1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Fezile Olkanlı ve “MAVİ” kitabı
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Fezile Olkanlı ve “MAVİ” kitabı

A+A-

Fezile Olkanlı ilk romanı “Sonbahar Masalı”’nı 2021 yılında yayımlamıştı. Ardından 2022 yılında ikinci romanı “Kırmızı Liman”, üçüncü romanı “Sonsuz” ise 2023 yılında yayımlanmıştı. Dördüncü romanı “Mavi” adını taşıyor. Öncelikle kendisine roman yazım serüvenine nasıl başladığını soruyorum.

Aslında roman yazım dünyasına beni okumak yönlendirdi herhalde. Çok küçük yaştan beri hep okudum, kitapları çok sevdim en büyük aşkım oldular. Sonra yetişkinlikte, belki psikolojiyle de birlikte hayatıma sorular girmeye başladı. Hayatla, aşkla, ölüm ve yaşamla ilgili. O soruları cevaplamamın da tek yolunun yazmak olduğunu keşfettim bir noktada. Aslında kendi sorularımın cevaplarını bulmaktı yazma serüvenimin başlama sebebi.

Fezile Olkanlı mesleğini Psikolog olarak sürdürmektedir. Mesleki bilgisi romanlarına ne kadar yansıdı acaba.

Yansıyor sanırım. Öyle bir şey oldu ki psikoloji eğitimim zaten yaklaşık on yıllık bir eğitimdi, ardından 13 yıldır da klinik pratikteyim. Psikolojiyi benden ayırmak galiba mümkün değil artık. Beni ben yapan unsurlardan biri haline geldi. Bütün gailem sanıyorum ki insan duyguları, insan ruhu, insanın duygusal karmaşası üzerine. Romanlar da psikoloji de o noktada zaten beni çok besliyor ve anlamamı sağlıyor.

Romanlarında dikkat çeken unsurlardan bir tanesi de kullandığı mekânların Kıbrıs’ta olmasıdır. Bu acaba bilinçli bir tercih miydi...?

Evet bilinçli bir tercih. Birçok sebebi var aslında. Hem benim aidiyet duygumun temelini aldığım ülke burasıdır. Başka bir yerde okumuş olduğum halde hiçbir yerde kendimi evde hissetmedim, Kıbrıs’tan başka. Hissetmeyeceğim de herhalde ömrüm boyunca. Hem evimi yazmak istiyorum bunu yazarken bana bir konfor duygusu veriyor, hem de kitaplarım Türkiye’de çıkıyor ve aslında okuyucular Kıbrıs’ı dinlesin istiyorum. Buralarda gezinsin istiyorum. Bazen Gemikonağı’nda bazen surlariçindeki daracık sokaklarda gezinsinler. Kıbrıs’ı da yaşasınlar benimle birlikte.

Romanlarında genellikle fantastik öğeleri de kullandığını görüyoruz, diğer romanlarını da okuduğumuz zaman. Fakat “Mavi” isimli bu yeni romanında bu fantastik öğeleri daha fazla kullanmış diye düşünüyorum...

Son romanım biraz karanlık bir aşk hikâyesi okudunuz zaten biliyorsunuz. O ruhsal karmaşayı, aşkın karanlık tarafını belki ben de insan olarak, yazar olarak gerçeklik üzerinden anlatmaya cesaret mi etmedim, daha fantazi dünyasına mı çekmek istedim bilemiyorum. Keyif alıyorum bundan, aslında temalarıma baktığınızda hepsi gerçek. Sadece gerçekleri fantastik anlatmayı seviyorum galiba. Ve eğleniyorum bunu yaparken umarım okurken sizler de eğlenmişsinizdir.

Kitabın yazarı olarak “Mavi” isimli romanını nasıl tanımlar kendisi nasıl anlatır diye merak ediyoruz.

“Mavi” isimli romanım bende nasıl oluşmaya başladıyla ilgili başlamak istiyorum romanı anlatmaya. Çok böyle duyguların özellikle aşkın, umudun, hâyâl kırıklığının mahsum olması gerekir mi sorusuyla ortaya çıkmaya başladı. Duyguların karanlık tarafları var mıdır, varsa onları da sevebiliyor muyuz? Gerçekten karanlık olarak kötüleyelim mi, bir kenara mı atalım, yoksa karanlıkları da mı güzel. Karanlık olmadan aydınlığa çıkamıyor muyuz? Bütün bu sorularla birlikte “Mavi”şekillenmeye başladı. Sanırım birazcık da fazla aşkla zihnimin yoğrulduğu, yorgun olduğu, aşk ve ölümle yoğrulduğu bir dönemimdi hayatımın başladığında ve “Mavi” aslında nefret gibi başlayan belki öfke gibi başlayan hatta insanın hayatını tehdit edecek şekilde başlayan bir hikâyeden, masum bir aşkın çıkışına evrilen bir romandır aslında. Biraz gerilimdir biraz fantastiktir, doğa üstü olaylar vardır. “Kırmızı Limanı” okuyanlara belki tanıdık gelecektir. Gerilimi daha yüksek sanıyorum “Mavi”nin, en azından ben yazarken çok gerildim (gülüyor). Bir de “Mavi”nin benim için önemi; ilk defa bir romanımın sonu benim istediğim gibi olmadı. Benim kontrolümden çıkar genellikle romanlarım, birazcık karakterler kendi istediği gibi hareket etmeye başlar ama, “Mavi” bunun en uç örneği oldu bugüne kadar yazdığım eserlerde. Hiç istemediğim gibi bitti, beni çok ağlattı, bilemiyorum okuyuculara ne yapar (gülüyor).

Sohbetimizin başında da bahsettiğim gibi Fezile Olkanlı’nın bu dördüncü romanı. Ve her romanında aslında yazar, bir önceki romanıyla ilgili içten bir değerlenmdirme yapıyor mutlaka. Kendisi acaba bu dört romanındaki geçiş sürecini nasıl değerlendiriyor.

Kendimi edebi açıdan değerlendirmek tabii hadsizlik olur, onu çok yapamam herhalde, başkaları değerlendirebilir. Aldığım yorumlar çok hoştu o açıdan. Ben de kalemimi daha özgür hissediyorum yazdıkça. En azından onu söyleyebilirim. Belki ilk romanımda yazmaya hiç cesaret edemeyeceğim şeyleri artık yazıyorum, çok keyif alıyorum. Daha az düşünmeye başladım, bunu yazarsam insanlar ne düşünür diye. Tabii ki okuyucunun ne hissedeceğini önemsiyorum, çok önemsiyorum ama, bunu yazdıktan sonra önemsemeyi öğrendim sanırım. Önce özgürce yazıyorum ne anlatmak istiyorsam onu anlatıyorum. Sonrasında da artık okuyucunun insafına bırakıyorum. Yani en büyük gelişmem o oldu galiba, ben de çok özgürleştim. Artık ne dilersem onu yazabiliyorum. Kendi zihnime ve elime sansür koymamayı öğrendim artık dördüncü romana gelirken. Bu da bana keyifli geldi. Umarım öyle yansır.

Küçük bir toplumda yaşar olmakla birlikte yazar, roman yazımında bazen kendisine otosansür uygulayabiliyor. Fezile Olkanlı acaba bu küçük toplumda yazım alanında kendisine otosansür uyguluyor mu...?

Evet gerçekten çok avantajlı tarafları da var, ben seviyorum bu arada küçük bir yerde yaşamayı. Gördüğünüz yüzleri yeniden görmeyi çok seviyorum ama evet, bu alanda birazcık bizi kısıtlayan bir yere gidebiliyor tabii hadise. Ben de düşündüm, düşünmedim diyemem. İlk romanımda özellikle birçok açıdan dizlerim titredi, yani bir şey çıkıyor içimden onu paylaşacağım, artık insanlar onunla ilgili konuşabilecek. Birazcık korkutucuydu, hatta birazdan fazla korkutucuydu beni anlarsınız diye düşünüyorum (gülüyor). Ama git gide işin o tarafını birazcık görmezden gelmenin yollarını bulmaya başladım. Üniversitede bir hocam vardı çok sevdiğim, birgün bir şey konuşuyorduk insanlar ne düşünecekle ilgili, demişti ki; niye mesleğinin avantajını kullanmıyorsun ki. Zaten psikolog olacaksın ve günün sonunda herkes biraz tuhaf olduğunu düşünecek (gülüyor). Bunun avantajını kullan, istediğin kadar tuhaf ol. Yazarlıktan sonra da birazcık bu şekilde rahatlatmaya başladım kendimi. Tamam dedim, tuhaf desinler, bunun da kafası böyle çalışıyor desinler (gülüyor). Bir de şunu fark etmeye başladım, üç romandan sonra aslında benim yazdığımda bununla ilgili ne düşünecekler dediğim kısımlar en çok bana, çok anlaşılmış hissettim dediğim insanlar, öyle mesajlar attığı kısımlar oldu. O zaman da dedim ki belki de yazılmalılar çünkü birileri daha bunu hissediyor ve okumak da hoşlarına gidecektir. Bu da çok rahatlatıyor beni. Çok uçuk gelen bir şey ya da bununla ilgili nasıl düşünülür dediğim bir şey, diyorum ki tek ben düşünmüş olamam. Tek ben hissetmiş olamam. Birilerine iyi gelecek. Zaten terapist olarak da motivasyonum bu olduğu için bu beni özgürleştirebilen bir düşünce oldu.

Kendisine yönelttiğim son soru ise, romanlarından sonra okurun kendisine dönüşünün nasıl olduğu şeklindeydi.

Çok güzel geri dönüşler aldım aslında. Çok yıkıcı eleştiri aldım diyemem. Bunun için de herkese çok teşekkür ediyorum. Neleri beğendiğini de söyledi, geliştirilebilir şeyleri söylediğinde de okurlar, ondan da çok keyif alıyorum, dikkate alıyorum bir sonraki romanımda. “Sonbahar Masalı” biliyorsunuz çok duygusal, daha romantik bir hikâyeydi, masum bir hikâyeydi. Mesela ona bayılanlar ona aşık olanlar “Mavi”yi biraz karanlık buldu. “Mavi”ye aşık olanlar bu en iyisiydi dedi. Çok çeşitli yorumlar var. Herkes başka başka şeyleri sever ya da herkesin favorisi başka. İlk romanlarda birazcık üzülürdüm. Mesela işte “Sonbahar Masalı”nı “Kırmızı Liman”dan daha çok sevmişse, gelişmedim mi derdim. Şimdi şunu da görüyorum, hepsinin duygusu birbirinden çok başka, temalar başka. Herkes bir başkasını sevecek. Ben bile zaten yazar olarak hergün bana sorsanız değişir favorim. Bugün “Sonbahar Masalı”na aşıksam yarın “Mavi”ye aşık olurum. Ama genel anlamda geri dönüşler güzel.                             

Bu yazı toplam 378 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar