2026 İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşmasının analizi
2026 Yılı İktisadi ve Mali İş Birliği Antlaşması(Ekonomik Protokol), Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile KKTC Hükümeti Arasında Ankara’ da geçtiğimiz hafta imzalandı. Bahse konu anlaşma ile ilgili özet bilgileri, yetkililerin basına yaptığı açıklamalarla öğrendik.
Bugünkü yazımda, ekonomik protokolü, yetkililerinin yaptıkları açıklamalar ışığında, ana hatları ile değerlendirmeye çalışacağım.
İktisadi ve Mali işbirliği Antlaşması ile, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere, geçen yıldan devirlerle birlikte toplam yaklaşık 23 milyar TL kaynak tahsis edilecek.
Ayrıca, bu rakamlar içinde Taşınmaz Mal Komisyonu ödemelerinde kullanılmak için de kaynak ayrıldığı belirtiliyor. Bu kaynak, sonuçlanan pek çok davanın ödenmesi için kullanılacaktır.
Geçen seneki anlaşmanın toplam büyüklüğü de 21 milyar TL idi. Yaklaşık yüzde 10 bir artış öngörülüyor. Geçen yıl yaşanan yaklaşık Yüzde 40 Enflasyona göre de, düşük bir artış aslında.
Bu kaynağın oransal dağılımı ise, Yüzde 48 altyapı ve reel sektör projeleri, yüzde 10 kamu maliyesi destekleri ve yüzde 42 savunma harcamaları şeklinde açıklandı.
Geçen yıl bu oranlar ise, Yüzde 58 altyapı ve reel sektör projeleri, yüzde 11 kamu maliyesi destekleri ve yüzde 31 savunma harcamaları şeklinde idi.
Oransal olarak baktığımızda alt yapı ve reel sektör desteklerinde yüzde 10 azalış, savunma harcamalarında yüzde 11 artış görülüyor. Enflasyonu da düşündüğümüz zaman, alt yapı ve reel sektör desteklerinde daha fazla artış olması, katma değer olarak ekonomiye daha fazla olumlu etki yapacaktır.
Öte yandan, Bu rakamın 21,3 Milyarı TL’si zaten 2026 yılı devlet bütçesindeki TC yardım ve krediler başlığı altında yazan rakamdır. İlave bir kaynak değildir. Protokoldeki geriye kalan 2 milyar TL de, geçen yıldan kalan devirlerdir.
2026 Bütçe gelirleri içinde yer alan TC yardımları, yatırımlar (Alt yapı) için 9 milyar, savunma harcamaları için de 10 milyar olacak şekilde toplam 19 milyar TL olarak öngörülmüştü.
2026 Bütçesi içinde bulunan diğer bir kalem olan TC kredilerinde ise, Kamu maliyesine, cari harcamalar için, 2,3 Milyar TL katkı öngörülmektedir. Böylece, Bütçedeki bu rakamların toplamı 21,3 Milyar TL etmektedir.
Kamu maliyesine katkı rakamları az geldiğinde, doğrudan bütçe açığını artırmaktadır. Nitekim, son yıllarda özellikle kamu maliyesine katkı rakamlarının eksik geldiğini görüyoruz. 2025 yılında 4 Milyar TL öngörülmüş, fakat yaklaşık 1 milyar TL kullanılmıştı. Bütçe açıklarının artmasının nedenlerinden biri de budur.
Bu rakamlardan anladığımız kadarı ile yanlış icraatlardan, yeterli vergi toplanmamasından, hesapsız yapılan giderlerden, partizanca personel alımlarından ve tasarruf yapılmamasından dolayı oluşan bütçe açıklarına, Türkiye katkı yapmak istememektedir.
İmzalanan Antlaşma ile, eğitim alanında; İhtiyaç duyulan yeni okul projelerinin hayata geçirilmesi ve var olan okulların depreme dayanıklı hale getirilmesi için kaynak sağlanması değerlidir.
Sağlık alanında; 500 yataklı Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin yapımının hızlanması, Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin ve Pamuklu'daki yeni hastanenin tamamlanması için yapılacak katkılar büyük önem taşımaktadır. Umarım, Güzelyurt ve Pamuklu hastaneleri bu yıl içinde açılır.Zira, yıllardır yapımları devam ediyor.
Ayrıca, Otizmli bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak otizm merkezi’ nin hizmete açılmasının sağlanması, ülkemiz için çok elzem ve faydalı bir yatırım olacaktır.Bu tür sosyal yatırımlar, ülkemiz için önemli ihtiyaçlardandır.
İmzalanan antlaşma ile, Ulaştırma alanında; Değirmenlik- Girne Dağ yolundaki çalışmaların tamamlanması ve yolun hizmete açılması, Dipkarpaz- Zaferburnu ve Sadrazamköy- Kayalar yol çalışmaların tamamlanması için kaynak sağlanması önemlidir.
Narenciye sektörü için, Meyve İşleme, Donmuş ve Soğuk Depolama Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında yapılacak tesisin tamamlanması, bölgeye ve ülkeye katkı sağlayacaktır.
Bu tesis ile, soğuk hava depolama kapasitesi geliştirilerek, arz fazlası ürün olduğu zamanlarda üreticilerin zarar etmesi önlenecektir.
Ekonomik Protokol kaynakları ile, özellikle küçük esnaf ve küçük işletmelere ihtiyaç duydukları hibe, düşük faizli ve faiz destekli krediler sağlanmalıdır. Üretimi ve istihdamı artıracak, katma değeri yüksek projelere daha fazla kaynak ayrılması şarttır.
Alt yapı yatırımlarında, yerli mütahhitlerin de işin içinde olması, ülke içinde katma değer ve ekonomik aktiviteyi de artıracaktır.
Ekonomik protokollerin önemi, tahahhüt edilen icraatların her iki tarafça yerine getirilmesi ve gelmesi gereken kaynakların da ülkeye zamanında ve eksiksiz gelmesidir.
Bu bağlamda, özellikle reform destekleme ödeneği kaynaklarının zamanında gelmesi için, ekonomik protokole yapılabilecek şeyler yazılmalıdır.Yeterli kaynak gelmezse, bundan halk, işletmeler ve ülke ekonomisi olumsuz etkilenmektedir.






