1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Templos’tan Beşparmaklar’a, “kayıplar”ın izinde… (1)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Templos’tan Beşparmaklar’a, “kayıplar”ın izinde… (1)

A+A-

Templos’tan Beşparmaklar’a, “kayıplar”ın izinde, okurlarımızın ve şahitlerimizin yardımlarıyla, “kayıplar”ın gömü yerlerini aramaya devam ediyoruz…

Kayıplar Komitesi yetkililerine dün bazı olası gömü yerleri gösterdik, kendilerini şahitlerle buluşturduk… Bazı insan kalıntıları bulan bir şahidimiz, kendilerine bunları bulduğu yeri göstererek incelenmek üzere Kayıplar Komitesi yetkililerine bu insan kalıntılarını verdi… Ancak Kayıplar Komitesi laboratuvarında yapılacak inceleme ardından bunların antik mi yoksa “kayıplar”a ait kalıntılar mı olduğu anlaşılacak, eğer “kayıplar”a ait kalıntılarsa, o zaman bu alanda kazı yürütülmesi gerekecek. Bu alanın bir toplu mezar mı yoksa birkaç kişinin gömülü olduğu bir yer mi olduğu da ancak bu alanda kazı yapıldıktan sonra – eğer kazı yapılırsa – anlaşılabilecek, tabii eğer kalıntılar eski çağlara ait antik kalıntılar değilse… İlk incelemelerde en az bir şahsa ait kalıntılar olduğu anlaşıldı ancak bunların antik olup olmadıkları, laboratuvardaki incelemeler ardından anlaşılacak. Biz de sonucu merakla bekleyeceğiz…

 

DÖRT YIL ÖNCE YİNE GÖSTERMİŞTİK…

Dün de yoğun bir gün yaşadık. Sabah saat 09.00’da yola koyulduk. Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Asistanı Mine Balman ile Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üyesi Leonidas Pandelidis ile birlikte öncelikle Templos’ta (Zeytinlik) bir şahidimizle buluşmaya gittik. Şahidimiz, bundan dört yıl önce yine Kayıplar Komitesi yetkililerine ricamız üzerine olası bir gömü yeri göstermişti ancak aradan dört yıl gibi uzun bir süre geçmiş olmasına karşın, bu alanda herhangi yeni bir kazı çalışması yapılmadığı için bir kez daha aynı yerle ilgili yeni bir çalışma başlatılmış bulunuluyor. Bu çerçevede, Kayıplar Komitesi’nin ricası üzerine aynı şahidimizi bularak kendisinden bize olası gömü yerindeki incelememize eşlik etmesini rica ettik ve o da bizi kırmadı ve bizimle birlikte Templos’a (Zeytinlik) gelerek, dokuz “kayıp” Kıbrıslırum’u şiroyla gömmüş olduğu alanda hazır bulundu ve bölgeyi bir kez daha incelememize yardımcı oldu…

 

HARNIP AĞACININ BİRKAÇ METRE YAKININA DOKUZ KİŞİ GÖMMÜŞTÜ…

Bu şahidimiz, 1974’te bu alanda çok büyük bir harnıp ağacı bulunduğunu, harnıp ağacının kuzeydoğusuna yığılmış olan ve oldukça kötü durumda olan dokuz “kayıp” Kıbrıslırum’un naaşının üzerine kireç atarak ve bölgeden toprak koyarak onları gömmüş olduğunu hatırlattı. Bu gömü işlemini çok alel acele yaptığını hatırlatan şahidimiz bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine, özetle şunları aktardı:

***  Halen Templos’taki atış alanının bulunduğu yerde bazı Kıbrıslırum askerler konuşlanmıştı. Bunlar on kişiydiler ve sürekli olarak St. Hilarion’a ve köye ateş açmaktaydılar…

***  Ardından bu askerler öldürüldü… Biz Templos’taydık o günlerde. Bize “Bir kamyon alınız ve Kıbrıslırum askerlerinin bulunmuş olduğu yere gidiniz, orada bazı mühimmat vardır, onları oradan alıp Templos’a getiriniz” demişlerdi. Biz de gidip kamyonla bu mühimmatı getirmiştik. O mühimmatı almaya gittiğimizde, mevzilerin yanında tek bir Kıbrıslırum askerin ölüsünü görmüştük.

***  Aradan birkaç gün geçtikten sonra, köye doğru çok ağır bir koku gelmekteydi. Bu kez de “Bu şiroyu al ve git, o mevzilerin altında bulunan ölülere kireç at ve onları göm” demişlerdi. Ben de şiroyu alarak buraya gelmiştim.

***  Koku çok ağırdı, ayrıca çok büyük tedirginlik vardı çünkü tarih herhalde 24 veya 25 Temmuz 1974 olabilirdi ve ortalık henüz yatışmamıştı. Etrafta gizlenmiş ve bize ateş açabilecek birceez Kıbrıslırum olabilir endişesiyle alel acele bir yığın şeklinde duran ölülerin üstüne kireç atmış, ardından çevreden aldığım toprakla onları örtmüş ve buradan ayrılmış, Templos’a geri dönmüştüm…

***  1995’teki büyük yangında bu arazi de yanmıştı – o yüzden harnıp ağacı da yok oldu… Ancak burada gördüğünüz büyük ama genç harnıp, o yangından sonra belki o büyük harnıbın bulunduğu yerden çıkmış olan harnıp ağacı olabilir. Harnıp ağacının dallarının bittiği noktadan birkaç metre ileriye, ağacın kuzeydoğusuna gömmüştüm. Çukur kazıp onları gömecek halimiz yoktu, dediğim gibi tedirgindik çünkü etraftan ateş açılabilirdi.

***  Buradaki dokuz Kıbrıslırum asker, yukarıda gördüğünüz atış alanının bulunduğu yerdeki on askerden dokuzu idi. Tek bir askerin ölü vaziyette orada yattığını görmüştük, mühimmatları almaya gittiğimizde. Bu askerler sağ vaziyette bu alana getirilmiş ve burada öldürülmüşler, üst üste yığılmışlardı…

***  Bu alanı size dört sene önce göstermiştim… Burada herhangi bir kazı yapılmadı. Bu alanın bitişiğinde, çam ağaçlarının ötesindeki alanda bir kazı yapıldıydı ve bazı ufak tefek insan kalıntıları bulunduydu. Ancak bu alanda herhangi bir kazı yapılmadı bugüne kadar.

***  Dört sene önce size bu alanı göstermiş olduğum zaman, Kayıplar Komitesi  yetkilileri bana 1974 öncesi havadan çekilmiş bazı fotoğraflar göndereceklerini söylemişlerdi, böylece harnıp ağacının yerini belirlememiz kolaylaşacaktı. Ancak bu fotoğraflar gelmedi. Geçtiğimiz günlerde Kayıplar Komitesi’nden bir görevli beni ziyaret ederek bazı fotoğraflar gösterdi fakat bunlardan bir şey çıkarmak mümkün değildi.

Bu şahidimize çok teşekkür ediyoruz… Bildiklerini bir kez daha bizimle ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle sabırla paylaştığı için…

Onunla vedalaşıyoruz ve bu bölgeden ayrılıyoruz…

(Bu konuda dört sene önce yazmış olduğumuz yazıları, bir kez daha bu sayfalardan paylaşacağız ama bunu, yarın yapacağız…)

 

İSTİKAMET BEŞPARMAKLAR…

Beşparmaklar’ın yamaçlarında olası bir gömü yeri haberi bana bir “kayıp” yakınından geliyor… Kaldığı köyde yaşayan birisi kendisine bazı insan kemikleri bulduğunu aktarmış… “Bunlar kesinlikle hayvan kemiği değildir” demiş, “çünkü aradaki farkı bilirim…”

Bunun üzerine “kayıp” yakını okurum beni arıyor ve bu konuda ne yapabileceğimizi soruyor. Ben de ona “Zaten Pazartesi günü Templos’a gideceğiz, bu yüzden şahidi ayarlarsan, Pazartesi buluşalım” diyorum. “Kayıp” yakını okurum hemen şahidini arıyor ve anlaşıyoruz. Böylece Templos’tan sonra onlarla buluşmaya gidiyoruz…

Şahidimiz, bazı insan kemiklerini Beşparmaklar’ın yamaçlarında ilk gördüğü zaman iki-üç sene öncesiymiş…

10-014.jpg

ORMAN DAİRESİ TERASLAMA YAPINCA, KEMİKLER AÇIĞA ÇIKMIŞ…

Orman Dairesi’nin bu yamaçlara ağaç ekmek üzere teraslama yapmasıyla birlikte, burada gömülü olan bazı insan kemiklerinin yerinden oynadığını tahmin ediyor – civardaki hayvanların buradan geçerken yumuşak toprakta gide gele bıraktıkları izlerle birlikte, bu insan kemikleri daha da açığa çıkmış…

Buraya Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi’ne ait bir araçla geldik ancak şahidimiz, gideceğimiz yere bu araçla gidilemeyeceğini, altını vurabileceğimizi söylüyor. Kendi aracı da o bölgeye gidebilecek vaziyette değilmiş. Bu yüzden bayram sonrası Kayıplar Komitesi’ne ait yüksek, dört çekişli ciplerle bölgede inceleme yapmak üzere anlaşıyoruz ancak şahidimizin de, “kayıp” yakını okurumun da canı bal vermiyor bu duruma…

“Bak” diyor “kayıp” yakını arkadaşımız… “Siz burada kalın… Biz atılıp gidebileceğimiz yere kadar gidelim, şahidimiz bulduğu kemiklerden bir tane alıp size getirsin ki bunları incelettirebilesiniz bu arada…”

Kayıplar Komitesi Kıbrıslırum Üyesi Leonidas Pandelidis, şahidimiz ve “kayıp” yakını arkadaşımız, üçü de “kayıp” yakını arkadaşımızın aracıyla gidiyorlar, biz geride kalıp bekliyoruz…

Bir süre sonra geri dönüyorlar…

13-007.jpg

DÖRT ADET İNSAN KEMİĞİ…

Leonidas Pandelidis’in elinde dört adet insan kemiği var… Sanırım bacak ve baldır kemikleri bunlar… Dört kemikten üçü epeyi bir zaman güneşte ve açıkta kalmış, dördüncü kemik biraz daha korunaklı bir yerdeymiş… Bunların fotoğraflarını çekiyor Mine Balman ve Kayıplar Komitesi’nde çalışan Fotis’e gönderiyor hemen – Fotis’le telefonda konuşuyorlar, Fotis bunların insan kemiği olduğunu doğruluyor, “En az bir kişiye ait kemikler bunlar” diyor… Ancak bunların “kayıp” bir veya birden fazla şahsa ait kemikler mi yoksa antik bir gömüden gelen insan kalıntıları mı olduğu, ancak laboratuvara gidip inceleme yapılınca anlaşılacak…

Leonidas Pandelidis’e göre de, şahidimize göre de, gittikleri noktada toplu bir gömü varmış gibi duruyormuş. Oradaki toprak, çevredeki topraklardan çok farklı ve çok yumuşakmış… Sonra bir şey o gömü alanını yerinden oynatmış – ve böylece bu kemikler açığa çıkmış… Böyle gibi duruyormuş görüntü ancak bunlar ilk izlenimler ve ancak bölge çok dikkatli incelendiği zaman, kemikler laboratuvarda Kayıplar Komitesi’nin uzmanları tarafından incelendiği zaman tam olarak neyle karşı karşıya bulunduğumuz anlaşılabilecek…

Alel acele Lefkoşa’ya geri dönüyoruz, “kayıp” yakını arkadaşımız ve şahidimizle vedalaşarak ve kendilerine çok çok teşekkür ederek. Leonidas Pandelidis, personeli ofisten ayrılmadan önce bu insan kemiklerini teslim etmek ve gerekli işlemleri derhal başlatmak istiyor…

Bu konuda bize yardımcı olan çok değerli arkadaşım, “kayıp” yakını okurumuza, onun bulmuş olduğu şahidimize çok teşekkür ediyorum. Kayıplar Komitesi yetkililerine de, bu iki olası gömü yerini göstermemiz için olanak yarattıkları için sonsuz teşekkürler…

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1085 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar