Tilkiden tavukları korumasını bekledik!
Evet, çok zor ekonomik koşullar bizi bekliyor!
Sebebi savaş!
-*-*-
Evet, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin özellikle İsrail ile “iyi ilişkileri” rahatsız edicidir çünkü İsrail, güvenilir bir müttefik olamayacağı gibi, Ada’daki varlığı da her açıdan tehlike paratoneridir!
-*-*-
Ve evet, işin içinde İsrail varsa, Türkiye’nin Ercan’da değil 6 adet, 156 adet F16 bulundurması da bir çeşit hak haline gelir!
-*-*-
Gerçi, keşke Türkiye, İsrail’in en büyük akaryakıt sağlayıcısı Azerbaycan ile kardeşliğine de bu konuda azıcık müdahil olsa ki o da ayrı mesele!
-*-*-
Şimdiiii; Erhan Arıklı demiş ki, Tufan Erhürman’ın davranışı Anavatan Türkiye’yi rencide etti…”
-*-*-
Erhürman’ın hangi davranışı?
Elbette Türk Telekom hırsızlığını Anayasa Mahkemesi’ne havalesi ile ilgili davranışı!
-*-*-
Üstelik Erhürman buna “hırsızlık” falan da demiyor!
Üstelik Erhürman, gayet kibar bir şekilde görevini yaptığı için de, bu protokole “açık hırsızlık” olarak bakanların da ciddi saldırısına hedef oluyor!
-*-*-
Şimdi gelelim bazı gerçeklere…
Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkiler ciddi anlamda arızalıdır…
-*-*-
Türkiye’yi yöneten siyasi mafya ve yandaşlarına göre KKTC, “Türkiye’nin mülkü”dür!
Türkiye’yi yöneten siyasi mafya ve yandaşlarının karşısındaki Türkiyeli muhalefete göre de “mülküdür ama kalın bağırsak olarak kullanılan bir mülktür”…
-*-*-
KKTC’de bu bakışa ses çıkarmayan veya çıkaramayan iki grup vardır!
Birincisi, bu ilişki türünden her türlü menfaati elde eden hırsızlar…
İkincisi ise bu ilişki türünden rahatsız olmayan Türk milliyetçileri…
-*-*-
İkincisini zaman zaman anlayışla karşılarım ama birincisi ahlaksızlıktır ve birinci gruptakiler ahlaksızdır!
-*-*-
Peki ne yapmak lazım?
-*-*-
Gerçekten durum vahimdir!
Bir yanda, Kıbrıs Türk Toplumu veya halkını “eşit” kabul etmeyen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolünü ele geçirmiş siyasi mafya; öte yanda Kıbrıs Türk Toplumu’nun varlığının ayrı bir kültür, ayrı bir toplum, ayrı bir yaşam olduğunu asla kabul etmemiş öteki siyasi mafya!
-*-*-
Ve iki siyasi mafya türünün çatışması arasında ezilen – tükenen bir toplum!
-*-*-
Emannuel Macron’un aslında en çok destek vermesi gereken de bu toplumdur ki onlar da aynı toplumu yok sayıyor!
-*-*-
Türkiye siyasi mafyası dürüst davranmıyor!
Açık bir şekilde, “Kuzey Kıbrıs artık benim malımdır, mülkümdür, g.tü sıkı olan gelsin alsın” demiyor ama açıkça dilediğini yapıyor; her türlü jeopolitik, jeostratejik, ekonomik ve siyasi anlamda tepe tepe kullanıyor, sömürüyor!
-*-*-
Erhürman’ın seçilmesinden dolayı “kıl” olmuş Türk siyasi mafya mensubu üyesi çok sayıda kişi bulunmaktadır…
-*-*-
Bu kişiler, açık ve de nettir ki Erhürman’dan rahatsızdır…
Erhürman’ın hukukun üstünlüğüne değer veriyor olmasından da rahatsızdır…
-*-*-
Erhürman’ın, Ersin Tatar gibi davranmasını istemektedir ve yarın olası bir CTP iktidarında da bugünkü koalisyondan istedikleri her şeyi CTP’den isteyeceklerdir!
-*-*-
Dr. Sıla Usar İncirli’nin, Ünal Üstel gibi olmasını talep edecekleri açıktır!
-*-*-
Türk Telekom protokolünün meclisteki oylaması sırasında, bazı UBP’li ve bir bağımsız vekile yapılan açık baskı ve tehditler; bence kesinlikle Erhürman’a da yapılmış veya işittirilmiştir!
-*-*-
Arıklı’nın itirafı zaten bu işittirmenin bir yoludur!
-*-*-
1974 bitmiştir arkadaşlar!
Artık yeni bir Dünya vardır!
Yeni haritalar, yeni sınırlar!
-*-*-
Ve bu haritalar kapsamında, şu anda hukuk dışında Kuzey Kıbrıs’ı işgal etmiş olan güç; yarın bu işgali hukuk içine çekmenin de mutlaka yollarını arayacaktır – belki de bulacaktır…
-*-*-
Erhürman’ın Anayasa Mahkemesi’nden görüş istemesi; son çırpınışlarımızdan biridir…
Tıpkı ilahiyat meselesindeki gibi…
-*-*-
Mevcut hükümet zaten şu anda memleketi tamamen iflas ettirmiş durumdadır…
-*-*-
CTP Milletvekili Salahi Şahiner’in dün sabah Sim Tv’de söylediği gibi; mevcut hükümet, bir ay içinde yeniden iç borçlanma yapamazsa ne maaş ödeyebilecektir ne de iş insanlarına borcunu!
-*-*-
Ne mi yapacağız?
-*-*-
Yani Tahsin Ertuğruloğlu bizim tarafta olsaydı, en azından belki dağa çıkardık ama değil!
-*-*-
Tarkan dinleyebiliriz; “İşte kuzu kuzu…”muydu neydi?
Kuzular gibi, kasabın keyfini bekleyeceğiz!
Ya da kaçacağız!
-*-*-
Çünkü ne yazık ki tilkiden tavukları korumasını bekledik!
Yanlıştı!
-*-*-
Kedilere ciğer emanet ettik!
Hata yaptık!
-*-*-
Daha da kötüsü, hırsızlara kapıları korumayı devrettik!
İçten soyulduk!
-*-*-
Sonuç?
-*-*-
Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini hiç göremedik!
Sapla samanı hep karıştırdık!
Denize düştük ve çok üzgünüm ama yılana sarıldık!
Arpa ektiğimiz halde buğday çıkacak sandık!
Ve bir gün zamanı geleceğini düşünerek samanı saklamak hiç aklımıza gelmedi!
-*-*-
Şimdi “Kıbrıslı Türkler” adına filmin sonundayık!
The End!








