaniyalar içildi…

-*-*-

Aynı anda AB’nin liderleri yanında, tüm üye devletlerin turizm bakanları da ağırlandı… 
Onlara da Ada’nın “yarısı” gezdirildi…


-*-*-

Girne Batığı, Girne Kalesi, Girne kasabası hakkında eminim bilgiler verildi…
Bu arada Ada’nın turizm açısından çok güvenli olduğu, yatırım açısından mükemmel bir ortama sahip bulunduğu da anlatıldı!

-*-*-

Bu esnada biz mi?
Kesinlikle “işgal” kelimesini kabul etmiyoruz!
Tamam!
Bir şey demem!

-*-*-

Aydınlarımız, sanatçılarımız, gazetecilerimiz terörist muamelesi görmeye devam ediyor; Türkiye’yi yöneten zihniyet tarafından sözde cezalandırılıyor, Türkiye’ye girişlerine “güvenlik” gerekçesiyle izin verilmiyor!

-*-*-

Suçları, “biatçı, yalaka olmamak ve eleştirmek, muhalif duruş sergilemek!”.
Yani örneğin Profesör Doktor Senih Çavuşoğlu sabah uyanıp “şükran” çekse, sıkıntı yok!
Alkolü çok azalttı hatta bardağa döküyor ve bizi kandırıyor, içermiş gibi yapıyor ama “alkolü tamamen kesip, Mahmut Anayasa ile birlikte Cuma’ya gidip oradan selfiler paylaşsa, sıfır sıkıntı!”… 
Antalya değil, tüm Türkiye sana hela olsun!

-*-*-

Bu arada Senih Hocanın gerçek bir terörist olduğundan emin; özelde Girneli – genelde Kıbrıslı Rumların Girne’ye sahip çıkmasını büyük bir insanlık suçu olarak göstermeye çalışanlarla dolu bir Kuzey Kıbrıs’ta yaşıyoruz!

-*-*-

Sanki Girne, Türkiye’nin malıdır ve bu utanmaz Rumlar Türkiye’nin malına göz koymuş gibi yayınlar yapan “gazeteci” dostlarımız var!

-*-*-

Ancak hala umutluyum!
Neden mi?
İçkili masada fotoğraf yayınlanmamış olabilir ama en azından henüz yeni liderimiz Cuma namazı kılmaya başlatılmadı!

-*-*-

Ki buna da şükür!

-*-*-

Yok canım, tabi ki haklısınız!
Rumlar ve Yunanlılar o malum darbeyi yapmamış olsaydı, bütün bunlar olmayacaktı!
Rumlar bizimle birlikte yaşamak istemiyor!
Bizi denk görmüyor falan… 

-*-*-

Haklısınız da neden Girne’nin içine sıçtınız?
Neden soydunuz ve neden Rumlar Girne’yi sevmekten hiç vazgeçmezken, siz hala soymaktan başka bir şey yapmıyorsunuz?
 

8afc9ab9-06f2-4b29-9684-c89eca6486fd.jpeg

kyrenia-shipwreck-museum11.jpg

Girne Batığı’nın şu an kalede tutulan orijinal kalıntısı ve batığın genelde Limasol’da demirli replikası…

 

Bu yazı toplam 454 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar