1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. Anlayış Öğrenci Dostu mu?
Salih Sarpten

Salih Sarpten

Anlayış Öğrenci Dostu mu?

A+A-

Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğrenim ve Dışilişkiler Dairesi tarafından “Öğrenci Dostu Ada” temasıyla “Üniversitelerimiz” kitapçığı yayımlandı. Kitapçıkta son 4 yıla ait yüksek öğrenimdeki öğrencilerin sayılarıyla ilgili bilgiler ve ülkemizde faaliyet gösteren 22 yükseköğretim kurumunun tanıtımı var.

“Öğrenci Dostu Ada” sloganı, en genelde ülkemizdeki öğrenci sayısını artırmak, özellikle yabancı uyruklu öğrenciler tarafından ülkemiz üniversitelerini tercih etmelerini desteklemek amacıyla ortaya atılmıştı. Ne var ki, giderek içi boşalan bir söze dönüştü. Bu dönüşümü iki boyutta şöyle açıklayabiliriz.

  1. Boyut: Öğrenci Sayıları Gerçekçi Değil

Kitapçığa göre 2021-2022 öğretim yılında yükseköğretimdeki öğrenci sayımız 108 bin 295. Kitapçıkta öğrenci son 4 yıldaki artışları hakkında da bilgi var. Kitapçıkta verilen bilgilerden yola çıkarak göz ardı edilen bazı verilerden de ben bahsedeyim. Son 4 yılda;

  • KKTC uyruklu öğrencilerin sayısı 12 bin 508’den 13 bin 914’e çıkmış. Yani kendi liselerimizden mezun olan öğrencilerin, ülkemizdeki üniversitelere girişi %11.24 oranında artmış.
  • TC uyruklu öğrencilerin sayısı 54 bin 875’den 43 bin 101’e düşmüş. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nden ÖSYM yolu ile ülkemizdeki üniversitelere kayıt hakkı elde eden öğrenciler, %21.45 oranında azalmış.
  • Yabancı ülke uyruklu öğrencilerin sayısı ise 35 bin 318’den 51 bin 280’e yükselmiş. Yani yabancı uyruklu öğrenciler, %45.20 oranında artmış

Bir de bu kitapçıkta verilmeyen rakamlar var: Örneğin bu öğrencilerin ne kadarı aktif öğrenci (gerçekten yükseköğrenim gailesi ile ülkemize gelen), ne kadar pasif öğrenci (üniversitelerimize kayıt olmuş ama yükseköğretimle hiç ilgisi olmayan) olduğuna dair en küçük bilgi yok, çalışma yok, yorum yok, bulgu yok.

Hal böyle olunca da ülkemizdeki yükseköğretim öğrenci sayısının attığını söylemek mümkün değil. Ancak şunları söylemek gayet mümkün;

  • Liselerimizden mezun olan neredeyse her gencimiz bir yükseköğretim programına kayıt oluyor. Başka bir ifadeyle vasıflı eleman olarak yetişen meslek lisesi öğrencileri bile mezun oldukları alanlardan çok farklı bölümlere rahatlıkla kayıt olabiliyor.
  • ÖSYM yoluyla Türkiye’den gelen öğrenci sayısı ciddi biçimde azalıyor. Yani hazır bulunuş düzeyi yüksek, nitelikli öğrenci dediğimiz öğrencilerin üniversitelerimizi tercih etmeleri her geçen yıl daha da azalıyor.
  • Ve hiçbir giriş koşulu ile karşılaşmadan sadece kayıt parası ödeyerek ülkemizdeki üniversitelere kayıt olan ve bir daha da üniversiteye uğramayan yabancı uyruklu öğrenci sayımızda her geçen yıl daha da büyük bir hızla artmaya devam ediyor.
  1. Boyut: Anlayış Öğrenci Dostu Değil

Şöyle düşünün “Öğrenci Dostu Ada” sloganı ile bir kitapçık yayımlayacaksınız. Bu kitapçık yabancı dilde olmayacak, ne tarihi, ne coğrafyası, ne kentleri, ne sosyal yaşamı, ne konaklama olanakları, ne ulaşım seçenekler, ne de ada kültürü hakkında tek bir bilgi içermeyecek. Sanki bu kitapçık dostlar bizi alış-verişte görsün diye kendimiz için yazmışız gibi. Yani kendimiz çalalım, kendimiz oynayalım mantığı…

Hazır bulunuş düzeyi yüksek, iyi ve nitelikli öğrenciler bu kitapçıktan nasıl etkilenecek ve ülkemizdeki üniversiteleri tercih edecek?

Sözün özü; yükseköğrenim de plansızlık, programsızlık ve amaçsızlığın yanında ciddi bir anlayış sorunumuz olduğu aşikar. Oysa ihtiyacımız olan öncelikli şey; herkes tarafından anlaşılan, açık, net, eğitimde kaliteyi odağına alan bir yükseköğretim politikasıdır.

universite-001.jpg


Anlayana Gülmece

Şikayet

Temel,  öfkeyle kitapevine gelir ve şikayetlerini sıralamaya başlar:

  • "Geçen hafta sizden bir kitap aldım ama hiç beğenmedim. Öylesine uzun ve sıkıcıydı ki anlatamam. Üstelik kitap da o kadar çok karakter vardı ki, hiçbirini aklımda tutamadım. Kitabın konusunu bile anlayamadım.”

Satıcı şöyle bir bakar ve yanıt verir:

  • "Demek geçen hafta bizim Telefon Rehberimizi götüren sizdiniz."

Okumuş muydunuz?

İlk başta anne ve babalarımızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne ve babası oluruz. Daha sonra anne ve babamızın anne ve babası, en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz.

(Milton Greenblatt)

Bu yazı toplam 588 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar