Ektam grevinde tarafların pozisyonlarının analizi
Ektam Kıbrıs Ltd. emekçilerinin 6 Şubat’ta başlattığı mücadelenin 11’inci günündeyiz. Mücadele, her geçen gün büyüyerek güçlenmekte, işçilerin kararlılığı ve toplumsal dayanışma umut vermektedir.
Ektam Kıbrıs çalışanlarının başlattığı grev ve yükselen mücadele, yalnızca bir işyerindeki ücret ya da çalışma koşulları tartışması değil; ülkede emekçilerin haklarına dair daha geniş bir tartışmanın fitilini de ateşliyor.
Çalışanların sendikalı olması anayasal bir haktır ve bu hakkın savunulması da son derece önemlidir.Ektam emekçilerinin, iş güvencesi, toplu sözleşme ve insan onuruna yakışır çalışma koşulları için başlattığı grev devam etmektedir.
Mücadelenin başından beri, başta DEV-İŞ olmak üzere pek çok sendika çalışanların mücadelesine büyük destek vermektedir.Dayanışma gittikçe büyümektedir.Grev, dayatılmaya çalışılan iş güvencesizliğine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.
Bu gelişmeler yaşanırken, KTÖS, KTOEÖS, KTAMS ve KAMUSEN tarafından yapılan ortak açıklama ile, işçilerin talepleri kabul edilene kadar dayanışmanın devam edeceği, tehditlere boyun eğilemeyeceği belirtildi. Ayrıca, işverenin uzlaşmaz tutumunun devam etmesi halinde, uyarı grevi hakkının da kullanacağı vurgulandı.
Aslında bu mücadele, sadece Ektam çalışanlarının değil, genel anlamda, emek ve adalet mücadelesidir de ayni zamanda.
İşveren tarafı, 37 çalışanın işten durmasına ilişkin ihbarını Çalışma Bakanlığı’na iletirken, Dev-İş’e bağlı yetkili sendika Emek-İş ise toplu iş sözleşmesi görüşme talebini resmi olarak sunmuş; Bakanlık aynı gün sendikanın talebini işveren tarafına ileterek süreci başlatmıştı.
Bu bağlamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan “Uzlaşı Kurulu”, Ektam Kıbrıs'taki anlaşmazlık kapsamında toplandı; görüşmeye işveren tarafı katılmazken, Bakanlık ve Emek-İş temsilcileri toplantıda yer aldı.
134 ülkede 105 milyondan fazla işçiyi temsil eden Dünya Sendikalar Federasyonu (WFTU) da, EKTAM Kıbrıs'ta 37 işçinin toplu sözleşme talebinin ardından işten çıkarılmasını, yazılı bir açıklama yaparak kınadı.
Federasyon, başlayan süresiz grevi desteklediğini ifade ederek, işten çıkarılan tüm çalışanların derhal görevlerine iade edilmesini, sendika karşıtı uygulamaların sona erdirilmesini ve işçilere yönelik tehditlerin durdurulmasını talep etti.
Öte yandan, Şirket yönetimi de, uzun yıllardır şirkette çalışan emekçilerin yasal ve haklı taleplerini göz ardı etmemeli ve uzlaşı yoluna gitmelidir.Ben yaptım olur mantığı doğru değildir ve toplumsal tansiyonu yükseltir.
Çalışma Bakanlığının sorumluluğu ise, işvereni masaya oturtmak ve ülke yasalarına uymaya davet etmektir.
Bu grev, ülkedeki sendikal örgütlenmenin geleceği açısından da önemlidir. Özel sektörde sendikalaşma oranının düşük olduğu ülkemizde, işçilerin birlikte hareket etmesi ve hak arama bilincini yükseltmesi önemli bir aşamadır.
Grev sürecinde ortaya çıkan dayanışma görüntüleri, toplumun farklı kesimlerinin de meseleye kayıtsız kalmadığını gösteriyor. Çünkü mesele, sadece maaş konusu değil; adalet, eşitlik ve sosyal güvence arayışıdır.
Öte yandan, işveren tarafının da, kendi içinde sorunları, ekonomik anlamda zorlukları (üretim maliyetleri, döviz girdileri) olabilir. Ancak, diyalog olmadan sürdürülebilir bir çalışma barışı sağlanamaz.
Unutulmamalıdır ki, güçlü şirketler, motive olmuş çalışanlarla var olur. Çalışanını dinlemeyen, sorunlarına çözüm bulmayan bir şirket, uzun vadede kurumsal itibarını da zedeler.
Ektam Kıbrıs işçilerinin grevi sürecinde, Ektam Kıbrıs ile çalışanlar arasındaki gerilimin çözümünde kilit aktör, kuşkusuz Çalışma Bakanlığı’dır. Bakanlık pasif bir gözlemci değil, aktif bir arabulucu olmalıdır.
İşverenler çoğu zaman maliyet baskısını gerekçe gösterir. Bakanlık burada, Devlet teşvik ve destek imkanlarını devreye koyarak, ara formüller üretebilir. Böylece işveren, kendini kaybeden taraf olarak görmez.
Çalışma Bakanlığı işverene açık mesaj vermeli, Sendikal hakların anayasal ve yasal güvence altında olduğunu, Grev hakkının yasal olduğunu ve yasadaki Çalışma koşullarının zorunluluk olduğunu vurgulamalıdır.
Eğer Bakanlık, süreci, şeffaflık ve güçlü arabuluculukla yönetirse, bu kriz, bir kırılmaya değil, bir fırsata dönüşebilir.
Ektam Kıbrıs yönetimi, kısa vadeli kayıp korkusuyla hareket ederse süreç uzar. Ancak, uzun vadeli kurumsal akılla hareket ederse, hem çalışan, hem şirket, hem de ülke kazanır. Unutulmamalıdır ki, uzlaşı kültürü gösteren şirketler, uzun vadede kazanır.Şirketin sosyal sorumluluk bilinci, markanın piyasa değerini ve tüketici güvenini doğrudan etkiler.
Ektam Kıbrıs işçilerinin mücadelesi, bir hak arayışının ötesinde, ülkede emeğin değerine dair bir sınav niteliği taşıyor. Bu sınav, yalnızca işverenle işçi arasında değil; sendikalar ve toplumun tüm kesimleri açısından da geçerli bir sınavdır.
Bugün atılacak adımlar, yarının çalışma hayatını şekillendirecektir. Eğer, adil bir uzlaşı sağlanırsa, kazanan sadece işçiler olmayacak; toplumsal barış da güçlenecektir.







