1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Korkuyla yaşamak!
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Korkuyla yaşamak!

A+A-

İçişleri Bakanı Oğuz, yenile açıkladı: 5 ay içerisinde 827 kişi deport edildi.
"Yurt dışına gönderildi" diyor!

Bunları açıklamak yetmez.
Ülkeye nasıl giriyor bu insanlar, en önemlisi bu...

***
Dehşetle okudum, 3 günlük tatil için "turist" olarak ülkeye gelmiş 5 kişi "tecavüz" suçlaması ile tutuklandı.
Bayram tatiline geldiler ve şimdi hücredeler!
21 yaşındaki üniversite öğrencisi şikayetçi oldu.
“Tümü bana tecavüz etti” diyor.
Polis kızın vücudunda "zorlama" olduğunu doğruluyor.

***

Bir başka başlık okuyorum, "Belinde tabancayla ülkeye geldi."
Nasıl?
"Türkiye'den izinsiz ithal etti" diyor polis mahkemede...
Bir marketin park yerinde bulunuyor tabanca, zanlının belinde...

***
Öyle “deport skorları” ile böbürlenmek fazlaca ilkel duruyor.
Ülkeye “giriş-çıkış” koşullarını saptamak ve bunu ayrımsız uygulamak önemlidir.
Nüfus kontrolüne yönelik derinlikli politikalar uygulanmadıkça, böylesi rakamlar havada uçuşurken, güvensizlik büyütmeye devam edeceğiz.

“Bu bizdendir gelsin, bu değil gitsin” tarzı yönetim yeter…
Aflar, bağışlamalar yeter…
Öğrenciyle tecavüzcü,  turistle mafya birbirine karıştı…

Yıllardır böyle…
Hep aynı zihniyet!
Önce “gelen Türk giden Türk” dediler, dokunmadılar…
Kirli sermaye taşındı, yurttaşlık verdiler...
Uyduruk üniversitelerin kurulması için alan yarattılar.
Törenle açtılar, şaşaayla…

Özel jet indi ülkeye, karantinayı deldi, kontrolsüz giriş yaptı, soruşturamadılar bile!
Şimdi yeni ve daha büyük cezaevimizle övünüyor, deport ettiklerimizi başarı diye sunuyoruz.

***

Ülkeye girişte alacaksınız tedbiri…
Bu ülkeyi casino baronları yönetmeyecek, elçilik müşavirleri karar vermeyecek kimin gidip, kimin kalacağına, muhaceret kuralları seçilmiş ülke yurttaşlarına değil ayrımsız herkese uygulanacak…
Şefaf olacaksanız ve detay da açıklayacaksınız.
Kim bu sınır dışı ettikleriniz?
Hangi ülkeden gelmişler, niçin, ne yapmışlar, niye sınır dışı edilmişler?
Nerede çalışıyorlar, kimin emrinde, bu insanları “kaçak” çalıştıranlara ne oluyor?

İşin derinine inmedikçe, yalnızca yurt dışı rakamlarını yinelemek, onca yapısal utancın gizlenmesidir.

Unutulmasın!
Bugün “sahte” diye peşine düştüklerinizi “öğrenci sayısı” diye gurur vesilesi yapıyordunuz yakın geçmişte…

***
İradesizlik, ilkesizlik, sıradanlık yeter!
Tam bir arka bahçeye dönüştü güzelim ülkem ve ne huzur kaldı, ne güven…
 


Bu farkı nedir?

park-yeri-2-ercan.jpgpark-yeri-1-larnaka-okunakli-lutfen.jpg

Uçuş fiyatları arasında uçurumu biliyorsunuz.
Larnaka’dan Roma’ya uçmak, Ercan’dan İstanbul’a gitmekten daha hesaplı!

Peki, park yeri?
Ercan Havaalanı’nın park yeri yine Türkiye’den bir şirkete verilmiş meğerse…
İşletme içinde işletme…

Park yeri ücretlerine dair bir okurum isyanını dile getirmişti.
Bunun üzerine araştırdım.

Ercan Havaalanı’nda park ücreti günlük 440 TL.
Üstelik hesaplarken rakam “tarife”nin de üzerinde çıkıyor.

Tamer Afşaroğlu dostumuz sağ olsun Larnaka Havaalanı’na 6 günde ödediği park ücretinin dökümünü gönderdi.
6 gün toplamı 34 Euro.

Larnaka Havaalanı’nın oto park günlüğü 5.6 Euro’ya geliyor.
Ercan Havaalanı’nın günlüğü 12.6 Euro…


Kıbrıslı Türklerin toplumsal bir varlığını Türkiye sermayesine peşkeş çektiler, burada elde edilen gelirle yatırım yaptılar, sanki kendi ceplerinden yatırımmış gibi hava attılar, bir de en pahalı tarifeden hizmet sunuyorlar.
Üstelik 59 milyon Euro da üzerinden ödedik.
Defalarca yinelenen vergi aflarını hiç hesaba katmıyorum.

Memleketi deniz aşırı yandaş işletmelere pay ediyor, “bir karış toprak verilmez” diyerek nutuk atıyor, üzerinden de “egemenlik” masalları anlatıyorlar.

İnanmayınız ve her fırsatta yüzlerine çarpınız onca ayıbı…
 


Başbakan "görevden alınmayı" bekliyor!

basbakan-gorevden.jpg

"Başbakan istifa eder mi" diye bir merak yok.
İstifa etmeyeceği biliniyor çünkü...
Demokratik bir süreçle başa gelmediği için istifa da etmez doğalında...
Görevden alınır (!)


***
Son dönemde yaşananlar bir başka ülkede olsa Başbakan'ın istifası konuşulurdu.
Kaç "skandal" yaşanacak daha?
Kaç “yalan” söylenecek peş peşe...
Kaç defa “rezil” olacak bir yönetim…

***
Şimdi diyeceksiniz ki “bir başka normal ülke olsa Başbakan’ı halk seçer, kendi parti kurultayından sonuncu çıkmış bir isim başbakan olmazdı…”

O nedenle zaten "Başbakan istifa eder mi" diye tartışma yok ortada…
Etmez!
 

***
Şundan da emin değilim…
Ada yarısında oluşan yeni nüfus ve menfaat dengeleri içerisinde, seçimler müdahalesiz ve demokratik olsa da sonuç değişir mi?
Bu sorunun yanıtını siyaset ve sosyal bilimciler daha fazla tartışmalı…

***
Son bir haftada yayınlanan iki farklı kamuoyu araştırması Kıbrıs’ın kuzeyinin nasıl yönetildiğini anlatıyor aslında…

CMIRS Anketi'ne göre toplumun "Cumhurbaşkanı"na güveni yüzde 15, "Başbakan"a yüzde 14.

"Yolsuzluk Algısı Raporu"na göre rüşvet ve yolsuzluğa en fazla bulaştığı düşünülen isimler Başbakan ve Bakanlar!

***
Manzara ortada ama toplumsal uyuşma hali devam ediyor, ne yazık…

 


Bu şartlarda!

“Erken Seçim” kararı alınana dek muhalefet Meclis’ten çekilir, sendikalar genel greve gider, memurlar ve işçiler iş bırakır, esnafı çiftçisi sokağa iner ve hükümet istifa etmedikçe de bu tavrını sürdürür mü?

Böyle sormuştum!
Pek çok yanıt geldi.
Kimse de inanmıyor, böylesi toplu bir direniş olacağına…

Bülent Kanol’un mesajı ve sorusu üzerinde düşünmeye değer…

“Ekonominin çarkını çeviren sermaye ve emek kayıt dışı ve örgütsüz… Kayıt altındaki sermaye ve örgütlü 'çalışanlar' ise pasif kazanç peşinde... Bu şartlarda bu mücadele verilebilir mi?”
 

Bu yazı toplam 2008 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar