KKTC’nin güvenliği!
Güvenlik nedir?
-*-*-
Güvenlik, bir kişinin, toplumun veya devletin tehdit, tehlike ve zararlardan korunması ve kendisini güvende hissetmesi durumudur…
-*-*-
İş güvenliği, gıda güvenliği vardır ama mesela dış saldırılara karşı da güvenlik söz konusudur…
-*-*-
Sözlüklerden, arama motorlarından daha ayrıntılı bir “güvenlik tanımı” alacak olursak, karşımıza şu da çıkar:
-*-*-
“… Güvenlik; mevcut veya muhtemel tehditlerin önlenmesi, etkilerinin azaltılması ve kişinin, toplumun ya da devletin varlığını ve düzenini sürdürebilmesinin sağlanmasıdır.”
-*-*-
Güvenlik dendiği zaman karşımıza üç temel konu veya ara başlık çıkar…
-*-*-
Birincisi tehdit…
Ortada bir tehdit olması lazım…
Yani kişiye, topluma, devlete zarar verme ihtimali…
-*-*-
İkincisi koruma…
Yani tehdide karşı alınan ya da alınacak önlemler…
-*-*-
Ve üçüncüsü de bu önlemlerin devamlılığı…
-*-*-
Kısacası, tehdit, önlem ve devamlılık!
-*-*-
KKTC’de ahlaksız bir propaganda nedeniyle “tehdit” olarak gösterilen tek unsur, “Rum halkı”dır!
Veya Rum ordusu!
Haydi buna Yunanistan ve İsrail ordularını da ekleyelim!
Son dönemlerin en moda tehditleri bunlar!
-*-*-
Peki, gerçekten bunlardan KKTC’ye yönelik bir tehdit var mıdır?
Bence yoktur!
Ama olsa bile, bu konuda alınmış olan önlem koskoca Türk Ordusu’dur!
Ve bu ordunun varlığı da “devamlılık” içeren bir pozisyondadır…
-*-*-
Peki, KKTC’de yaşam süren ahalinin tek güvenlik derdi, “dıştan gelecek saldırı” mıdır?
-*-*-
Ne yazık ki “iç güvenlik” şu anda çok ciddi bir boyuttadır!
Vatandaşın günlük hayatının korunmasına yönelik çok ciddi bir tehdit ve ondan daha ciddi bir güvenlik önlemi sıkıntısı söz konusudur!
-*-*-
KKTC’nin dış saldırılara karşı hava, deniz ve kara sınırları çok iyi korunmakla birlikte; aynı sınırlar, iç güvenliği tehdit edenlere karşı son derece başarısız bir şekilde yönetilmekte ve ne yazık ki “savunulamamaktadır”…
-*-*-
Vatandaşların can ve mal güvenliği ciddi anlamda tehdit altındadır…
Suçlarla mücadele edilemez hale gelinmiştir…
Kamu düzeni, trafik suçlarından - rüşvet ahlaksızlığına kadar uzanan çok geniş bir yelpazedeki birçok başlık, çeşitli suçlardan oluşan topluluğun tehdidi altındadır!
-*-*-
Bu ülkede en ciddi güvenlik sıkıntıları arasında insan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı hatta kara para işleri vardır ve bunlarla ilgili güvenlik tedbiri sıfırdır!
-*-*-
Ülkeye özellikle deniz yoluyla çok rahat sınır girişi söz konusudur ve karadan Güney’e sınır geçişleri de “delik lenger” durumundadır!
Galbur, galbur!
-*-*-
Devletin iç ve dış güvenlikle ilgili en önemli sorumluluğu, “istihbarat”tır!
KKTC’nin istihbarat kurumu yoktur!
Bu iş de Türkiye’ye bırakılmıştır!
-*-*-
Yabancı devletlerin tehdit oluşturabilecek faaliyetlerini izleme görevi, KKTC’nin değil, TC’nin denetimi ve sorumluluğundadır ve örneğin olası kritik güvenlik riskleri söz konusu olacaksa, bu risklerin bildirileceği makam, KKTC Cumhurbaşkanı veya Hükümeti değildir!
-*-*-
Haaa KKTC’de elektrik santrallerinin, Türkiye’den gelen su hattının ve haberleşme sisteminin güvenliği de “KKTC’nin sorumluluk” alanı dışındadır!
-*-*-
Devletin dijital yapısı salya durumdadır ama bunun da alt yapısının tamamen TC’ye devri gündemdedir!
Düşünün ki, KKTC, kendi elektrik, internet ve bankacılık sisteminin güvenliğini sağlayabilecek yeteneğe sahip değildir!
-*-*-
Elbette KKTC – TC ilişkileri özeldir ve bu özel olma durumu, TC’ye bazı sorumlulukları bırakmaktadır ama bu durumda da “eşit – egemen ve bağımsız” bir devletten söz etmek, komik bile değildir!
-*-*-
Ben sözde devlet diyorum, siz ne isterseniz söyleyin!
Bilemem!
-*-*-
Afet ve olağanüstü durumlar…
-*-*-
Allah göstermesin ama doğal bir afet olsa, yangın çıksa, deprem olsa, salgın hastalık yaşansa; KKTC, TC’siz hiç bile değildir!
-*-*-
Evet, Dünya’da bizimkisi gibi birçok küçük devlet veya devletimsi ülkede benzer sıkıntı ya da güvenlik dertleri bulunmaktadır ama KKTC’de, mesela stratejik sektörlerin güvenliği yoktur…
-*-*-
Turizm, üniversiteler, narenciye ya da hellim üretim ve ihracatı ne kadar güvenlidir?
-*-*-
Olası bir ekonomik krizle ilgili herhangi bir güvenlik sistemimiz söz konusu mudur?
-*-*-
Ve son bir konudan söz etmek istiyorum; KKTC’de vatandaşın temel hak ve özgürlükleri ne kadar güvendedir?
Yaşam hakkımız tehlikede midir?
Evet tehlikededir!
-*-*-
Hayatı boyunca tek bir kriminal işi olmamış, Dünya çapında başarılı bir yatırımcı ve vergi rekortmeni – KKTC yurttaşı - bir iş insanımız, açık ve de seçik bir şekilde Türkiye’deki siyasi – mafyanın tehdidi altındadır…
-*-*-
Kişi güvenliği ve özel hayat tehlikede midir?
Evet tehlikededir!
İş insanı arkadaşımızın yaşadığı tam da budur!
-*-*-
Mülkiyet hakkı!
Hukukun üstünlüğü!
Devlet bunların güvenliğini sağlamakla mükelleftir!
-*-*-
Mesela son dönemlerin moda konularından biri; kamu ihaleleri…
KKTC devleti, kamu ihaleleri konusunda, vatandaşını – kendi müteahhitlerini koruyabilmekte midir?
-*-*-
Bitiriyorum, tamam uzattım ama sağlığımız ne kadar güvendedir?
Yaşasın özel hastaneler ve gidebilen için yaşasın Makarios Hastanesi mi?
-*-*-
“Devletin sağlık sistemi, nüfusun kaçta kaçına hizmet verebilecek kapasitededir?” sorusuyla birlikte, akla gelen ve güvenlik tehdidi altında olan “nüfusumuz”la ilgili bir yorum yapmak ister miydiniz?
-*-*-
Eveeeet, kabul ediyorum, yukarıda da yazdım, KKTC – TC ilişkileri çok özeldir!
-*-*-
Jeopolitik açıdan TC için fazlasıyla hassas ve dış güvenlik açısından kesinlikle TC’ye mutlak bağımlılığı bulunan KKTC’de “güvenlik” sadece şaka gibi bir hikayedir!
Gülünüz!
O kadar!
Birbirimizi kandırmayalım lütfen!
-*-*-
Ve çok basit bir soru ve cevap ile bitirelim: Luricina veya Koççina ya da başka yerlerde “geçiş kapısı” açılması için diyelim ki Hristodulidis ve Erhürman görüşüyor… KKTC adına herhangi bir geçiş noktası açılabilmesi yetkisi kimdedir?
Cevap: “Annemde!”…






