1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Biz bu olmamalıydık!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Biz bu olmamalıydık!

A+A-

Ölenin arkasından konuşmak!
Yanlış mı?

-*-*-

Türk kültüründe "Ölünün arkasından konuşmak yanlıştır" saptaması ya da kuralı, genelde yaygın bir kural ya da “inanış”tır!

-*-*-

Gerçek “Türk kültürü”, “saygıya” dayanır… 

-*-*-

Türk Kültürünün tabii ki etkisindeki veya bir altındaki “Kıbrıs Türk Kültürü”nde de “ölene saygı” esastır… 

-*-*-

Genelde yaygın olan inanış; “… ölen bir kişinin ardından kötü konuşmamayı ve onu eleştirmenin doğru olmadığını” işaret eder…  

-*-*-

Kültürel ve dini geleneklerde de bu durum genellikle “yaygın olan” davranış durumudur… 

-*-*-

Haaa elbette dileyen eleştirir, dileyen iyi veya kötü, dilediği yorumu yapar!
Ne zaman bu daha yaygındır?
Yani hangi durumlarda bazı kişiler ölümden sonra da eleştirilebilirdir?

-*-*-

Masumiyet karinesi tartışmalarını düşünelim…
Hani kamuya mal olmuş kişilerin de masumiyet karinesi meselesinden yararlanmasını yasalaştırdık ya… 
O tartışmalardan söz ediyorum… 

-*-*-

Ve o tartışmalardan yola çıkarak, nasıl ki kamuya mal olmuş kişilerin masumiyet karinesinden yararlanmaması gerektiğini savunduysak; o zaman kamuya mal olmuş ve yaşamını yitirmiş kişilerin de arkasından konuşmak, “caiz” hale gelebilir!

-*-*-

Yani, siyasi veya tarihî ya da toplumsal açıdan önemli sayılan kişilerin eylemlerini değerlendirmek ve eleştirmek, bu inanca göre tabii ki mümkündür…

-*-*-

Ama eleştiri sınırları da hakarete vardırılmamalıdır!  

-*-*-

Peki biz bozulduk mu?
Yani illa ki ölenin arkasından – üç ya da beş kişi de olsa, mutlaka birileri çıkacak ve ağza alınmayacak ifadeler mi kullanacak?

-*-*-

Yazık!
Ayıp!

-*-*-

Ne isterse olsun, eski Kıbrıs Türk toplumunda bu yoktu!

-*-*-

Allah rahmet eylesin, aileye baş sağlığı dilerim!
Bitti!

-*-*-

Sevgili Bilbay Eminoğlu’nun arkasından onlarca kişi “rahmet ve saygı” ile dolu mesajlar yayımladı…

-*-*-

Hatta “aramız açıktı” deyip de, “ölenin arkasından konuşmak olmaz, aileye sabır, merhuma baş sağlığı dilerim” diyen mesajlara rastladım; bravo dedim!

-*-*-

Ama ne olursa olsun, “kötü” şeyler yazmayı doğru bulmadığımı bir kez daha belirtmek ve evet “biz ne zaman bozulduk?” sorusunu bir daha sormak istiyorum!

-*-*-

Bazı değerlerimizi, ya sosyal medya enflasyonu ya da zamanın artık çok değişmiş olmasından dolayı veya belki de bilemediğim sebeplerle yitirdiğimizin eminim ki farkındasınız!

-*-*-

Mesela el öpmek!
Bir büyüğünüz geldiğinde ayağa kalkmak!

-*-*-

Dün markette Üstün Köroğlu’nu gördüm… 
Sadece merhabalaştık…

-*-*-

Hesap ödüyordu; arkasından gideyim dedim, uymadı!

-*-*-

Elini öpmek istiyordum!

-*-*-

Öpemedim!

-*-*-

Üstün Köroğlu, ben Lefke’de beş – altı yaşında bir çocukken orada, daha sonra da Yenicami’de yıllarca futbol oynadı… 

-*-*-

Benim için bir toplumsal efsanedir…

-*-*-

Hiç siyasi duruşu, osu, busu, düşüncesi ile ilgilenmedim…
Makamı, yetkisi, işi de beni hiç ilgilendirmedi…

-*-*-

Ali Çetin Amcaoğlu… 
Kimdir Ali Çetin Amcaoğlu?
Gönyeli’nin eski belediye başkanlarındandır, eski UBP’li vekildir, eski bakandır falan ve de filan… 

-*-*-

Elbette köyüne, ülkesine müthiş hizmetleri dokunmuştur ve kesinlikle siyasi duruşumuz veya duruşunuz aynı olmayabilir…

-*-*-

Ama benim için, yine çocukluğumun veya ilk gençlik yıllarımızın bir futbol efsanesidir…
Geçmişimizdir…

-*-*-

Futbolumuz Türkiye’nin kültürel baskısı altında eridi…
Kaç eski futbolcu ismimiz kaldı?
Kaçının adını hatırlıyoruz?
Ve kaçının karşılaştığınızda elini öpüyorsunuz?

-*-*-

Ali Çetin Amcaoğlu benden sadece 15 yaş büyüktür…
Ama nerede olursa olsun, gördüğüm anda elini öperim… 
Bundan da gurur duyarım…

-*-*-

Ne bir çıkar, ne bir beklentim var!
Bu benim saygımla alakalıdır…

-*-*-

Geçenlerde bir yerde elini öptüm; bir gören, “hayırdır, ne iş, belediye başkanından bir şey mi isteyeceksin?” dedi; alaycı ve aşağılayıcı bir ifadeyle…

-*-*-

Gerçekten iki gün uykum kaçtı!

-*-*-

Eleştirebilirsiniz…
Elbette eleştireceksiniz…

-*-*-

Ama biz ne zaman bozulduk be arkadaşlar?
Biz ne zaman değerlerimizi yitirdik?

-*-*-

Ali Çetin Amcaoğlu’nun oğlu Hüseyin şu anda Gönyeli’nin Belediye Başkanı’dır… 
Hangi partiden olursa olsun… 
Oy verirsiniz veya vermezsiniz…

-*-*-

Ama babası gibi, O da bizim için özellikle “yok olmaya yüz tutmuş” futbol kültürümüzün değerlilerindendir… 

-*-*-

Sanırım Türkiye’deki gerçek anlamda ahlaksız siyasi kültürü; Türkiye’nin buraya görevlendirdiği bir birinden iğrenç tipler sayesinde içimize çektik!
Özümsedik!

-*-*-

Ve hangi siyasi görüşten ya da partiden olursa olsun, bir birimize sevgi ve saygımızı yitirmemeyi unuttuk!

-*-*-

Küçük Türkiye’nin ta kendisi!

-*-*-

Üzülüyorum da çare kalmadı sanırım!

-*-*-

Tükenişimizin en belirgin özelliklerinden biridir bu; geçmişimizi, saygımızı, sevgimiz, bağlılığımızı, yaşam tarzımızı da teslim ettik!

-*-*-

Kurtarıldık ve bitirildik!

-*-*-

Bizim de hatamız var elbette!
Olmaz olur mu!


481500748-24530001433256228-6961053986035062331-n.jpg

(1878 Kıbrıs… Lefke’de bir su kuyusu başında Lefkeliler… Fotoğraf: John Thomson.)

Bu yazı toplam 316 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar