1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Dr. Loizos’un cenaze töreninde konuşan arkadaşı Mustafa Murat: “Dr. Loizo, ‘Gözyaşının rengi yok’ derdi...”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

Dr. Loizos’un cenaze töreninde konuşan arkadaşı Mustafa Murat: “Dr. Loizo, ‘Gözyaşının rengi yok’ derdi...”

A+A-

Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için hayatı boyunca mücadele eden ve 6 Nisan’da vefat eden Kufez ve Akatulu kayıp yakını Dr. Loizos Loizos, geçtiğimiz Cumartesi günü (11 Nisan 2026) Lefkoşa’da Konstantin ve Helen Mezarlığı’ndaki cenaze töreni ardından toprağa verildi. Dr. Loizos Loizos’un cenaze törenine Kıbrıslıtürk arkadaşları ve köylüleri de katıldı. Dr. Loizos’un cenaze töreninde konuşan arkadaşı Mustafa Murat, “Dr. Loizo, Din, dil, milliyet ayırımı yapmadan “Önce insan” derdi. Bunun en güzel ifadesi olarak “gözyaşının rengi yok” derdi. Burada da onun için ağlayan Kıbrıslıtürkler’in ve Kıbrıslırumlar’ın gözyaşarı aynıdır” dedi. Cenaze törenine Dr. Loizos’un arkadaşı Kıvanç Diren ve biz de birer mesaj gönderdik ve bu mesajları, Dr. Loizos’un amcasının kızı Hriso Stilianu cenaze töreninde Rumca olarak okudu. Mustafa Murat da cenazedeki konuşmasını Rumca olarak yaptı.

Dr. Loizos’un amcası Mihalis Lozios ve amcasının oğlu Loizos, Kufez’de 1974’te acımasızca öldürülüp “kayıp” edilmiş olan Dr. Lozios Loizos, Atina’da hayatını sürdürmekte ve ailesinin bir kısmının bulunduğu adamıza elverdiğince sık sık gelmekte, Kıbrıslıtürk dostlarını ve köylülerini de ziyaret etmekteydi.

Kufez’den “kayıp” edilmiş olan amcası ve amcasının oğlunun yanısıra, Kufezli “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in yakınlarıyla da dostluklar kuran ve onların kabirlerini ziyaret ederek çiçekler koyan Dr. Lozios Loizos, bu konuda yazılar da yazmıştı…

 

MUSTAFA MURAT’IN KONUŞMASI...

Cenaze törenine eşi ve oğluyla birlikte katılan  değerli arkadaşımız Mustafa Murat konuşmasında şöyle dedi:

“Bayanlar, Baylar, Arkadaşlar...

Ben Kıbrıslıtürküm. Bafın Susuz (Suskiu) köyünden. Adım Mustafa. Loizo’nun kardeşi.

Konuşmamada hatalar yapabilirim. Onun için peşinen özür dilerim.

Buraya üçüncü gelişim. Birincisi Loizo’nun babasının, ikincisi annesinin ve şu

anda arkadaşım, kardeşim, yoldaşım Loizo’nun cenaze töreni için.

Çok üzgünüm, çok acı çekiyorum. Onun cenaze töreninde konuşmak benim için çok zor. Ne söyleyeyim, nasıl söyleyeyim bilmiyorum. Sözün bittiği yerdeyim.

Kardeşimi, yoldaşımı, can dostumu kaybettim.

Sevgili eşi İrini arayıp “Loizo vefat etti” dediğinde şok oldum, inanamadım çünkü o çok güçlüydü, hayat doluydu. Gerçekleşmesini istediği hayalleri vardı.

Anılarımız, sohbetlerimiz film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

Ben Loizo’yu önce gıyabında tanıdım. Oğlum Yunanistan’da öğrenciyken bana Loizo isminde Akatulu, çok iyi bir insanla tanıştığını söylemişti. Daha sonra bir sabah kapımız çaldı. Kapıyı açtım. “Ben Akatulu Loizo” dedi. Sevgili eşi İrini ile birlikte gelmişti.

Bu tanışma benim hayatımın çok önemli bir dönüm noktası oldu. O gün büyük dostluğumuzun, kardeşliğimizin başlangıcıydı. Bana hep “GARDAŞ” diye hitap ederdi. Aramızda kurulan güçlü bağın nedeni birçok ortak yanımızın olmasıydı.

Memleketi Kıbrıs’ı çok severdi. Köyü Akatu’ya adeta aşıktı. Yardımsever, çok iyi bir insandı. Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi en büyük arzusuydu. Bunun için çok uğraş verdi.

Kıbrıs’a her gelişinin ertesi sabahı bize gelir birlikte Akatu’ya giderdik. Evine

gider, sokaklarını birlikte dolaşır, çocukluk ve gençlik anılarını bana anlatırdı.

Benim ve eşimin çocukluğumuzun geçtiği köyleri de merak edip ziyaret etmişti.

Daha sonra bu anılarını ve köyünü anlatan bir kitap yazdı. İmzalayıp bana verdiği bu kitap kitaplığımın en değerlisidir.

Bir defasında Babası Sava ile birlikte gelmişlerdi. Babası çok iyi Türkçe konuşurdu. Kayıp kardeşi ve yeğeni Loizo’nun bulunması için uğraşırlardı. Daha sonra Kayıp Şahıslar Komitesi onları buldu. Bu süreçte çok karmaşık duygular yaşadık. Hem sevindik, hem bir kere daha üzüldük. Loizo tüm diğer kayıpların bulunması için de çok çalıştı. İki toplumlu temaslara, çözüm ve barış çabalarına çok önem verirdi. Bu yöndeki tüm etkinliklere katılırdı. Kıbrıs’ta kültürel mirasın korunması, kilise ve camilerin restore edilmesi ve toplumlara kazandırılmasına çok önem verirdi. Babasının köyü Kufez’deki kilisenin restore edilmesi onun girişimleri ve çabalarıyla mümkün olmuş ve bundan büyük bir mutluluk duymuştu.

Dostluğumuzun ilerleyen zamanlarında eşimle beni Atina’da evlerinde misafir

ettiler. Orada da hiç unutamayacağımız anılarımız oldu.

Loizo tüm insanları severdi. Din, dil, milliyet ayırımı yapmadan “Önce insan”

derdi. Bunun en güzel ifadesi olarak “gözyaşının rengi yok” derdi. Burada da

onun için ağlayan Türkler ve Rumların gözyaşarı aynıdır.

Sohbetlerimizde çok kullandığı “Gurbette ölmek istemem” sözünü hiç unutmayacağım. “Bir de bizim için gelecek çok bişey yok. Şu an ve geçmiş vardır” der hep çocukluk ve gençlik anılarını anlatırdı.

Sen benim için ölmedin kardeşim. Evet bedenen ölmüş olabilirsin ama anıların, mücadelen, eserlerin, sevgin ve gülüşün hep içimde, kalbimde, aklımda yaşayacak.

Güle güle, iyi yolculuklar sana.”

 

HRİSO STİLİANU OKUDU...

Dr. Loizos’un amcası Mihalis Loizos’un kızı Hriso Stilianu, cenaze törenine bizim göndermiş olduğumuz mesajı ve Dr. Loizos’un arkadaşı Kıvanç Diren’in gönderdiği mesajı okudu. Hriso Stilianu’nun babası Mihalis Loizos ve kardeşi Loizos,  1974’te Kufez’de acımasızca öldürülerek “kayıp” edilmiş ve yıllar sonra gerek okurlarımızın, gerekse şahitlerin yardımları sonucu gömü yeri bulunmuştu...

Hriso Stilianu ile birlikte Aralık 2024’te Strovulo'da Etnomartiras Kiprianu Lisesi'nde 15-17 yaşlarındaki öğrencilere Kıbrıs'ta "kayıplar"ın anlatılmamış öykülerini anlatmış, öğrencilerin sorularını yanıtlamıştık. Hriso Stilianu’nun cenaze töreninde okuduğu mesajımızda şöyle dedi:

“Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için hayatı boyunca sürekli mücadele eden, Kıbrıslıtürkler’le dostluklar kuran, Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gündeme getirdiği zaman saldırı altında kalan çok değerli arkadaşımız  kayıp yakını Dr. Lozios Lozios'u kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Kendi ailesinden kayıpların acısının yanısıra Kıbrıslıtürk kayıpların acısını da hisseden Dr. Loizos,  Kufezli “kayıp” Kıbrıslıtürkler’in yakınlarıyla da dostluklar kurmuş ve onların kabirlerini ziyaret ederek çiçekler koymuş, bu konuda yazılar yazmıştı…

Dr. Loizos Loizos’un ailesinin ve sevdiklerinin acısını paylaşıyoruz. O, Kıbrıslılar’ın nasıl davranması gerektiğini gösteren parlak bir yıldızdı, bir örnekti… Huzurla dinlensin şimdi…”

Yine Hriso Stilianu’nun cenaze töreninde okuduğu mesajında, Kıvanç Diren ise şöyle dedi:

“Sevgili Loizos ailesi ve sevenleri,

Derin bir üzüntüyle Doktor Loizos’un vefat haberini almış bulunuyoruz. Bu büyük kaybın yarattığı acıyı yürekten paylaşıyor, sizlere en içten taziyelerimizi sunuyoruz.

Atina ve Kıbrıs’ta beni ve ailemi ağırladığı, birlikte geçirdiğimiz her an boyunca gösterdiği eşsiz cömertlik, samimi misafirperverlik ve içten dostluk bizler için her zaman çok kıymetli birer hatıra olarak kalacaktır. Onun yanında geçirdiğimiz zamanlarda yalnızca bir ev sahibi değil, aynı zamanda içtenliğiyle kalplere dokunan, insanları bir araya getiren gerçek bir dost ve yol gösterici ile birlikte olduğumuzu hissettik. Bizlere hissettirdiği güven, sıcaklık ve yakınlık asla unutulmayacaktır.

Kıbrıs’ın iki toplumunun bir arada yaşayabileceğine ve kardeşliğin mümkün olduğuna olan inancını yalnızca sözleriyle değil, yaşam biçimiyle de ortaya koyan Loizos, bu anlamda hepimize ilham veren çok kıymetli bir insandı. Farklılıkların ötesinde ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu bize yaşayarak gösterdi; kurduğu dostluklar ve attığı adımlar, barışın ne kadar gerçek ve ulaşılabilir olduğunu kanıtlar nitelikteydi.

Büyük bir barışsever aktivist olan Loizos, özellikle öğrenim için Yunanistan’da bulunan öğrenci kardeşlerimizle yakından ilgilenmiş, onların karşılaştığı zorluklara çözüm bulmak için büyük bir özveriyle çaba göstermiştir. Onlara yalnızca destek olmakla kalmamış, aynı zamanda bir ağabey, bir rehber ve güven duyulan biri olmuştur. Gösterdiği bu içten ilgi, karşılıksız yardımseverlik ve yüce gönüllülük, onun ne kadar özel ve nadir bir insan olduğunun en açık göstergesidir. Bu nedenle, kendisiyle yolu kesişen herkesin hayatında derin ve silinmez izler bırakmıştır.

Kendisini her zaman büyük bir saygı, derin bir minnet ve sevgiyle hatırlayacağız. Ardında bıraktığı değerli mirasın, kurduğu dostlukların ve savunduğu barış anlayışının bundan sonra da yaşamaya devam edeceğine, daha nice insana ilham vereceğine yürekten inanıyoruz. Onun anısı, bizlere daima doğru olanı hatırlatan bir ışık olmaya devam edecektir.

Bu zor ve acı dolu günlerde, başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır, güç ve başsağlığı diliyoruz. Acınızı yürekten paylaşıyor, Loizos’un hatırasının her zaman sevgi ve saygıyla yaşatılacağını bilmenizi istiyoruz.

Dr. Kıvanç Diren ve ailesi...”

Dr. Loizos’un ailesinin acısını paylaşıyoruz...

sayfanin-ustune-saga-s-17-mustafa-murat-dr-loizos-loizos-ile-akatuya-bir-ziyaretlerinde.jpg

Mustafa Murat, Dr. Loizos Loizos ile Akatu'ya bir ziyaretlerinde...


“1955’te Gönyeli barajının olduğu mevkide piknik...”

Belgin Demirel

“Ne kadar eski bir fotoğraf?” diyenler için yılın 1955 olduğunu başından yazayım, ben henüz annemin karnında olduğumdan yüzümü göremezsiniz!

Bugünkü Gönyeli barajının olduğu mevkide akrabalar piknik yapıyor. (Baraj 1960-62 yıllarında yapıldı)

Ayaktakiler (soldan sağa):

Ekrem Yeşilada, Siddiga Aba, Ali Çavuşoğlu, Ahmet Demirel, Sevgi Demirel

Oturanlar (soldan sağa):

Şoför Ali Dayı, Hasan Bakkal (İsmihan) Mustafa Çavuş, Tahir Yeşilada.

Fotoğraftaki güzel insanların çoğu o güzel atlara binip çoktan gittiler.

Örneğin Ekrem Yeşilada; Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda ilk Ticaret Ataşesi olarak Ankara’ya tayini çıkan sevgili dayım. Onu, ‘Beşparmak dağı sıra,’ türküsünün bestecisi olarak bilenler çoğunluktadır. Onun gibi on küsur eseri vardır. Turizm Bakanlığı’nda müsteşarlık yapmış, ülke turizmini analiz eden başvuru kitabı sayılacak kitap yazmış bir insandı.

Siddiga Aba, harika elişleri ile bir döneme imza atmış üretici bir kadın.  Ali Çavuşoğlu, BRTK Müdürü Meryem Çavuşoğlu Özkurt’un babası, vefalı ve saygılı haliyle hatırladığımız aile büyüklerimizden. Ve aslan babacığım Ahmet Demirel… “Daha o zaman demirciydim, vardiyanlığa bir yıl sonra başlamıştım,” diyor fotoğrafa bakıp. Annem Sevgi Demirel, Zehra ablamı idare etmeye çalışıyor, karnında da ben...

Şoför Ali Dayı, yıllarca Lefkoşa Türk Kız Lisesi’ne giderken bindiğimiz otobüsün şoförü. Cıvıl cıvıl orta ve lise gençlerini eğlendiren, bunu yaparken müthiş sorumluluk yüklenen neşeli adam.  Hasan Bakkal, anneannemin üvey ağabeyisi, ama asla üveylik hissetmeyip hissettirmeyen, çalışkan, üretken insan. Gönyeli’nin ilk bakkallarından. Şoför Ali Dayı’nın da kaynatası.

Mustafa Çavuş, Kıbrıs’ın gelmiş geçmiş en ünlü meyhanecilerinden. Hem rençberlik hem de meyhanecilik yapan, her  ürettiğini çevresindekilere dağıtmaktan hoşlanan, meyhanesinde pek çok siyasi gelişmeyi şekillendiren büyük eniştemiz.

Ve Tahir Yeşilada dedem. Annemin babası, benim torunu olmaktan gurur duyduğum dedeciğim. Çocukluğumda  Dikelya’da İngiliz askeri idi. Altısı oğlan, biri kız olmak üzere yedi çocuk babası idi. Onu Gönyeli’de pırıl pırıl ayakkabıları, güler yüzü ve ölene kadar bisiklet sürüşü ile hatırlayanlar çoktur. Ama ben onu okumaya değer verişi ile hiç unutmuyorum, “G...deki pantolonu satmam gerekirse satarım, çocuklarımı okutmak için,” demişti. Altı oğlu da okudu, Ekrem Dayım, Gönyeli’den ilk yüksek öğrenime giden kişi olmuştu nitekim. “Ben Ekrem’in babasıyım,” derken gururu yüzüne yansırdı.

Onlar hep birlikte huzurla uyusunlar, aslan babacığıma da bizimle geçireceği daha çok yıllar diliyorum.


***  GİDENLERİN ARDINDAN...

“Zafer Usman hocamıza saygıyla ve onun ardından...”

Ulus IRKAD

Zafer Hoca’yı 1975 sonrası Mağusa’ya geldikten sonra Aşağı Maraş Canbulat Lisesi’nde resim öğretmeni olarak tanıdım. Daha o zamanlar tanışmıyorduk. Bir müddet sonra emekliye ayrılıp Londra’ya gittiğini duydum. Başarısını Londra’da da devam ettirmişti. Arada sırada Gazi İlkokulu’nda birlikte çalıştığım yeğeni Eşref Çetinel Hocamız onun hakkında konuşurdu. İngiltere’de öğretmenlikte başarılı olduğunu ondan da duyuyordum. 2007 yılında Glapsides bölgesi’ne yakın Tuzla Bölgesi’ndeki Yeni Hastahane yanına taşınınca onun da evi Glapsides’te bulunduğu için, devamlı deniz kıyısında yürüyüşlerimizde karşılaşırdık. Birçok konuda aynı fikirleri paylaşıyorduk. Memleketini ne kadar sevdiğini bu konuşmalarımızdan öğrenmiştim.

Zafer Hocamız memleketin temiz olmasından, çevrenin ve turistik olarak nitelenen kıyılarının temizliğinden bahseder, benim sosyal medyada ve gazetelerde çıkan yazılarımı okuduğunu söyler, yazılarımı beğendiğini ekler ve beni yazmak için yüreklendirirdi. Zafer Hocamızın İngiltere’den de emekli olarak arada sırada Kıbrıs’a ve Glapsides’e geldiğini biliyordum. Son birkaç senedir sağlığının iyi olmadığını duymuştum. Birkaç sene önce MASDER’de Mağusa Müzik toplulukları toplantısına katılmış, bu arada MASDER’in de bir başarı sertifikasını almıştı. Zaten derneğin de ilk kurucularındandı. Zafer Hoca, Müzikten, sanattan ve kültürel hayattan yana birçok konuda Mağusa’ya katkıda bulunmuş değerli bir insandı.

Birkaç senedir nükseden rahatsızlığından dolayı durumunun çok kötü olduğunu da duymaktaydım.

Geçen gün ölüm haberi geldi. Mağusa’da etkin bir kişilik, aydın öğretmen, Mağusa’ya her bakımdan katkıda bulunmuş önemli bir kişilik kayıp gitti aramızdan.

Ona rahmet ve aydınlıklar içinde kalmasını dilerken, hanımına ve çocuklarına başsağlığı diliyorum.

Bu yazı toplam 655 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar