Sendikal Hak Cezaya Dönüştürülemez: Bakanlık Seyirci Kalamaz
Ektam Kıbrıs LTD’de yaşananlar, bu ülkede sendikal hakların gerçekten korunup korunmadığına dair bir turnusol kâğıdıdır.
Çalışanların sendikada örgütlenmesi, bir lütuf değildir. Anayasa’nın açıkça tanıdığı bir haktır.
Ve bu hak, ancak korkmadan kullanılabiliyorsa vardır.
Geçtiğimiz gün Ektam emekçileriyle ilgili Bakanlığa işverence yapılan toplu fesih ihbarı, sendikanın sürece dahil olmasının hemen ardından gelmiştir. İşverenin Bakanlığa sunduğu gerekçe her ne olursa olsun, bu zamanlama, hukukta asla tesadüf olarak kabul edilmez. Zira yasa uygulayıcısı, yalnızca yazılan gerekçeye değil, gerçek nedene de bakmakla yükümlüdür.
İş Yasası bu konuda son derece açıktır. Çalışanın sendikaya üye olması, sendikal faaliyete katılması, yasal bir eylemde yer alması fesih nedeni değildir. Yasa, bu hallerin her birini tek tek saymış; yoruma açık bırakmamıştır.
Yine aynı Yasa, yasal bir grev ya da sendikal eylem nedeniyle işin bırakılmasını “işten ayrılma” saymamıştır. Yani yasa koyucu, daha baştan şunu söylemiştir: Sendikal haklar kullanıldığında, işveren bunu cezalandıramaz.
O halde sorulması gereken soru açıktır: Sendikalaşmanın hemen ardından yapılan bu fesih ihbarları, gerçekten sendikadan bağımsız mıdır; yoksa sendikal hakkın dolaylı biçimde bastırılması mıdır?
***
Anayasa, çalışanlara sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını tanır. Toplu sözleşme ve grev hakkını tanır. Bir işyerinde sendikaya girmenin sonucu işten çıkarılmaksa, o işyerinde, anayasa ve yasalarda korunan sendika hakkı fiilen askıya alınmıştır. Bu ihlalin önüne geçmek ve çalışanı korumak ise Bakanlığın yasal yükümlülüğüdür.
Bu durumda Anayasa kâğıt üzerinde kalır; çalışma hayatında ise mesaj nettir: “Örgütlenirsen bedelini ödersin.” Hukuk devleti, tam da bu mesajı engellemek için vardır.
Bu noktada hatırlatmak gerekir: Cumhuriyet Meclisi’nin 15 Temmuz 1996 tarihli birleşiminde kabul edilen ‘Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası’, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne götürülmüştür. Mahkeme, 4/96 sayılı kararıyla yasayı Anayasa’ya uygun bulmuş ve işçi hakları bakımından son derece önemli tespitler yapmıştır.
Kararda, anayasa hukukçusu Bülent Tanör’ün görüşlerine de atıfla şu ilke açıkça ortaya konmuştur: Grev ya da sendikal mücadele nedeniyle işveren veya üçüncü kişiler bakımından bir zarar doğduğu iddia edilse dahi, anayasal bir hakkın kullanılmasının bu tür sonuçlara katlanmayı gerektirdiği kabul edilmelidir. Aksi hâlde, Anayasa tarafından tanınmış bir hak, fiilen kullanılamaz hâle gelir ve hak olmaktan çıkar.
Kısacası grev veya sendikalaşma nedeniyle “birilerinin zarara uğradığı” iddiası veya ‘işverenin sendikaya sıcak bakmadığı’ gerekçeleri, sendikal hakları sınırlamak için hukuken kabul edilebilir bir sebepler değildir.
***
Toplu İş Sözleşmesi ve Grev Yasası, işverenin sendikal hakları engelleyemeyeceğini; çalıştırmayı sendikaya girme ya da grev eylemine katılma koşuluna bağlayamayacağını açıkça düzenler. Dahası, bu yasağı ihlal eden işveren için cezai sorumluluk öngörür.
Dolayısıyla sendikal hakkı engellemek, basit bir “işveren tercihi” değil; suç olarak tanımlanmış bir fiildir. Bu nedenle mesele, “işverenin takdir yetkisi” gibi sunulamaz. Burada tartışılan şey, hak kullanımının cezalandırılıp cezalandırılamayacağıdır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu noktada rolü, yalnızca bildirim almak değildir. Devlet, çalışanı korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, sendikal hakların dolanılmasına veya etkisizleştirilmesine göz yummamayı da içerir.
Bakanlığa yapılan fesih ihbarları; şekli gerekçelerle değil, sendikal bağlamı, zamanlaması ve etkisiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Aksi hâlde bugün Ektam’da yaşananlar, yarın başka işyerlerinde de yaşanır. Ve özellikle özel sektörde sendika hakkı, zaten güçlükle sağlanabilen bir hakken, kâğıt üzerinde kalan bir kurala dönüşür.
Bu nedenle Ektam emekçileri yalnız değildir; yalnız bırakılmamalıdır. Çünkü bu mesele, yalnızca bugünün değil, sendikal mücadelenin geleceğinin meselesidir. Sendikaya girenin işten çıkarıldığı bir yerde, hukuk vardır denemez.







