1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kumyalı otelinin önündeki efgaliptoların altına bazı “kayıplar”ı gömdükleri anlatılıyordu…”
Yücel Vural

Yücel Vural

SALAMİS TARTIŞMALARI

Çıkmaz Sokakta Hükümet Krizi

A+A-

Şu anda yaşanılan kriz bir hükümet krizi mi?

Yani mecliste yirmi altı milletvekilinden fazlasını temsil eden bir uzlaşma sağlanabilirse kriz aşılacak mı?

Yirmi altı ötesine ulaşan bir uzlaşmanın olduğunu varsayalım…..

Peki, oluşacak olan hükümet, birileri “artık federasyon bitti, ancak taksimi konuşuruz” dediği için ne kadar uzun ömürlü olacak?

Yani toplumu böyle bir bölünmeye sürükleyenlerin tekrar ve daha dikkatli düşünmesi gerekmez mi?

Eğer uluslararası toplumla çatışma siyaseti terk edilmeyecekse, değil yirmi altı, kırk altı milletvekilini temsil eden bir uzlaşma bile krize son veremeyecektir.

Çünkü, uluslararası toplumun tüm itirazlarına rağmen sürdürülen bir çatışma siyasetinin istikrar

sağlamadığı örneklerle bellidir.

Oluşacak olan koalisyon, Kapalı Maraş macerasında ikinci adım atıldığında ne yapacak peki?

Buna sessiz mi kalınacak, yoksa hükümet mi bozulacak?

Yani, sadece kendilerini değil, tüm toplumu da sonuçları kabullenilmeyecek bu maceraya atanların, kendilerine ortak aramadan, konuya daha makul bir anlayışla yaklaşmayı öncelikle denemelerini beklemek daha doğru olmaz mı?

Yoksa, hükümeti değil de, kendi hatalarını paylaşacak bir ortak mı arıyorlar?

Daha dün, “Kapalı Maraş adımını bizden habersiz attılar” diyerek hükümetten çekilen HP’nin yaşadığı deneyim bile ortada bir hükümet krizi değil, onun ötesinde bir kriz olduğunu gösteriyor.

Oluşması muhtemel olan bir hükümetin bir kanadında, kimin parti başkanı olacağına o partinin yetkili organları karar veremezken, böyle bir koalisyonun bakanlar kurulu nasıl karar alacaktır?

Demokratik koşullar altında yapılacak bir koalisyonda onu oluşturan partilerin ortak karar alması beklenir.

Yoksa her bakanlar kurulu toplantısı daha önceden yazılıp-çizilenlerin onaylanmasını öngören bir noterlik hizmeti şeklinde olacak?

Ülkede salgının daha da ağırlaştırdığı koşullarda ekonomik sıkıntıların artacağı belliyken, yöneticilerin bu sorunları anlayıp doğru çözüm üretebileceğine bu toplumda kaç kişi inanmaktadır?

Bu inancın kaybolmasına, eylemleriyle neden olanların, geçmiş hatalarından ne kadar ders çıkardıkları belli değilken, yeni bir ortaklık denemesi sadece zaman kaybıdır.

Halbuki, bu hataların sahiplerinin yarattıkları tahribatın sonuçlarını görmeye zorlanmaları gerekmektedir.

Peki, yasa tanımaz tutumlara, sivil toplumu hiçe sayan, meslek örgütlerine saygı duymayan anlayışlara tahammül edilerek bir koalisyon hükümeti sürdürülebilir mi?

Yani, yukarıda sıralanan ve sayısını kolaylıkla artırabileceğimiz eylemlerle ülkeyi bir çıkmaz sokağa sokanların bu tutumları ortadayken, bunları yokmuş gibi varsayarak, bir hükümet kurmak ne kadar akıllıca bir davranıştır?

“Yani hükümet kurulmasın mı, toplum hükümetsiz mi kalsın?” diyenlerin birçoğunun, bu ülkenin çıkarlarıyla değil, kendi koltuk sevdalarıyla meşgul oldukları kendini ele veriyor.

Ama bu yazı, “ne olursa olsun, hükümet kurulmasın, varsın hükümetsiz kalalım” demek için yazılmadı.

Elbette kurulsun.

Hem de en yakın zamanda kurulsun.

Ama, hangi hükümetin, ne amaçla kurulduğu da açık olması gerekmez mi?

Yoksa, yukarıda bahsedilen çıkmaz yollara sapacak bir hükümetin kimler arasında kurulacağının ne anlamı olabilir?

Bu yazı toplam 690 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar