Hasan Yıkıcı

Hasan Yıkıcı

Sonsuz borç

A+A-

Kıbrıs’ın kuzeyinde pandemi süreci yurttaşların üzerindeki banka ve finans kapital tahakkümünün daha da derinleşmesine neden oldu, olmaya devam ediyor. Kamusal ihtiyaçlar yerine finans sektörünün ihtiyaçlarını ve önceliklerini önemseyen kktc devleti, özellikle özel sektör çalışanlarını ve küçük esnafı doğrudan bankaların kaynar borç kazanına attı.

Fakat borç meselesi bu kadarla da sınırlı değil. Borç uzunca bir süredir sadece belli bir anda çekilen kredi değil, aynı zamanda kredi kartları ile gündelik yaşamın ve en basit tüketim ilişkilerinin içine kadar sirayet eden bir yönetişim olgusudur. Kredi artık kişinin cebinde taşıdığı ve sürekli olarak canlı tuttuğu bir tahakküm işlevini yerine getiriyor.


***

Borca göre yaşıyor, davranışlarımızı ve ihtiyaçlarımızı borç ile kurduğumuz ilişki ile düzenliyor, borcun buyruğu doğrultusunda yaşam süreçlerini organize ediyoruz. Günün sonunda borç, iktidarın yaşamlarımız; daha da özelinde emek-zaman ve yaratıcı potansiyellerimiz üzerinde kurduğu bir denetime dönüşüyor. Deleuze’nin berrak bir şekilde ifade ettiği gibi, “İnsan artık disipline dayalı toplumlara hapsolmuş insan değildir, denetim toplumlarının borçlandırılmış insanıdır”*

Özellikle son yıllarda ekonomik kriz ve pandemiyle birlikte çok daha görünür bir şekilde borcun, tercih edilen bir seçenek olmadığı tam tersi mecbur bırakılan, dayatılan ve bizzat iktidarlar tarafından insanların itildiği bir zorunluluk olduğu anlaşıldı.

***

İster özel bankalar olsun isterse de özel bankalar kurallarıyla/ruhuyla çalışan kooperatif bankaları olsun, finans kapital kurumlarının kar oranları ile yurttaşların borçlandırılma oranları arasında hep asimetrik bir ilişki vardır. Aynen bu yıl ve geçtiğimiz yıl olduğu gibi, bankalar yılda milyonlarca lira kar ederken ve karlarının üzerine kar eklerken sıradan yurttaşlar sadece borçlarının üzerine borç, faizlerinin üzerine faiz eklediler. Merkez Bankası’nın raporlarında bu çok net bir şekilde görülmektedir.

***

Borç toplumunda borcun katlanarak artması aynı zamanda yeni bir etik-ahlaki kurallar silsilesinin de oluşmasını sağlar. Borç denetimi altında olan birey artık edilgen değil sürekli olarak sergilemesi gereken sonsuz performans kurallarına tabidir. Harcadığı emek, zaman ve potansiyelleri, yaratıcı, özgürleştirici veya bireysel özneleşme süreçlerine değil, finans kapitalin çıkarlarıyla kaynaşmış sürekli üreten ve tüketen, hatta tüketime endeksli bir performans toplumunun çıkarlarına tabiidir.

***

Borç, daha ziyade serbest piyasa çarklarının dönmesini ve kişinin de o çarkların birer dişlisi yapma işlevi görür. Günümüzde en büyük uyarıcı borçtur. Çünkü borcun kamçısı kişiyi bitimsiz tahakküm süreçlerine sürer.

***

Pandemiyle birlikte bir tahakküm ve kontrol aracı olarak borcun hükmü de bizzat devlet eliyle güçlendirildi. Burada belki de en önemlisi, borç ile sadece bugünün emeğini/zamanını ve potansiyellerini değil aynı zamanda geleceğin tüm olasılıklarını da finans kapitalin dişlilerine devredilmesidir. Birey sadece bugünü üzerinde değil, geleceği üzerinde de olası kontrolü kaybetmiş, yarını bankaların denetimine devretmiştir. Dolayısıyla borç sadece bugün ile değil aynı zamanda yarın ile de ilgilidir. Kıbrıs’ın kuzeyinde neredeyse tüm süreçlerin olduğu gibi gelecek yaratımı süreçleri de belirsizlik mıntıkasında kayboluyor. Borçlandırma ise tüm bu belirsizlikleri üreten, belirsizliklerden üreyen en belirgin süreç olarak üzerimize kabus gibi çöküyor. 

***

Borç olgusuna neoliberal yeniden üretim ve tahakküm olgusu olarak bakmak lazım. kktcnin özellikle kriz ve pandemiyle birlikte takındığı tavır da neoliberal istikrar politikalarının bir uzantısıdır. Çünkü söz konusu istikrar, bankaların, vergilendirilmemiş zenginliklerin ve finans kapitalin istikrarıdır. Onların istikrarı da bizim kırılganlaşan yaşamlarımızdan geçmektedir. Şimdi kim, istikrarı korunanlar ile yaşamları kırılganlaşanların aynı gemide olduğunu söyleyebilir?

 

*Aktaran: Maurizio Lazzarato, Borçlandırılmış İnsanın İmali - S.82, Açılım Kitap

Bu yazı toplam 820 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar