1. YAZARLAR

  2. Zeki Kayalp

  3. Yaşanan gerçekler....
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Bir yurt, bir cinayet, bir bataklık ve arka bahçe

A+A-

“İki tetikçi” istemişler kendisinden, iki profesyonel…
En iyisini önermiş, kardeşini (!)
Kıbrıs’taki cinayeti bir suç örgütü liderinin titrek sözcüklerinden dinliyoruz.
O karanlığın içinden yine karanlık bir ses anlatıyor.
Kanımız donuyor, midemiz bulanıyor, tiksiniyoruz!

Öz kardeşine vurduracaktı.
 “Ama yüce allah o adamın kanını bize nasip etmedi”
diyor.
Kutlu Adalı’yı öldürenleri heceliyor.
Ama doğru…
Ama yalan…
Bilmiyoruz!

Neyi biliyoruz?
Kıbrıs’ın kuzeyinin “yasa dışı” bir yer olarak nasıl çirkefe dönüştüğünü…

***


Kıbrıs, uluslararası hukukun bir parçası olmadığı sürece, Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Birliği’nin tanıdığı bir yapıya kavuşmadığı sürece, Kutlu Adalı dosyası açılır, kapanır…
Yine çok dosya çıkar karşımıza, yine donar kanımız!
Kan siyaseti yapılıyor çünkü buralarda…

***

Şimdi “Kutlu Adalı dosyası açılsın” gibi son derece naif taleplerin ötesinde gerçekleri konuşmamız gerekiyor.
Çok daha büyük bir cesaret, kararlılık, iradeye ihtiyacımız var.

Ada yarısında “illegal” bir yapı kurulmuş ve onca pisliğin üzeri bayrakla, vatanla, nutukla örtülmüştür.
“Düşmanlık” siyaseti üzerinden aklanıyor ne kadar pislik varsa…
Ne değişti yıllar yıllar sonra?
Yine “Rumcular, hainler” diye hedef gösteriliyor, uluslararası hukuk ve barış temelinde yarını inşa etmek isteyenler.

***

Neyi mi konuşacağız?
Bizi “korumakla” görevli insanların “cinayetlerin” ortağı olduğunu haykırabiliriz örneğin!
Geçici 10’uncu madde falan devirebiliriz üzerlerine!

“Polis araştırsın” diyoruz ya…
Bu polisin bağlı olduğu insanlar işaret ediliyor azmettirici rolünde!
Biri eski TC Emniyet Genel Müdürü, dönemin İçişleri Bakanı, diğeri de emniyete bağlı özel harekatın başı!
Kim, kimi araştıracak acaba…


Garantörlüğü” konuşması için de acaba ortaya bir “organize suç örgütü lideri”nin çıkmasını mı bekleyeceğiz?

***

Kıbrıs’ı Türkiye’nin “arka bahçesi” yaptılar.
Bunu söylediniz mi sizi Anadolu insanına karşı gösteriyorlar.
İyi, güzel, olumlu yatırımları ise bir ülkeyi ve iradesini teslim almanın karşılığı gibi sunuyorlar.
Cinayet, rüşvet, kaçakçılık, kara para hepsinin üzerini örtüyor kutsal sözler, semboller, değerler…

***

Ada yarısında kurulan düzen kaçaktır, kirlidir, korsandır.
Talan düzenidir bu!
Alın teriyle değil hileyle yaşama düzenidir.
Rica minnet düzendir.
İlk günden hukuksuzluk üzerine kurulmuştur bu yapı…

Sorulması gereken soru nettir:
Türkiye’nin karanlık arka bahçesi mi kalacağız yoksa Birleşik bir Kıbrıs’la Avrupa’da demokratik bir hukuk devletine mi kavuşacağız?

***

Kutlu Adalı’yı konuşacaksak illaki, son yazısı üzerinden konuşalım.
“İnsan Anavatan-Yavruvatan politikasına yattı mı politika, siyaset üretemez, kültürü de yok olur, toplumsal yapısı da, kendine özgü yasaları, kuralları, tüzükleri giderek yok olur, Anavatan hukukuna teslim olur” diyen saptamalarını anımsayalım yeniden…

Kutlu Adalı’yı konuşacaksak, o “politika”yı sorgulayalım önce…
“Anavatan-Yavruvatan politikası, gelen Türk giden Türk, ölen Türk, öldüren Türk politikasını doğurmuştur. Bu politikanın altında ezilen halk sesini çıkaramaz, özgürlüğünü, bağımsızlığını, kimliğini, kişiliğini göremez.”

Ada yarısında kurulan düzene karşı direnelim…
Kişilik, kimlik, gurur, onur kalmayan bu bataklığı kurutalım önce…


***

Dün Kutlu Adalı’yı öldürenler, bugün, yurdumuzu katlediyor!
“Utanınız” diyebilir misiniz yüzlerine baka baka…
“Devlet” dedikleri bu yerin “çöplüğe” dönüştüğünü haykırarak!

 

 

Bu yazı toplam 2229 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar