1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Darp Edilen İlk Gazetecimiz-AHMET RAŞİD
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Garabetlik ve kültür

A+A-

Kültürel İşbirliği Protokolü kabul edildi meclisimizde… 13 ay geçmiş bu protokolün imzalanmasının ardından…

Ancak şimdi gelebilmiş meclise…

Muhalefet karşı çıktı ancak oyçokluğuyla kabul edildi.

Ne olacak bu protokol ile?

Yunus Emre Enstitüsü ile Atatürk Kültür Merkezi arasında işbirliği yapılacakmış.

Kıbrıs Türk kültürünün tanıtımı için Yunus Emre Enstitüsü’nün yurt dışı bağlantıları kullanılacakmış.

Peki Yunus Emre Enstitüsü’nün yönetimi kimlerden oluşuyor?

CTP Milletvekili Doğuş Derya’nın da meclis kürsüsünden dikkat çektiği gibi TC Kültür Bakanı’nın başkanlığını yaptığı, aynı bakanlık veya başka bakanlıkların bürokratlarının YK üyeliğini yaptığı, aslında yönetim oluşumundan da anlaşılacağı gibi siyasi bir oluşum.

Vizyonuna bakıyoruz Enstitü’nün;

“Dünyanın her yerinde Türkiye ile bağ kuran ve Türkiye’ye dost insan sayısını artırmak” deniyor…

Misyonuna da bakıyoruz;

“Türkiye’nin uluslararası alanda bilinirliğini, güvenilirliğini ve itibarını artırmak” deniyor.

Peki KKTC, bu vizyon ve misyonun neresine uyduruldu?

Hani diyoruz ya;

“Federasyon bitti, iki egemen eşit devletten başka bir şey görüşmeyiz…”

İyi de bu iki eşit egemen iki devletten! biri olacak olan KKTC, Türkiye’nin dost sayısını artırmak, Türkiye’nin bilinirliğini, itibarını artırmak için kurulmuş Yunus Emre Enstitüsü’nün çalışma alanının neresinde egemenliğini ispatlamış olacak acaba!

Yine Enstitü tanımlanırken; “Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmak; bununla ilgili bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak; Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek; Türkiye’nin diğer ülkeler ile kültürel alışverişini arttırıp dostluğunu geliştirmek” diye de özetleniyor.

Enstitü açıklanırken, vizyonu-misyonu verilirken, diğer kültürlerle işbirliği yapmak, kültür alışverişi yapmak gibi bir sözcüğü, cümlesi, paragrafı görülmüyor… Uzun yılların oluşturduğu, farklı medeniyetlerin karması Kıbrıslı Türk kültürünün, büyük ihtimalle Türkiye’nin bir vilayeti veya bölgesindeki bir Türk kültürünün bir biçimi gibi sunulup, pazarlanacağı anlaşılıyor…  

İki egemen eşit devletten! birinin kültürünün alacağı biçim bu ne yazık ki!

***

Yunus Emre Enstitüsü, bir Türk kültürü olarak kültürümüzü alıp pazarlarken, azınlık hükümeti emirlerle, gönderilen listelerle kısa sürede, 3 ayda binden fazla yurttaşlık verirken ve vermeye devam ederken, azınlık hükümetinin ‘vefa’ meraklısı bakanı Arıklı, hukuken yasadışı atama yaparken, “yaptım, oldu, size ne” derken, yeni Osmanlılığın icraatlarını memleketimizde uygulamaya çalışırken biz korunmaya çalışıyoruz.

Kültürümüze, kimliğimize, yaşam tarzımıza saldırıları, baskıları, yeniden biçimlendirme uğraşlarını savuşturmaya çalışırken öte yandan pandemiye karşı da mücadele veriyoruz…

“Hayatınız kolay” deniyor bize dışarıdan bakılınca…

‘Ben’liğini korumaya çalışırken yaşamaya çalışmanın kolay olduğunu sananlar, bir de empati kurmayı becerebilseler keşke…

Kendisini egemen eşit devlet sanan ama Türkiye’nin bilinirliğini artırmaya çalışan bir Enstitü’den yardım bekleyen bir garabet içinde yaşamaya çalışmayı ah bir anlayabilseler!..

 

 

Bu yazı toplam 1011 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar