1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Masumiyet zırhla korunmaz
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Masumiyet zırhla korunmaz

A+A-

"Hakkımda tek bir somut delil varsa dokunulmazlığım kaldırılsın" sözleri bir meydan okuma değil...
Bir kaçış!
Dahası toplumu yanıltma söylemidir.

Çünkü o “dokunulmazlık” kalkmadığı sürece ne soruşturma ilerler ne de hakikat görünür hale gelir. Delil dediğiniz şey, gökten düşmez; soruşturmayla ortaya çıkar.

Eğer bir Meclis Başkanı kendinden bu kadar eminse, sözle değil iradeyle konuşmalıdır.
Yapması gereken nettir...
Dokunulmazlığının kaldırılmasını bizzat kendisi talep etmeli, Meclis’te bunu oylatmalı ve ardından polisin özel soruşturma birimine gidip hakkında araştırma istemelidir.
Gerçek meydan okuma budur.

Suç varsa ortaya çıksın” demek ise başlı başına anlamsızdır. Çünkü yargılanmadan suç da, suçsuzluk da anlaşılmaz.

"Başbakan"la ilgili de rüşvet iddiaları var örneğin... Mali polise bu yönde ifade verildiği söyleniyor.
Ne yalanladı polis ne de doğruladı bu iddiaları... "Başbakan" da benzer bir adım atmalı...

Elbette bunu yapmıyorlar.
O zaman da inandırıcı olmuyorlar...

Bu test edilmiş zaten... Bir başka vekil üzerinden... Başsavcılık talebiyle hakkında soruşturma olan kendi vekillerinin dokunulmazlığını kaldırmamışlar...

***
Şimdi biraz hafızamızı tazeleyelim.

Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi soruşturması kapsamında yargılanan okulun genel sekreteri ve hissedarlarından Serdal Gündüz'ün davasında karar verilmiş zaten... Adam 15 yıl hapis cezası almış. Fatoş Ünal'ın "sahte diploma" davasında tanık... Üstelik Başsavcılığın tanıığı...

Diyor ki; "Bu Fatoş Ünal'la beni Ziya Bey tanıştırdı."
Böyle bir yalan ne işine yarayacak?

Dahası var. Tanık beyanına göre, bu görüşmeden birkaç gün sonra Fatma Ünal’a ait lisans diploması ve kimlik fotoğrafı Ziya Öztürkler tarafından WhatsApp üzerinden kendisine gönderildi.

Bu noktada artık basit bir iddiadan değil, doğrudan teknik inceleme gerektiren bir durumdan söz ediyoruz. O telefon incelenmeden delil nasıl ortaya çıkacak?

Üstelik iddialar burada da bitmiyor. Fatoş Ünal’a diploma verilmesi karşılığında, üniversitenin rektör yardımcısı olarak görev yapan Serdal Işıktaş ve eşine yurttaşlık vaadi gündeme getiriliyor.

Burada kritik bir döngü var!
Sahte olduğu iddia edilen diplomanın altında Rektör Yardımcısı Serdal Işıktaş’ın imzası bulunuyor.

Peki aynı Işıktaş’ın yurttaşlık kararının altında kimin imzası var?
Dönemin İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler’in.

Üstelik Öztürkler hem yıllarca Yükseköğrenim Dairesi Müdürlüğü yaptı hem de ilgili üniversitenin akademik kadrosu içinde yer aldı.

Diyelim ki tümü "rastlantı" bunların...
Belki bir "komplo..."
Tabii öyle olsa da bir sebebi olmalı... 15 yıla mahkûm olmuş biri niye bir başkasının ismini vermiyor örneğin...

Ayrıca...
Masumiyetine bu kadar güvenen bir "Meclis Başkanı"nın ne ihtiyacı var "dokunulmazlık" zırhına?

Dört yıllık bölümden bir haftada mezun olduğu söylenen arkadaşlarının yargılanmasına "izin vermeyen" yine bu insanlar değil mi? Kendi atadığı müdürler, müsteşarlar, özel kalemler tek tek yargılanan yine bu insanlar... Yine bu insanlar değil mi seçimden ürken, korkan, kaçan...

Ah bu ülke...
Bu insanlar...

Ah hayatlarımızı kuşatan bu yozlaşma, bu çürüme, bu zifiri karanlık...

 

Bu yazı toplam 570 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar