1. YAZARLAR

  2. Yücel Vural

  3. Çoğulculuğun, hümanizmin ve bilimselliğin garantisi
Tümay Tuğyan

Tümay Tuğyan

Erdoğan’ın ve Obama’nın başı dertte

A+A-

 

Dünyaca ünlü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh’in, London Review of Books’ta yayınlanan ‘The Red Line and the Rat Line’  adlı makalesi, hem Obama yönetimini hem de Türkiye’yi uğraştıracağa benziyor.

4 Nisan tarihli makalesinde Hersh, çok çarpıcı bir iddia ortaya atıyor ve 21 Ağustos’ta Suriye’nin başkenti Şam’ın Guta bölgesinde düzenlenen ve BM raporuna göre yaklaşık 1500 sivilin öldüğü Sarin Gazı saldırısında kullanılan kimyasalların, bölgeye Türkiye tarafından gönderildiğini söylüyor.

Amerikalı bir istihbarat görevlisine dayandırdığı iddialarında Hersh, Türkiye’nin Amerika’yı, Esad rejimine yönelik bir operasyona ikna etmeye çalıştığından, bunun için de Suriye’deki El kaide bağlantılı muhalif grup El Nusra’ya, hem Sarin yapımında kullanılan kimyasalları tedarik ettiği hem de bu kimyasalların nasıl kullanıldığı konusunda eğitim verdiğinden bahsediyor.

ABD İstihbaratı’nın Türkiye’de telefonları dinlediğini ve bu esnada elde edilen bilgiler ışığında Sarin saldırısının Türkiye tarafından yaprtırıldığından emin olunduğunu yazan Hersh, elde ettiği bazı bilgilere kaynak gösterdiği söz konusu istihbarat yetkilisinin; ‘Bunun, Obama’nın kırımızı çizgiyi aşması için Erdoğan’ın adamları tarafından planlanan gizli bir eylem olduğunu artık biliyoruz’ dediğini söylüyor.
Hersh’in geniş kapsamlı makalesinde dikkat çektiği bir diğer nokta ise, Amerikan istihbaratının, Suriye’de düzenlenen Sarin gazı saldırısının arkasında Türkiye’nin olduğunu öğrendiği, ancak bunu açıklamadığı şeklindeki iddia.

Kimyasal saldırılarının Esad rejimince yapıldığını açıklayıp, sonrasında İngiltere ve Fransa ile işbirliği içerisinde Suriye’ye operasyon düzenleme hazırlıklarına girişen Amerika’nın, daha sonra olayın ardında Esad rejiminin değil de Türkiye tarafından desteklenen muhalif radikal grupların olduğunu tespit ettiğini anlatan Seymour Hersh, ‘Obama’nın dış politikasında ciddi anlamda bir değişiklik olmazsa, Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşa karışmaya devam etmesi çok olası’ diyor ve makalesini; bilgi aldığı istihbaratçının son derece çarpıcı yorumlarıyla noktalıyor:
“I asked my colleagues if there was any way to stop Erdoğan’s continued support for the rebels, especially now that it’s going so wrong,’ the former intelligence official told me. ‘The answer was: “We’re screwed.” We could go public if it was somebody other than Erdoğan, but Turkey is a special case. They’re a Nato ally. The Turks don’t trust the West. They can’t live with us if we take any active role against Turkish interests. If we went public with what we know about Erdoğan’s role with the gas, it’d be disastrous”.
“Eski istihbarat yetkilisi bana,  ‘özellikle işler bu denli yanlış noktalara gelmişken, iş arkadaşlarıma Erdoğan’ın muhaliflere yönelik desteğini durdurmanın bir yolu var mı diye sordum’ diyor. Yanıt şuydu: Çuvalladık!’. Söz konusu olan Erdoğan’dan başkası olsaydı, bunu kamuoyuna açıklayabilirdik fakat Türkiye’nin özel bir durumu var. Türkiye NATO’daki müttefikimiz. Türkler batıya güvenmiyorlar. Türkiye’nin çıkarlarına aykırı şekilde aktif bir rol üstlenirsek, artık bizim yanımızda durmazlar. Erdoğan’ın sarin gazı konusundaki rolü hakında bildiklerimizi kamuoyuna açıklarsak, bunun sonucu bir felaket olur”.

Hersh makalesinde, geçtiğimiz yılın Mayıs ayında Adana’da sarin gazı yapımında kullanılan kimyasalları tedarik ederken yakalanan El Nusra örgütü bağlantılı Suriyelilere ve bu kişilerin çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakılmalarıyla ilgili gelişmelere de değinmeyi ihmal etmiyor.
***
Makale son derece uzun ve kapsamlı.
Orijinaline, http://www.lrb.co.uk/2014/04/06/seymour-m-hersh/the-red-line-and-the-rat-line adresinden ulaşmanız mümkün.

Tabii bu makalenin, Suriye’deki kimyasal saldırılarında Erdoğan’ın parmağı olduğunu kanıtlaması mümkün değil.
Ancak araştırmacı gazeteci-yazar Seymour Hersh’in uluslararası alanda sahip olduğu itibar, güvenilirlik oranını yükseltiyor.
Başta Pulitzer olmak üzere birçok uluslararası ödülün sahibi olan Hersh’in gazetecilik geçmişinde, yakınen bildiğimiz çok önemli iki başarı var.
Bunlardan biri, Vietnam Savaşı sırasında ABD ordusunun Vietnamlı sivilleri katlettiği My Lai Katliamı'nı ortaya çıkarması ve katliamın üzerinin nasıl örtüldüğünü deşifre etmesi.
Diğeri ise, Amerikan askerlerinin 2003 yılında ,Irak'taki Ebu Gureyb Cezaevi'nde tutuklulara işkence ettiğini dünyaya duyurması.
AKP’nin son dönemde Gülen Cemaati ile yaşadığı kriz nedeniyle, söz konusu makaleyi bu kriz üzerinden geğerlendiren çevreler var.
Hatta dün, ‘Sarin gazı iddiasını ortaya atan Seymour M. Hersh’in Yahudi Aipac organizasyonunun üyesi olduğu, Aipac’ın ise Gülen'i destekleyen en büyük kuruluş olduğu’ şeklinde birtakım iddialara da rastladım.

Fakat bu aşamada düşünülmesi gereken bir diğer önemli nokta galiba, Hersh’in bu makaleyle aslında hedefe kimi koymuş olabileceği!

Çünkü Erdoğan kadar, Obama Yönetimi’nin de bu makaleden ötürü başı ağrıyacak.

Bu yazı toplam 2099 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar