Faşizme karşı omuz omuza!
Vallahi bayıldım!
Neye mi?
Işın Funda Karaca’nın Yunanistan’a sokulmamasına!
-*-*-
Yunanistan’ın yaptığı doğru mu yani?
Deli misiniz?
Tabii ki değil!
Yunanistan’ın yaptığı sadece “düşmanlık” ve “ısgartalık”tır!
-*-*-
Peki neden bu olaydan keyif aldım?
-*-*-
Çünkü bu olay bize göstermiştir ki; benzer durumlarda, benzer tavır takınan başka ülkeler olduğunda, sessiz kalmayacaksınız!
-*-*-
Protestonuzu o zaman da yapacaksınız!
Hesap soracaksanız, o zaman da soracaksınız!
-*-*-
Eğer Türkiye’nin, dilediği Kıbrıslı Türk muhalif veya muhalif olmayan kişisini, dilediği gibi ülkesine alıyor veya almıyorsa ve “almama” durumuna siz tepki göstermiyorsanız, yılan sizi ısırdığında “auuuv” demeyeceksiniz!
-*-*-
Yenidüzen ve Sim TV, aylardır siber veya değişik saldırı altındadır…
-*-*-
Hangi gerekçeyle olursa olsun, gazete ve televizyonun yayınlarından “huylanan” ağır ve de derin ama aynı zamanda “kap karanlık” bir güruh söz konusudur…
-*-*-
Yenidüzen’e de Sim Tv’ye de yapılanlara hiç ses vermezseniz, e bir gün benzer sıra size de kesinlikle gelir!
-*-*-
Haaa bize düşen, siyasi duruşu olsun veya olmasın, “gazetecilik ilkelerinden sapmaksızın” bu mesleği icra eden herhangi bir yayın organına her türlü saldırıda sahip çıkmaktır…
-*-*-
Kısacası, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”cılıktan kurtulmamız lazım…
“Susma sustukça sıra sana gelecek” meselesini çok iyi bilmek lazım!
-*-*-
Ne demiş Sylvester Stallone?
“Düşmez kalkmaz bir Allah!”
-*-*-
Haaa bir mesele daha var…
Güney Kıbrıs’la ilgili olarak özellikle son birkaç aydan beri, belirli kişi veya kişiler, sürekli “düşmanlık” pompalıyor…
-*-*-
Önce yedi – sekiz kuş beyinli faşistin Yiğitler Burcu’ndaki taş atma meselesini, neredeyse “nükleer başlıklı füze fırlatıldı” seviyesine taşıdılar…
Bir grup çocuğun aptalca saldırısını, allayıp pullayıp tüm Rum halkına mal etmeye çalıştılar!
-*-*-
Şimdi de daha kötüsüne sıra geldi!
Doğru olup olmadığını kesinlikle bilmediğimiz ve bilemediğimiz; yine bir veya birkaç kişinin yaptığı iddia edilen “bayrak yakma” saldırısını, tek bir düğmeye basıp, malum netvörkün tamamını harekete geçirdiler!
Hatta, “Cumhurbaşkanı, bayrağımız yakıldı neden protesto etmedi?” diye Tufan Erhürman’a da malum – alışılmış gazı vermeye çalıştılar!
-*-*-
Ve başarılı oldular…
Cumhurbaşkanı da henüz “konunun tam doğru olup olmadığı bile belirlenmeden”, “uygun bir dille” kınadı!
Erhürman ne dedi?
-*-*-
“Güneyde bir grup kendini bilmez insan, hem de dini bayram kutlamaları esnasında, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayraklarını yakmışlar.
Bayrakların yakılması, bayraklara ya da onların sahiplerine bir şey kaybettirmez. Ama bu saçma sapan "eylem", yakanlar açısından açık bir medeniyet kaybıdır.
Sıklıkla ortaya konulan bu medeniyetsizlik örneği, zihniyet ve provokasyonlar bizden ziyade Kıbrıs Rum Liderliğinin sorunu ve kınama vesilesi olmalıdır!
Bu provokasyonu ve onu gerçekleştirenlerin zihniyet dünyasını şiddetle kınıyorum.”
-*-*-
Bir kere bayrak yakıldı mı yakılmadı mı emin değiliz!
Yapay zeka ürünü dahi olabilir!
Her şeyi beklerim!
-*-*-
İkincisi eğer yakılmışsa, ki Erhürman da kınadıysa doğruluk payı olabilir - yakanlar üç, bilemediniz beş kişidir!
-*-*-
Yine tüm Rum halkını aynı kefeye koymak ahlaksızlıktır!
En az yakan beyinsizler kadar beyinsizliktir!
Bu noktada en doğru açıklama yine Erhürman’ın açıklamasıdır…
-*-*-
Yakan da, yakıldığını propaganda maksatlı yayan ve abartının dozajını artıran da “kışkırtma” hedefindedir!
-*-*-
Neden kışkırtıyorlar?
Belki faşist beyinsizliklerinden, belki ganimetçi hırsızlıklarından!
İki taraf için de geçerlidir bu söylemler!
-*-*-
EOKA’yı, yeni kurulan bir örgüt olarak lanse etmeye çalışmak; 71 sene kurulan ve kurulduğu günden beri Elen faşistlerin her yıl kuruluşunu kutladığı ve faşist yapıyı, sanki ilk kez kutlama yapmış gibi göstermek…
-*-*-
Hristodulidis konuşma yapsın ve sanki ömrü hayatında ilk defa EOKA’yı övmüş gibi ağzından kelime devşirmeye çalışmak!
-*-*-
Bütün bunlar, “kışkırtma” hedeflidir…
-*-*-
EOKA’nın kanlı bir terör örgütü olduğunu söyleyen binlerce Kıbrıslı Rum vardır…
Ama aynı şekilde TMT’nin de bir terör örgütü olduğunu söyleyen binlerce Kıbrıslı Türk de söz konusudur…
-*-*-
EOKA ve TMT’nin kurtuluş örgütü olduğuna inanan da binlerce Rum ve Türk bulunmaktadır…
-*-*-
İkisini aynı anda aklamak, ikisini aynı anda eleştirmek doğru olandır!
Birini kahraman, ötekini terör örgütü ilan etmek, ağır taraf olmak demektir!
-*-*-
Çözüm mü?
EOKA’yı da TMT’yi de unutmadan; ama affederek, ileriye bakabilmektir çözüm!
İşte kışkırtcılar ve her zaman her durumda “haklıyız”cıların hazmedemediği budur!
-*-*-
Yarın Allah göstermeye bunlar savaş da çıkartır!
İki taraftan da yüzlerce masum insan yaşamını yitirirken, onlar yine ya yatak altındadır ya da “bedelli”den yırtmıştır!
-*-*-
Gerek Kıbrıslı Rum, gerekse Kıbrıslı Türk toplumları, ne yazık ki içimizdeki kışkırtıcı, çökücü, sömürgen, kemirgen ve faşistlere karşı örgütlenmek, bilinçlenmek zorundadır!
-*-*-
Faşizme karşı omuz omuza!
Boşa söylenmiş bir söz değildir!
Sen de bize katıl – son mağdur - Işın Funda Karaca!
Güzel bir insanımızı daha yitirdik…
Öyle veya böyle, şu ya da bu sebeple, bir genç ve güzel insanımızı daha kaybettik… Sevgili Suat Donangil…
-*-*-
Önceki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Müsteşarı sevgili Okan Donangil’in kardeşiydi Suat…
Ve Mart ayının başlarında çok sevdiği annesini yitirmişti…
-*-*-
En son annesi Günay Hanımın cenazesinde karşılaştık…
-*-*-
Annesinin ölümünden yaklaşık 3 hafta sonra rahatsızlanmış…
Bir yakınının anlattığına göre henüz 52 yaşında olan Suat, beyin kanaması geçirmiş…
-*-*-
Öncesinde herhangi bir sağlık sorunu falan da yokmuş…
Ve çok sevdiği annesi henüz “kırklanmadan” yanına gitmeye karar vermiş…
-*-*-
Sözün bittiği yerdeyiz…
Geride üç küçük evlat ve kendisine çok seven insanlar bıraktı…
Çok acı kayıp…
Aileye, tüm sevenlerine başsağlığı, Suat Donangil kardeşimize de Allah’tan rahmet dileriz…







