1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Sakarya bölgesinin doğru haritası...”
Necmi Belge

Necmi Belge

Serdar’dan, Spor’a Tenzil-i Rütbe

A+A-

Belki de “Kerhen”, Spor Bakanı olduğu günden beri icraatları, pardon icraatsızlıkları ile spor gündeminde kalan Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş, en sonunda patladı ve “Spor’u” şutladı.
Ha, bu arada Gençlik Dairesi’ni de unutan Denktaş ve bürokratları Bizim Kıral’ın uyarısı ile kalemle de olsa bakanlıkların sonuna ‘Gençlik’ isimi kaydedildi. Böylece,  gençliği de uhdesine alarak, Gunnies Rekorlar Kitabı’na girdi.
Ağustos 2013’de kurulan CTP/BG - DP/UG Koalisyon hükümetinde en kalabalık bakanlığı üstlenen Serdar Denktaş’ın bu bakanlıkların hangisine bakabileceğini gerçekten merak ediyorum. Bu bakanlıkların bazılarını müsteşar düzeyinde idare etmeye çalışan Denktaş, UBP hükümetleri döneminde Süleyman Göktaş’ın uhdesinde olan Spor Koordinatörlüğü ile yönetilmeye çalışılan ‘SPOR’u, Göktaş’ı görevden alarak ama yerine Genel Koordinatör atayarak adeta darmadağın etti.
Bu konuda, yeni atanan ve Yüksek Ziraat Mühendisi olan eski UBP’li İsmail Arter’i atadığı gün temas etmeye ve sporun hangi konumda olacağını sormak istediğimizde sekreteri, “İsmail Arter’in Genel Koordinatör olduğunu ve Serdar beyle birlikte sporu da yöneteceğini” söyledi.
Ne var ki, o gün, bugündür bir randevu talep ettiğimiz yeni Genel Koordinatör’e bir türlü ulaşamadık, bir kahvesini içemedik; spor hakkındaki vizyonunu soramadık. Hoş, adam Ziraat Mühendisi spordan ne anlar diye haksızlık ettiğimi düşünürken, bizim Kıral’ın “beklide çim sahaları düzeltir” söylemi aklıma geldi.
Spor Bakanlığı görevini devraldığı günden beri, KTFF - KOP görüşmeleri ile karşı karşıya kalan ve bu konundaki bir ileri, iki geri, biraz da kıvrak görüşleri ile nerede durduğu anlaşılamayan, Futbol Federasyonu’na protokol gereği verilmesi gereken parayı Sertoğlu’na kızdığı için vermeye yanaşmayan ancak, kamu oyu baskısı ile veren, KKTC MOK’un gayri yasal işgali karşısında
sus - pus olan Spor Bakanı Denktaş artık bunalmış olacak ki, Spor’u tamamen terk etti.
Ülke sporunu, müdürlük ile idare etmeye çalışacak olan Spor Bakanı Denktaş böylece, “SPORU TENZİL-İ RÜTBE” ile seviyesini düşürmüş oldu.
Hoş, Spor Dairesi Müdürlüğü’nde bir ahşap ustası olan Hüseyin Cahitoğlu bulunuyor ama, Serdar yakında Spor Müdürlüğünü de kaldırır ve işi Ziraat Mühendisi dostu yeni Genel Koordinatörü İsmail Arter ile birlikte yönetir.

 

Kaçan yabancı futbolcu ve kulüpler
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyada tanınmamış bir ülke olmasının dezavantajlarına, her gün yaşanan örneklerle ne yazık ki tanık oluyoruz.
Bunlardan biri de, yıllardır sporda yaşanıyor. Şöyle ki, yabancı futbolcu transfer eden kulüpler, yaptıkları sözleşmelerle her türlü önlemi aldıklarını düşünürken, burada mutlu olmayan yabancı futbolcuların bir sabah ellerini kollarını sallayarak ülkeyi terk etmeleri karşısında çaresiz kalıyorlar.
Kuzey Kıbrıs’a yabancı transferi başladığı günden beri, bu paradoks devam ediyor. Bu konunda yabancı futbolculara insan hakları açısından haksızlık etmek istemiyorum ama belki de, kulüpler bu sporculara verdikleri sözleri yerine getiremiyor diye de düşünüyorum.
Bu konudaki son örnek, B.Bağcıl’ın yabancı futbolcuları Gert Patrick ile Emmanuel Sammory’in haber vermeden Kuzey Kıbrıs’ı terk etmeleridir. Bu futbolcuların, kendilerini yüz üstü bırakarak, ülkelerine döndüklerini iddia eden B.Bağcıl Başkanı Hasan Besim, kendilerine ve bu durumda olan kulüplere yabancı futbolcu transfer hakkı verilmesini istedi.
Konuyu görüşen Futbol Federasyonu yönetim kurulu bu öneriyi oybirliği ile reddetti. Buna tepki gösteren B.Bağcıl Başkanı Hasan Besim, Futbol Federasyonu aracılığı ile kulüplere verilen havuz parasının direk kendilerine verilmesini, Futbol Federasyonu’nun kendi sorunlarına çare bulmazsa, onların parası ile keyif yapamayacağını söyledi.
Aslında, bu konu yıllar evvel, şimdiki Futbol Federasyonu As Başkanı Ali Karavezirler’in başkanı olduğu Cihangir’in de başına gelmişti. Karavezirler o zaman, Futbol Federasyonuna bağlı kulüplerden imza toplayarak olağan üstü genel kurula gitmiş ve kendilerine böyle bir imkan verilmesini istemişti.
Bazı kulüplerin itirazına rağmen, “Genel Kurulun onayı ile geçen bu yasaya “CALİFA YASASI” denilmişti.
Kıbrıs futbolu adına çok şeyler yapan Sertoğlu’nun bu konuyu bir kez daha düşünmesini öneririm. İşte, burada neden FIFA ÜYESİ OLMAK İSTEDİĞİMİZ BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKIYOR.


KTSYD Başkanları ile Nostalji
Geçtiğimiz günlerde, Kıbrıs Türk futboluna damgasını vuran Türk Ocağı Leymosun’un, eski futbolcusu, başkanı, taraftarı ve MAUNACILARDAN olan sevgili Mehmet Pars’ın altıncı ölüm yıldönümünde onu anmak için mezarı başındaydık.
Anımsıyorum da, o beklenmedik ölümünden bir gece önce, Ozanköy Kulübü’nün Altınkaya 2’de düzenlediği ‘Dayanışma Gecesi’inde idik. Sevgili Pars ile bir güzel eğlendikten sonra, sarılarak ayrıldık. Ertesi günü, balıkta rahatsızlandığını ve yürüyerek girdiği Akçiçek Hastanesinde doktor ihmali nedeniyle öldüğünü öğrendiğimde şok olmuştum.
İşte, aradan altı yıl geçti. Bu anma törenine ilgi gösterenlerin ve Pars ailesini yalnız bırakmayanların arasında 1999 yılından beri KTSYD’ye damgasını vuran üç başkan Ertan Birinci (1999-2003), Mustafa Özsoy (2003-2009) ile Ogün Genç Kaçmaz (2009-) da vardı. Bu üç değerli başkanı görüntülemek istedim. Çünkü, üçü de ayrı ayrı olarak, hem Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği’ne, hem de Kuzey Kıbrıs sporuna önemli katkı koydu.
Selam Ertan Birinci, Mustafa Özsoy, Ogün Genç Kaçmaz dostlarım. İyi ki varsınız. Alkışlar size.

Bravo KTSYD Yönetimi
‘Belge’nin Penceresi’ni yazarken, KTSYD Başkanı Ogün Genç Kaçmaz’dan KTSYD yönetim kurulunun aldığı bir kararı duyunca, gerçekten alkışlamak istedim.
Artık, kurumsallaşma yolunda dev adımlarla yol alan KTSYD yönetimi ahbap -çavuş ilişkilerine son veren, spor yazarlığını sadece bir unvan olarak kullanan, hiçbir yazı ve haber yapmayan, aidat bile ödemeyen ve spor yazarlığı marifetiyle hiç de etik olmayan antrenörlük, hakemlik yapan üyelerin üyeliklerine son verme kararı böylesine cesur bir karar oldu.
Bu karardan gocunacak kişiler olabilir; gazetelerde tutukları köşelerde KTSYD yönetimine saldırabilirler. Varsın olsun ama KTSYD yönetimi bu işin gerçek emekçilerine sahip çıkarken, spor yazarlığı kurumuna da saygınlık getirmiştir.

Bu yazı toplam 1204 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar