“Lapta eski Islah Okulu yakınında Oktolithari bölgesinde bir toplu mezar olduğu anlatılmaktadır…”
Bir Kıbrıslırum okurumuz, Lapta’nın eski Islah Okulu yakınlarında Oktolithari bölgesinde bir toplu mezar olduğu yönünde bazı Kıbrıslırumlar’ın anlattığı şeyler olduğunu kaydederek bize çeşitli ayrıntılar verdi.
Konuyla ilgili olarak okurumuz şöyle yazdı bize:
“Sevgili Sevgül, uzun zamandır konuşamadık ama seni sosyal medyadan izlemekteyim. Bugün öğrenmiş olduğum bir bilgiyi seninle paylaşmak istedim.
Lapta’da “Oktolithari” diye bir bölge mevcuttur. Buraya “Ofto Lithari” de deniliyor… Manası “Sekizinci Taş” ya da “Sekizinci Kaya”dır bu sözcüğün – bir bölgenin adıdır. Ancak “Birinci mil, ikinci mil, beşinci mil vs” gibi sözcüklerle yani “Sekizinci mil” gibi birşeyle alakası yoktur “Ofto Lithari”nin. Sadece bir bölgenin adıdır. Bu bölge Lapta’nın eski Islah Okulu’na yakındır. Bu okul, 1940’lı, 50’li yılların koşullarında problemli olan çocuklar, gençler için bir okuldu, şimdilerde böyle bir okul yoktur. Pek çok insan bu okulun tam yerini biliyor çünkü bir trafik işareti vardı, Girne anayolu ile deniz arasında bir yerdeydi bu okul…
Olası toplu mezarla ilgili öğrendiklerime gelince, anlatılanlara göre, 50 kadar Kıbrıslırum başka yerlerde tutuklanarak buraya yani “Oktolitahri” ya da “Ofto Lithari” bölgesine getirilerek infaz edilmişler ve buraya topluca gömülmüşler. Bana anlatan şahsın inancı odur ki yetkililer bu durumdan haberdar olabilirler ancak yine de bilmiyor olabilecekleri olasılığına karşılık, bundan bahsetmek yerinde olacaktır.
Bu bilginin esas kaynağı Laptalı S. idi, birkaç yıl önce vefat etti. (Adı yanımızda mahfuzdur – S.U.) Laptalı S.’nın bu bilgiyi başkalarıyla paylaşıp paylaşmadığını bilmiyorum.
Lapta Lambusa’daki Islah Okulu, ayrıca “Sofronistirio” diye de bilinmekteydi…”
Bu okurumuza vermiş olduğu bu değerli bilgiler için yürekten teşekkür ediyorum… Biz de derhal Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi Araştırmalar Koordinatörü Yağmur Erbolay’ı, Kıbrıslırum Üye Ofisi’nden Araştırmalar Koordinatörü Angeliki Anthusi’yle temasa geçmek üzere bu konuda ayrıntılı biçimde bilgilendirmiş bulunuyoruz. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi sahibi olan okurlarımızı isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefondan beni veya 181 ihbar hattından Kayıplar Komitesi’ni aramaya davet ediyorum…
LAPTA ISLAH OKULU…
Lapta Islahevi ya da Lapta Islah Okulu (Lapithos Reform School) hakkında “Ben Girneliyim” sayfası yöneticilerinden Joe Bloogs, Lapta Kıbrıslırum Belediye sayfasından bir yazıyı Türkçeleştirerek resimleriyle paylaşmış. Bu resimlerden birini ve yazıyı, teşekkürlerimizle sayfamıza alıyoruz. Joe Bloogs’un çevirdiği yazı şöyle:
“…Lapta Islahevi: Deniz kenarında, Meryem Ana Aheiropoiitos Manastırı'nın batısında yer alan, Kıbrıs'taki türünün ilk örneği olan Lapta Islahevi, 1943 yılında faaliyete geçti. Okul, o zamanki İngiliz sömürge hükümetinin Eğitim Müdürü Dr. Sleight döneminde kuruldu. Evripidis Lakovu ve eşi Stavrula, Okulun ilk Müdürleri olarak atandılar. Okul, faaliyeti boyunca genç mahkumlara çıraklık eğitimi veren zanaatkarlar ve idari personel istihdam etti. En popüler meslekler marangozluk, terzilik, aşçılık, inşaatçılık ve ayakkabıcılıktı. Tarım ve çiftçilik eğitimi de mevcuttu. Islahevi İngilizler tarafından kamulaştırılan Laptalı iş adamı Christopher Taliadoros'un sahibi olduğu otelde bulunuyordu. Yaklaşık 13 hektarlık önemli bir açık alana sahip olan otel, geçmişte bir Casinoya (eğlence yeri) ev sahipliği yapmış ve ihraç edilecek yerel ürünler için bir depo olarak kullanılmıştı; bu nedenle kompleksin kalıntıları arasında bir iskelenin kalıntıları da bulunmaktadır.
Daha sonra üç ayrı yatakhane inşa edildi böylece küçükler (‘mahkumlar’) yaşlarına göre daha güvenli bir şekilde ayrılıyordu: bir yatakhanede 8-10 yaşlarındaki küçükler, diğerinde 11-13 yaşlarındaki küçükler ve üçüncüsünde 14-16 yaşlarındaki küçükler kalıyordu. Her bir yurda bir yatılı öğretmen tahsis edilmişti. Mahkumlar, İngiliz Yönetimi sırasında tüm adayı kapsayan Çocuk Mahkemesi'nin kararıyla oraya gönderilen sadece erkek çocuklardı. 1963'e kadar Okulda Kıbrıslı Türk küçükler de barındırılıyordu. Okulun ilk ‘mahkumları’, suç geçmişi olan, hırsız ve katil veya askerlik hizmetinden kaçan küçüklerdi; kimseye saygıları yoktu ve Lefkoşa'daki Athalassa hapishanesinden oraya transfer edilmişlerdi. Okul, bu küçüklerin karakterlerini daha iyi hale getirme, kendilerini geliştirme ve sıradan insanlar olarak topluma sorunsuz bir şekilde entegre olma şansına sahip oldukları daha uygun bir yer olduğunu kanıtladı. Okulun önemli bir yönü, tutukluların mezuniyet süreciydi. Küçükler mahkeme kararıyla kabul edilirken, davranış kayıtlarına ve sosyal ilerlemelerine göre mezun oluyorlardı. İngilizler, Okulun kuruluşundan bu yana muhteşem sonuçları nedeniyle bir model haline geldiğini ve Commonwealth (Milletler Topluluğu) ülkeleri arasında yenilikçiliğin ön saflarında yer aldığını kabul ettiler. Lapta Islahevi dünya çapında ünlendi ve en iyi ve en olumlu eleştirileri aldı. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığından birkaç yıl sonra, okul Lambusa Islahevi olarak yeniden adlandırıldı ve Adalet Bakanlığı'na bağlandı. Okul, yerel Lapta ve Karava toplulukları tarafından "Lapta Hapishanesi" olarak biliniyordu.
Kaynak- lapithos.org. cy
Çevirinin kaynağı: BEN GİRNELİYİM sosyal medya sayfası/Joe Bloogs.”
OKUL HAKKINDA EK BİLGİ…
Lapta Kıbrıslırum Belediyesi sosyal medya sayfasında okulla ilgili bulduğumuz ek bilgiler ise şöyle:
*** Lapta Islah Okulu, 1943 yılının sonbahar aylarında, İngiliz sömürge yönetiminin bir kararı sonucu oluşturuldu. Buna göre genç tutukluları Atalassa Hapishanesi’nden alarak özel bir kuruma yerleştirmek ve cezalandırılmak yerine eğitilmek ve tavsiyelerde bulunulmak üzere buraya getirilmesi öngörülmekteydi.
*** Islah Okulu, Talyadoros’un deniz kenarındaki otelinde oluşturulmuştu ve bu da Asprovrisi ile Aheiropiitos Manastırı’na çok yakındı. Okulun ilk müdürü Evripidis Yakovu, Müdür Muavini ise Dimitris Papadopulos idi.
*** Kıbrıslıtürk genç tutuklular da aynı çatı altında bulunmaktaydı. Bu nedenle okulun personeli karma idi; okul çalışanları hem Kıbrılsırum, hem de Kıbrıslıtürkler’den oluşmaktaydı. Böylelikle dostluk ve işbirliği gelişmekteydi. Hiçbir zaman aralarında sorun olmadı, ne çocuklar arasında, ne de personel arasında…
*** Okul 1946 yılına kadar geçici esaslarla yönetildi. Pek çok çevre, özel kurallara sahip böylesi açık bir kurumun başarısından kuşku duymaktaydı. İlk üç yılın başarıları ardından 1949 yılında okulun ilk bütçesi onaylandı ve daimi ikametgah için temel atıldı. 25 dönümlük vahşi, çorak ve zorlu bir bölge, 30 yıl içerisinde (1974’e kadar) bir bahçeler cennetine dönüştürüldü, binalar kompleksinde ise yatakhaneler, laboratuvarlar, bir cimnastik salonu, personel için ikametgahlar, futbol, basketbol ve volayebol sahaları ve küçük bir de revir mevcuttu. Meyve ve orman ağaçları ve süs bitkileri ekilmişti. Bütün bu kurum tüm olanaklarıyla ve yalnızca sevgi ve sevecenlik değil, aynı zamanda eğitim sunmakla küçük bir topluma dönüştürülmüştü. Meslek eğitimi bu çocukları hayatlarını yoluna koymak için hazırlamaktaydı…
*** Okulun en önemli başarılarından biri de, okulun Lapta, Karava ve Girne bölgsindeki spor, sanat ve sosyal faaliyetlerine katılımı idi. Okul ayrıca küçük Lambusa limanında her yıl yapılan Kataklismos kutlamalarında da hem örgütlenme, hem de temsiliyet olarak yer almaktaydı… Okul ayrıca, bölgedeki İzcilik Hareketi’nin odak noktasını da değiştirdi. Okulun futbol takımı pek çok ödül kazandı. Çocuklar bununla gurur duyuyordu.
*** Okul ayrıca Başpiskobos Makarios’un favori yerlerindendi, her Noel Günü okulu ziyaret ederek çocuklara hediyeler veriyor ve tavsiyelerde bulunuyordu.
*** 1974’te savaş okulun faaliyetini sekteye uğratınca, 40 kadar çocuk daha güvenli bir yere transfer edildi, ta ki aileleriyle bir araya gelebilsinler…
*** Okul 1979’da Polemidya’da tekrar açıldı. Okula Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği UNHCR yardımda bulundu. Ancak çocuk suçlulara dair anlayışın değişmesi sonucu 1986’da okul kapandı. Yeni politikaya göre, çocuklar belli bir yerde tutulmaksızın eğitiliyorlar.
*** Önce Lapta Islah Okulu sonradan Lambusa Islah Okulu olarak adlandırılan bu okul, ihtiyacı olanları topluma dahil olabilmeleri için yardım sundu, o günün felsefesine ve o günün ihtiyaçlarına göre elbette… Bu okula gidenler, sağlam kardeşilik ilişkileri kurdular ve varlığı süresince okul, daha iyi bir toplumun inşasına yardımcı oldu…

Lapta Islahevi...
*** BASINDAN GÜNCEL…
“Rusya-Ukrayna: Savaşta erkeklerini kaybeden Rus köyü…”
Olga Ivshina/BBC
Rusya'nın en doğusundaki Sedanka balıkçı köyünde yaşayanların zorlu bir hayatı var.
Kış aylarında sıcaklıklar sık sık -10°C'ye düşüyor, çoğu evde su, tuvalet ve merkezi ısıtma gibi temel olanaklar bulunmuyor.
Tundra ormanı ve bataklıklarla çevrili olan bölge merkezine, Mayıs-Ekim ayları arasında sadece nehir teknesi veya paletli araçlarla, kışın ise sadece kar motoru veya helikopterle ulaşılabiliyor.
Bölgede çok az iş imkanı var ve köylülerin çoğu geçimini balıkçılık ve kendi yiyeceklerini yetiştirerek sağlıyor.
Yerel halkın anlatımına göre, Sedanka'nın 18 ila 55 yaş arasındaki erkeklerinin neredeyse tamamı Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşına katılarak bölgeden ayrıldı.
'Odun kesecek kimse kalmadı'
BBC'ye verdiği röportajda, güvenliği için adını değiştirdiğimiz köy sakini Natalia, "Çok üzücü; insanlarımızın çoğu öldürüldü" diyor.
"Kardeşimin kocası ve kuzenlerim cephede. Neredeyse her ailede savaşan birileri var."
Kamçatka Yarımadası'nın kuzeybatı ucunda, Okhotsk Denizi yakınlarında bulunan Sedanka, Ukrayna'nın ön cephelerinden 7.000 kilometreden daha uzakta.
Okyanusun karşı kıyısındaki Amerikan şehri Anchorage, cepheden yarı yarıya daha yakın.
Köyün toplam 258 nüfusundan 39 erkek, savaşa katılmak üzere Rusya ile sözleşme imzaladı. Bunlardan 12'si öldürüldü, 7'si ise kayıp.
Mart 2024'te bölge yönetimini ziyaret eden bir grup kadın, Kremlin'in Ukrayna'daki savaşı için söylemini kullanarak, "Bütün askerlerimiz özel askeri operasyon için buradan ayrıldı" dedi.
Devlet televizyonunda yayınlanan konuşmalarında, "Kışın sobamızı yakacağımız odunu kesecek kimse kalmadı" diye eklediler.
BBC, Rus haber kuruluşu Medizona ve gönüllü araştırmacılarla birlikte, 2025 yılında 40 bin 201 Rus askerinin öldürüldüğünü doğruladı.
Analizimize göre, 2025 yılında ölü sayısının 80 bine ulaştı; bu da 24 Şubat 2022'de topyekun işgalin başlatılmasından bu yana Rusya'nın Ukrayna'daki kayıpları açısından en ölümcül yıl olabileceği anlamına geliyor.
Bu hesaplama, ölüm veya defin yılı olarak 2025'i belirten ölüm ilanlarını dikkate alıyor ancak henüz tüm verileri işleme alıp çapraz kontrol etmedik.
2024 yılı için teyit edilen ölüm sayısı şu anda 69 bin 362'ye ulaştı; bu sayı yaklaşık olarak 2022 ve 2023 yıllarının toplamına denk geliyor ve artış 2024 yılının sonlarından hızlandı.
Ölümleri resmi raporlar ve ölüm sonrası kayıtların tutulduğu resmi bir veri sicili, gazete makaleleri, akrabaların veya yakın arkadaşların sosyal medya paylaşımları ve yeni anıtlar ile mezarlardan elde edilen verileri kullanarak doğruladık.
BBC, savaşta hayatını kaybeden toplam 186 bin 102 Rus askerinin isimlerini tespit etti.
Genel olarak gerçek ölüm sayısının çok daha yüksek olduğu kabul ediliyor çünkü savaş alanındaki birçok ölüm kayıtlara geçmiyor.
Askeri uzmanlar, analizimizin toplamın %45-65'ini temsil edebileceğine ve ölen Rus sayısının 286 bin ile 413 bin 500 arasında olabileceğine inanıyor.
Ukrayna da ağır kayıplar verdi.
Geçtiğimiz ay Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Fransız televizyon kanalı France 2'ye verdiği demeçte, savaş alanında "resmi olarak" 55 bin Ukraynalının öldüğünü söylemişti.
Ayrıca, "çok sayıda kişinin" resmi olarak kayıp olarak kabul edildiğini söyledi, ancak kesin bir rakam vermedi.
BBC'nin de referans aldığı UA Losses web sitesi de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan elde edilen tahminlere dayanarak, öldürülen Ukraynalıların sayısının 200 bine kadar çıkabileceğini tahmin ediyoruz.
Savaşta ölen Rusların çoğunun soyadı Slav kökenli.
Ancak kayıplar, özellikle Sibirya ve Uzak Doğu'nun ekonomik olarak geri kalmış bölgelerindeki Sedanka gibi küçük yerli gruplar arasında orantısız derecede yüksek.
Sedanka, ağırlıklı olarak Koryaklar ve İtelmenler olmak üzere, savaş zamanı kuralları uyarınca seferberlikten muaf tutulabilen yerli gruplara ev sahipliği yapıyor.
Savaş karşıtı aktivist Maria Vyuşkova, Rus devlet televizyonunun yerli toplulukları "doğuştan savaşçı" ve yetenekli nişancılar olarak gösteren klişeleri yayarak onları savaşa katılmaya teşvik ettiğini söylüyor.
"Birçok yerli topluluk, kimliklerinin bir parçası olarak bu mirastan gurur duyuyor. Kremlin ise bu gururu savaşa asker toplamak için kullanıyor" diyor.
Sedanka'dan çatışmaya katılanlardan biri de 45 yaşındaki avcı ve balıkçı Vladimir Akeev'di; Akeev, 2024 yazında orduyla sözleşme imzalamıştı.
Dört ay sonra savaşta öldürüldü.
Kasım 2024'teki cenazesine katılanlar mezarlığa ancak kar motorlarıyla ulaşabildiler ve Akeev'in tabutu geniş ahşap kızaklarla getirildi.
Yerli gruplardan teyit edilen diğer kayıplar arasında 201 Nenent, 96 Çukçi, 77 Hantı, 30 Koryak ve yedi İnuit bulunuyor.
18 ile 60 yaş arasındaki erkeklerin oranı olarak, Çukçilerin yaklaşık %2'sine, Rus İnuitlerinin %1,4'üne, Koryakların %1,32'sine ve Hantıların %0,8'ine denk gelliyor.
BBC'nin analizine göre, ölenlerin %67'si kırsal kesimlerden ve nüfusu 100 binin altında olan küçük kasabalardan geliyor; oysa Rusya nüfusunun %48'i bu bölgelerde yaşıyor.
Kayıp oranı büyük şehirlerde en düşük; Moskova, kişi başına düşen ölüm oranı en az olan şehir: her 10 bin erkekten beşi, yani %0,05'i hayatını kaybetti.
Sibirya'nın doğusundaki Buryatya ve güneyindeki Tuva gibi daha yoksul bölgelerde ölüm oranı, başkente göre sırasıyla 27 ila 33 kat daha yüksek.
Demograf Alexey Raksha'ya göre, şehirler ve kırsal alanlar arasındaki bu farkın temel nedeni ekonomik kalkınma, ücret ve eğitimdeki farklılık.
Yoksul bölgelerden ve etnik azınlıklardan gelen askerlerin ordudaki ve ölenler arasındaki oranının, genel nüfusa göre daha yüksek olduğunu söylüyor.
BBC'ye konuşan bir başka Rus demograf, kayıpların yüksek olduğu bölgelerde, erkekler savaşa katılmadan önce bile ortalama yaşam süresinin daha düşük olduğunu belirtiyor.
"Birçoğu için motivasyon sadece yoksulluk değil, aynı zamanda gelecek umudunun olmaması, kaybedecek hiçbir şey olmadığı hissi" diyor.
Sedanka'da, "özel askeri operasyona katılanlar" anısına 2024 sonbaharında bir anıt açıldı.
Geçtiğimiz yıl, bölgesel yönetim, erkeklerinin savaşa katılımından dolayı köye "askeri kahramanlık köyü" onursal unvanını verme sözü vermişti.
Ayrıca Sedanka askerlerinin aileleri için bir destek programı sözü de verdi.
Ancak köy henüz onursal unvanını almadı ve asker ailelerine vaat edilen desteğin büyük bir kısmı da ulaşmadı.
Dört sözleşmeli askerin evlerinin çatıları, medyanın yoğun ilgisinin ardından, bakımsızlık nedeniyle onarıldı.
Sovyet döneminde inşa edilen evlerin beşte birinin devlet tarafından güvenli olmadığı tespit edildi.
Bölgedeki tek okul, yetkililer tarafından afet riskli alan ilan edildi ve bazı duvarlarının yıkılma riski bulunuyor.
Tüm bunlara, köyün çalışma çağındaki erkeklerinin Rusya'nın Ukrayna'daki savaşında hayatını kaybetmesi eklendi.
(BBC - Yaroslava Kiryukhina ve Natalia Maca Groca'nın katkılarıyla, Olga Ivshina – 21.2.2026)







