1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Şimdi bir şeyler yapmak lazım!
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Şimdi bir şeyler yapmak lazım!

A+A-

Döviz gittikçe tırmanıyor.
Ekonomistlere göre önümüzdeki senaryo 'daha vahim'…
TL değer kaybetmeye devam edecek.
Türkiye'deki istikrarsızlık düzelse de kayıp sürecek.
Böylesi bir tabloda herkes “ne yapılabiliri” konuşuyor, kuşkusuz…
Ne yapılabilir?
Hayal kurmaya gerek yok.
Dövizde müdahale şansımız yok.
Ekonomistler ithal mallarda vergilerin biraz düşürülerek hayatının pahalılaşmasının önüne geçilebileceğine işaret ediyor.
Ediyorlar etmesine de bizim hükümet tam tersini yapıyor.

Neden? Maliye kasasındaki açık çok…

Neden bu açık? Türkiye taahhütlerini yerine getirmediği için!

“Vereceğim” dediği, törenle imza attıkları rakamları aktarmadığı için…

Pek tabii vergi indirimi maliyenin işine gelmiyor, bunun bakan da farkında…
Zira 'gelir kaybı' devletin hoşlanmadığı bir durum.

O zaman Türkiye ile yeniden masaya oturmak şart.

Yeni bir masadan bahsediyorum, kriz masası bu…

                                           ***

Kimse kusura bakamasın ama beni devletten çok, sade vatandaş ilgilendiriyor.

Düşük gelirli vatandaş…
Hani bizde 'orta' sınıf denilen kalabalık kitle…
Çünkü dövizin yükselmesiyle ciddi anlamda gelir kaybı yaşayan, yaşam standardı gerileyen, yurttaş…
Yurttaşın, hele hele de kamudan maaş çekmeyen özel sektör çalışanının çektiği çile yeter…
Dedim ya, herkes “ne yapılabiliri” konuşuyor.
Elbette yapılabilecek şeyler vardır.
Mesela özel okullar!..
Birçoğumuzun çocukları özel okullarda eğitim görüyor, mecbur!
Birçoğunda ödemeler dövizle.
Niye?
TL'ye niye geçmiyor bu okullar?
Devletin sade vatandaştan yana politikaları devreye sokarak “dövizle eğitim” safsatasına son vermesi mümkün değil mi?
Elbette mümkün…
Diğer yandan kira bedelleri…
Kirada ikamet eden düşük gelirli de bir başka eziyet altında…
Onlar da dövizle…
Ev sahibinin evle ilgili döviz gideri mi var?
Hayır!.. Peki araç-ev satışları gibi büyük paraların döndüğü sektörler?
Daha dün bir şirketin Euro fiyatlı reklamını gördüm.
Kendi ellerimizle yabancı para birimini hayatımızın içine çektik, kendi yeteneğimizle (!)
Özür dilerim ama kimi hallerde de dövizi biz kendi kucağımıza aldık.
Ve şimdi bundan kurtulmanın yollarını arıyoruz.
Devam edelim…
Mesela dövizle kredi…
Kimse bizi zorla döviz borçlanmaya itmiyor.
Bile bile kendimiz borçlanıyoruz.
Niye?
Çünkü TL'den daha düşük faiz oranları nedeniyle…

Faiz konusunda TL'den daha 'çekici'…
Bu konuda ne yapılabilir?
Borçları yeniden yapılandırma…
Yani TL'ye çevirme…

Ancak yurttaştan yana sözleşmelerle! Bankaları yeni kârlara taşıyan adımlarla değil!
Bankacılık sektöründe, ya da faizlerde yeni bir düzenleme ile döviz borçlanan yurttaşların borçlarının TL'ye çevrilmesi mümkün…
Ancak yine yasal bir düzenleme gerekiyor, yani devlet müdahalesi…
Yasal düzenleme ile dövizin iç piyasada etkisi azaltılabilir kanımca…
Az da olsa etkiyi düşürmek mümkün.
Elbette esas mesele enerji giderlerine dayanıyor.
Çünkü dövizdeki yükselme yakıt-enerji giderlerinin artmasıyla doğrudan etkili…
Ancak enerji dışında kalan sektörlerde devletin küçük de olsa müdahale şansı var.

İç piyasadaki dövize endeksli duruma “yasak” getirilebilir.
En azından birkaç yıllığına…
Yeter ki istek olsun.
Yeter ki “sade vatandaştan yana” siyaset devreye girsin.

Yeter ki herkes bedel ödeyecek duruma çekilsin.
Olur, olmaz diye bir şey yok.
Elimizdeki argüman az da olsa, ateşi dindirmek için çabalamak lazım…
Hiçbir şey yapmamaktan, olanları seyretmektense, bir şeyler yapmak daha akılcı duruyor.

Bir birimize sarılarak, destekleyerek tünelden geçebiliriz…

Doğru siyaset ve doğru adımlarla, yapabiliriz, yapmalıyız.

 

Bu yazı toplam 466 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar