1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. KKTC’nin verdiği tapu malum üniversitenin dağıttığı sahte diplomalar kadar geçerlidir!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

KKTC’nin verdiği tapu malum üniversitenin dağıttığı sahte diplomalar kadar geçerlidir!

A+A-

Bu ülkede aklı çalışan her insan çok iyi bilir ki, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Başkanı İzzet İzcan’ın da dediği gibi, Kıbrıs’ta “mülkiyet” konusunda yeni bir süreç başladı!
İzcan, Kıbrıslı Türklerin sanık sandalyesine oturtulmakla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

-*-*-

İzzet İzcan, İsrailli iş adamı Simon Aykut un ardından Güney Kıbrıs’ta bir Alman'ın mülkiyet konusunda göz altına alınması üzerine yaptığı yazılı açıklamada, gözaltına almaların mülkiyet konusunda yeni bir sürecin başladığını gösterdiğini kaydetti. 

-*-*-

Kıbrıs’ta hukuk yolu ile hesaplaşmanın gündeme geldiğini belirten İzzet İzcan, zor ve karmaşık bir döneme girildiğini belirtti.

-*-*-

Çok da doğru bir saptama yaptı İzcan başkan ve dedi ki; “… Türkiye ve KKTC hükümetlerinin siyaseti çözümsüzlük siyasetidir… Bu siyaset halkı karanlık bir yola sokmuştur… Kıbrıslı Türkler, sanık sandalyesine oturtulmakla karşı karşıya bırakılmıştır…”

-*-*-

İzcan, BM Güvenlik Konseyi kararları temelinde federal çözüme ulaşmaktan başka çare bulunmadığını ifade etti.

-*-*-

Lütfen biri çıksın ve desin ki, “İzcan’ın söyledikleri yanlıştır…”
Kimse söyleyemez!

-*-*-

Çünkü gerçekler bunlardır!
Doğrular, İzcan’ın kısaca özetledikleridir…

-*-*-

Peki yönetenlerimiz ne diyor?
UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel ile DP Genel Başkanı ve bazı bakanlıkların bakanı Fikri Ataoğlu, kelimenin tam anlamıyla “sallıyor”…

-*-*-

“Gelin oturalım anlaşalım” demek yerine, mesela Başbakan Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin mülkiyet konusunda bireyleri hedef alan uygulamalarını kınadıklarını kaydederek, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devleti ve hükümeti verilen her tapunun sonuna kadar arkasındadır” diyor…

-*-*-

Nasıl?
KKTC’nin verdiği veya vereceği tapu; ancak Güzelyurt’taki malum üniversitenin dağıttığı “sahte diplomalar” kadar geçerlidir!
Arkasında dursak ne olur, durmasak ne olur!
Hiçbir hukuki geçerliliği yoktur!

-*-*-

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin mülkiyet konusunda bireyleri hedef alan uygulamalarının insan hakları ihlaline dönüştüğünü söyleyen Başbakan Üstel, bununla ilgili uluslararası alanda girişim yaptıklarını, gayri hukuki bu uygulamaları ortadan kaldırmak için hukukçularla çalışmaya devam ettiklerini açıkladı…
Bu iddialar doğru değildir!
Asıl insan hakları ihlali, mülkiyeti sana ait olmayan hırsızlık malı satmak değil midir?

-*-*-

Doğrudur, yapılanlar KKTC ekonomisinin gelişimini sabote etmeye yönelik sindirme hareketidir!
Ve yine doğrudur, “Bunlar KKTC’ye gelen yatırımların önünü kesme gayretinden başka bir şey değildir”…

-*-*-

İyi tamam, oturun sorunu çözün!
Masadan uzak durarak ve Ataoğlu’nun garip tehditleri ile bu korkunç felaketten kaçmayı mı hedefliyorsunuz?

-*-*-

Ataoğlu ne diyor?
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu “Kıbrıs konusunda adil ve yaşayabilir bir anlaşma için ortaya konulan tüm çabaları, uzlaşmaz tutumuyla çökerten Rum liderliğinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki konut sektörünü düşmanca bir tutumla saldırı hedefi haline getirdiğini” öne sürüyor!
Allah Allah!
Sevgili Ataoğlu, “gel masaya” denilen senin liderindir!
“Gelmem, gerek yok” diyen de senin liderindir!
Ya takip etmiyorsun, ya da uyuyorsun!
İkisinden biri!

 -*-*-

Ataoğlu’na göre Rumların yaptığı bir çeşit “saldırı”dır!
Türkiye tarafından kaleme alınan çok uzun bir açıklama yazdığı gayet iyi bilinen Ataoğlu, “… saldırıları durdurmazlarsa, bunun bir karşılığı mutlaka olacaktır” diyor!
Doğrusu bu tehdidi çok merak ettim!
Ne yapacaksınız Sayın Ataoğlu?
Hizbullah gibi bazı hedefleri vurmayı mı düşünüyorsunuz?
Çok komiksiniz!
Ve üzgünüm ama zavallısınız!

-*-*-

Oturun, sorunu çözün!
Türkiye anlaşmaya karşıdır diye, saçmalamak zorunda değilsiniz!

-*-*-

Haaa demişsiniz ki, “… Mülkiyet konusunun çözümü iki devlet arasında yapılacak bütünlüklü bir antlaşma ile mümkündür”… 
Tamam, o zaman neden masadan kaçıyorsunuz?
Neden anavatanınızla birlikte, Ersin Tatar’a, “otur canım masaya” demiyorsunuz?

-*-*-

Bir de, “… (Mülkiyet meselesinin çözümü) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de benimsediği üzere Taşınmaz Mal Komisyonu vasıtasıyla olacaktır. Rum komşularımızın bunlardan uzaklaşarak saldırıya geçmeleri ne kendilerine ne de Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmasına katkı sağlamaz. Aksine, iki tarafı birbirinden daha da uzaklaştırır” demişsiniz…
Size açıklamayı yazan arkadaşların Türkçesi çok zayıf!
“Katkı sağlamaz” diye biten cümle aslında “katkı sağlar” diye bitmeliydi çünkü “ne kendilerine ne de anlaşmaya” ifadesinden sonraki yüklem “olumlu” olmalıdır!
Ama neyse; konuyu anladık da Taşınmaz Mal Komisyonu’nda o kadar çok paranız mı vardı?
Bu da ayrı bir mesele!

-*-*-

Ve bir ağır tehdit daha…
“… Rum tarafının tavrı, dileriz bardağın taşmasına neden olacak noktaya gelmez…”
Ataoğlu’nun yorumuna bu noktada diyecek tek bir şey var, “hade cauuuuv! Ceddin deden neslin baban da gene!”…
Bardağın taşması noktası!
Hizbullah Ataoğlu!
Tehdit ediyor!

-*-*-

Oturun ve Kıbrıs meselesini çözün!
Tehditlerle ve hamasetle gidebileceğiniz tek yer; denizin dibidir!
Battınız, bittiniz, tuzu bile kokuttunuz, siyasetiniz kalmadı!
Çırpınıyorsunuz!
Olmuyor!

il-1140xn-3474209367-lrg0.jpg

Bu yazı toplam 2683 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar