1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. “Emelimiz binanın yeniden canlanması”
“Emelimiz binanın yeniden canlanması”

“Emelimiz binanın yeniden canlanması”

Halk arasında Silihtar olarak da bilinen eski Cumhurbaşkanlığı binasının kültür-sanat merkezine dönüştürülmesine yönelik çalışmalar başladı.

A+A-

Halk arasında Silihtar olarak da bilinen eski Cumhurbaşkanlığı binasının kültür-sanat merkezine dönüştürülmesine yönelik çalışmalar başladı.

Uzun bir dönem devletin en üst makamına ev sahipliği yapan, Kıbrıs Türk siyasi hayatının en önemli anlarına tanıklık eden bina, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve eşi Nilden Bektaş Erhürman’ın girişimleriyle birçok sanatsal ve kültürel etkinliğin merkezi olacak.  

 

Resmin Kamusal Hafızası” sergisi açıldı

Bu dönüşüm projesinin ilk etkinliği olan “Resmin Kamusal Hafızası” sergisi önceki dönemlerde müzakere ve toplantı odası olarak kullanılan salonda açıldı.

Kıbrıs Türk halkının 1949-1999 yılları arasında resim sanatıyla kurduğu ilişkiyi ve bu sanatın kamusal alandaki görünürlüğünü yansıtmayı amaçlayan sergi, pazartesi ve çarşamba günleri 16.00–19.00, cumartesi günleri ise 09.00–12.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Cumhurbaşkanlığı Sanat Danışmanları Esra Plümer Bardak ve Derya Ulubatlı ile projenin Mimarı Güner Ersen, eski Cumhurbaşkanlığı binasının sanat merkezine dönüştürülme projesi ve “Resmin Kamusal Hafızası” sergisi hakkında Türk Ajansı Kıbrıs’ın sorularını cevapladı.

 

Plümer Bardak: “Toplumsal belleğimizde resim sanatımızın öneminin tekrar görünür kılınmasını amaçladık”   

Cumhurbaşkanlığı Sanat Danışmanı, Sanat Tarihçisi, Araştırmacı-Yazar Esra Plümer Bardak, “Resmin Kamusal Hafızası” sergisiyle toplumsal bellekteki resim sanatının öneminin tekrar görünür kılınmasını amaçladıklarını vurguladı.

Bardak, Kıbrıs Türk kültürü ve sanat tarihine ışık tutan serginin Cumhurbaşkanlığı Sanat Danışmanlarından sanat tarihçisi Derya Ulubatlı’nın yanı sıra Kültür Sanat Komitesi’nin de desteğiyle hayata geçirildiğini söyledi.

Sergi için iki aylık yoğun bir arşiv çalışması yürütüldüğünü ve 14 farklı koleksiyondan 27 eserin seçildiğini aktaran Plümer Bardak, dergi kapaklarından pul tasarımlarına, devlet sergilerinde ödül kazanmış eserlerden farklı koleksiyon parçalarına kadar birçok örneğin sergiye eklendiğini dile getirdi.

Birçok arşivi, kişisel ve özel koleksiyonlar yanı sıra devlet koleksiyonlarını incelediklerini söyleyen Plümer Bardak, “Resmin özellikle hangi alanlarda izlenmeye başladığını konu ettik. Burada birçok hikâye olduğunu zaten biliyorduk. Bu sergide de o hikâyelerin, geçmişimizin kısa bir tarihi var.” dedi.

Plümer Bardak, sergide ele alınan konunun eski Cumhurbaşkanlığı binasının kendisiyle de bağlantılı olduğunu ve serginin temasının resim sanatının kamusal alandaki görünürlüğü olması açısından aslında binanın da bu yeni fonksiyonuyla birlikte bağdaştığını dile getirdi.

Bardak, “Bu tarihi A’dan Z’ye tamamıyla anlatmamız zaten mümkün değildir, bunu da hedef almadık. Amacımız, bu tarihi izleyicilerimizle birlikte hatırlayarak tamamlamaya çalışmak.” ifadesini kullandı.

Plümer Bardak, serginin yalnızca tarihsel bir anlatı olmadığını, topluma bir çağrı niteliği taşıdığını da söyleyerek, serginin arşiv özelliğinden dolayı bir referans noktası olarak görülebileceğini kaydetti.

Serginin bu özelliğinden dolayı özellikle okullar açıldığı zaman öğrencilere yönelik turlar düzenlenebileceğini de söyleyen Plümer Bardak, “Okullar tekrar açıldığında veya yaz döneminde ilgilenen gruplar varsa, genç veya çocuklar, yaz okulu da olabilir, bize ulaşıp rezervasyon yapabilirler. Ziyaret saatleri dışında rezervasyon yapmak için 0392 612 70 00 numaralı telefondan bizi arayabilirler” dedi. 

 

Ulubatlı: “Emelimiz binanın sanat ve kültür sayesinde yeniden canlanmasıdır”

Cumhurbaşkanlığı Sanat Danışmanı Derya Ulubatlı da, eski Cumhurbaşkanlığı binasının tekrardan kamuya açılmasının önemine dikkat çekerek, “Emelimiz binanın sanat ve kültür sayesinde yeniden canlanmasıdır” dedi.

Ulubatlı, binada görsel sanat etkinliklerinin yanı sıra müzik içerikli programlar da düzenlemeyi planladıklarını, özellikle çocuklara yönelik etkinliklere ağırlık vermek istediklerini söyledi.

Sergiye yönelik arşiv çalışmaları kapsamında bir zaman çizelgesi oluşturduklarını aktaran Ulubatlı, başlangıç noktası olarak Kıbrıslı Türk sanatçı İsmet Vehit Güney’in 1949’da açtığı ilk kişisel sergi ile 1999 yılı arasındaki 50 yıllık dönemi belirlediklerini aktardı.

Serginin hazırlanma sürecinde kapsamlı bir araştırma yürüttüklerini dile getiren Ulubatlı, eksik bilgilerin tamamlanabilmesi için ise sergiye bir QR kod eklendiğini, ziyaretçilerin de bu yolla katkı sağlayabileceklerini söyledi.

Ulubatlı, sanatseverlerden sergi broşürleri ve davetiyeler gibi belgeler topladıklarını, birçok kişiyle temas kurduklarını ancak hala eksik noktalar bulunduğunu belirtti. 

“Birçok isim, tarih ve görseli sergiye dâhil ettik ama mutlaka eksik bıraktığımız yerler var. Bu nedenle görsel sanat ya da müzik alanında da ellerinde bilgi veya belge olanların bize ulaşmalarını çok isteriz” diyen Ulubatlı, kolektif bir bellek oluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Derya Ulubatlı, katkı sağlamak isteyenlere https://qrfy.io/AEXawT-Grg linkinden kendilerine ulaşmaları çağrısında da bulundu.

Sergilerinde kaynak göstermeye özen gösterdiklerini, özellikle eserlerin hangi koleksiyondan alındıklarını ya da nerelerde sergilendiklerini yazdıklarını dile getiren Ulubatlı, destek veren herkese teşekkür de etti. 

 

Ersen: “Dönüşüm çalışmalarıyla sadece binayı değil, bölgeyi de bir sanat merkezi haline getirmek istiyoruz”

Tarihi binanın Sanat ve Kültür Merkezi’ne dönüştürülme projesinin Mimarı Güner Ersen yapının tarihsel ve duygusal önemine dikkat çekerek, “Bu bina hepimizin çocukluğundan bugüne hafızamızda yer etmiş önemli bir yapı. Hem siyasi hem tarihi hem de geleceğe yönelik anıları hatırlatıyor. Bu nedenle çalışmalarımızda büyük hassasiyet gösteriyoruz.” dedi.

Ersen, binanın İngiliz Mimar Robert Macartney tarafından 1920 yılında tasarlandığını ve 1939’da tamamlandığını hatırlatarak, yapının İngiliz valisinin konutu olarak kolonyal mimari olarak örneği şeklinde inşa edildiğini, ancak Akdeniz ve Kıbrıs mimarisinden de izler taşıdığını vurguladı.

“Bina, tavan yükseklikleri ve surlarla bütünleşmesi göz önünde alındığında çok kıymetli ve alçakgönüllü ama yüksek seviye bir profil çizer.” değerlendirmesinde bulunan Ersen, binanın Cephane (Quirini) Burcu’nun şekline ve konumuna özen gösterilerek tasarlandığını kaydetti.

Ersen, binanın yükseklik ayarlamasının aşağıdan görünmeyecek şekilde ve burcun görkemini ikinci plana düşürmeyecek şekilde tasarlandığına da dikkat çekerek, “O yüzden bina burcun tam orta kısmında ve yatay bir düzlemde yer alan simetrik bir mimariye sahiptir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve eşi Nilden Bektaş Erhürman’ın sanata ve tarihe verdikleri önemin kendilerine güç verdiğini belirten Ersen, sürecin Eski Eserler ve Müzeler Dairesi, Anıtlar Yüksek Kurulu yanı sıra Turizm Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ile Lefkoşa Türk Belediyesi’nin desteğiyle yürütüldüğünü söyledi.

Mart ayında yapılan analizler sonucunda bugün ihtiyaç duyulmayan ek binaların yıkımı için rapor hazırlandığını dile getiren Ersen, ek binaların kaldırılmasıyla hem surlara verilen hasarı gidermeyi hem de açık alanlar oluşturarak sanatsal etkinliklere yer açmayı hedeflediklerini aktardı.

Çalışmaların ilk olarak daha önce toplantı ve müzakere odası olarak kullanılan odadan başladığını aktaran Ersen, ayrıca ‘Başkanların Odası’ olarak kullanılan odanın da bugüne kadar başkanlık görevinde bulananların dönemsel eşyalarının sergileneceği bir alan olarak ziyarete açılması hedeflerinin olduğunu söyledi.

Binanın bakım süreci hakkında da konuşan Ersen, önce binada genel bakımının yapıldığını, ardından ise bahçe düzenlenmesinin gerçekleştirildiğini, şimdi ise binanın ön tarafında yer alan binaların bakım sürecine alınacaklarını dile getirdi.

Güner Ersen, ileriki dönemde binanın üst katında yer alan odalar konusunda da çalışma yapacaklarını söyleyerek “Bunların hepsinin duygusal ve kültürel mirası daha ileriye taşıyacak şekilde yapılmasına özen gösteriyoruz.” dedi.

Bölgeyle bütünleşmek adına Arabahmet Mahallesi’nin iz düşümlerini yeniden canlandırma hedefleri olduğunu söyleyen Ersen, binanın ön tarafında yer alan alanı meydanlaştırma çalışması kapsamında binaya dâhil etmeyi planladıklarını da kaydetti.

Ersen, tüm bu dönüşüm çalışmalarıyla sadece binayı değil, bölgeyi de bir sanat merkezi haline getirmek istediklerini belirterek, “böylece kentsel dönüşümle birlikte bölgenin geleceğe sanatsal bir yapıyla taşınmasını sağlarız” dedi. 

Haber: Gülden Hacımevlüt Alyaz / Fotoğraf: Timuçin Yıldırım (TAK)

Bu haber toplam 425 defa okunmuştur