1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Kıbrıs’taki Yabancı Askeri Üsler Sürdürülebilir Barışa Engeldir…
Kutlay Erk

Kutlay Erk

SİYASET MEYDANI

Kıbrıs’taki Yabancı Askeri Üsler Sürdürülebilir Barışa Engeldir…

A+A-

Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs sorunu çözüm sürecinde kendine uluslararası destek bulmak için dünyanın etkili ülkelerine, örneğin BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesine Güney Kıbrıs’ta askeri üsler veya imtiyazlı konumlar vermektedir. Doğu Akdeniz’in etkili güçleri İsrail ve Mısır ile de askeri dayanışma içindeler…

Kuzey Kıbrıs’ta askeri varlığını 1974’ten beri sürdüren Türkiye de bunlara karşın kendi önlemlerini almaktadır. Özellikle son yıllarda Doğu Akdeniz’deki zengin hidrokarbon yatakları nedeniyle Türkiye kendi çıkarlarını korumak, kollamak, güçlendirmek ve kullanabilmek için “Mavi Vatan” doktrini ile Kuzey Kıbrıs’ın karasından sonra sularında, denizlerinde de kendi varlığını kurumlaştırmak stratejisini uygulamaktadır. Askeri strateji olarak, karada ve denizde etkin olabilmek, hava da olabilmekle olası… Dolayısıyla, kısa süre önce Ankara Hükümeti Geçitkale Uçak Alanı’nı kendi inhisarına almıştı; şimdilerde de İHA ve SİHA’ların kullanımı için resmen TSK’ya devri için anlaşma yapıldı… Orası artık TSK yönetiminde ve denetiminde bir uçak alanı…

Burada bir parantez açalım… Uluslararası antlaşmalarla yabancılara verilen bölgelerin kaderi, Kıbrıs sorunu çözümünde tarafların ortak iradesi ile belirlenecek… Annan Planı’nda, Kıbrıslı Türklerin ve Rumların yaptıkları uluslararası antlaşmalar, Cumhuriyetin yeni anayasasına aykırı değilse, yürürlükte kalacaktı… Böylece, Kıbrıs Türk tarafının uluslararası antlaşma yaptığı tek ülke Türkiye olduğu için, tüm antlaşmalar yürürlükte kalacaktı. Bu nedenledir ki Türkiye hükümetleri hassas konularında KKTC ile uluslararası nitelikte antlaşma yapıyor. Ve Geçitkale Uçak Alanı da bu statüde bir duruma evrilmiştir… Kıbrıs sorununa çözüm antlaşması sürecinde Kıbrıslı Rumların yabancı devletlere verdiği askeri imtiyazlar kalacaksa, Kıbrıslı Türkleri Türkiye’ye verdikleri de kalacak… İptal edilecekse, tümü iptal edilecek…

Şimdi konunun esasına dönelim… Geçitkale Uçak Alanı artık TC toprağı… Yetti mi?! Hayır… Türkiye’nin Mavi Vatan ideologları diyor ki, Karpaz Burnundaki Apostolos Andreas Manastırı da Rum Ortodoks kilisesine verilemez, Kıbrıs Türk yönetiminin toprağı olarak kalacak. Veee… Bu burunda TC Deniz Kuvvetleri için üs yapılacak… Tabii ki o da bir KKTC-TC uluslararası antlaşması ile TC Deniz Kuvvetlerine devredilecek… Geçitkale Uçak Alanı ve Karpaz Deniz Üssü Türkiye’nin bölgede ve özellikle de Doğu Akdeniz’de hak olarak iddia ettiklerini elde edebilmek amacıyla uluslararası siyasette güç politikaları uygulamak için vasıta ve imkanlar olacaktır. 

Türkiye’nin bölgede talep ettiklerini kendilerine ait diye gören başka ülkeler de var; onların da eli armut toplamaz elbet… Onlar da kendi güç politikalarını en azından Türkiye düzeyine getirmek için diğer ilgili ve kıyıdaş ülkelerle uluslararası antlaşmalar yaparak hem hak diye gördüklerini korumaya, hem de mümkünse başkalarının, örneğin Türkiye’nin haklarını da kendi envanterlerine geçirmeye çalışacaklar. İşte burada duralım… Öncelikle Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs sorunu çözüm sürecinde Türkiye’ye karşı olan zayıflığını güçlendirmek için başka ilgili ülkelerle uluslararası antlaşmalar yaptı ve onların gücünü kendi güç politikaları için kullanabilmek stratejisini kurguladı. Ayrıca, Doğu Akdeniz için diğer kıyıdaş ülkelerle yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge haritalamasında Kıbrıs Rum tarafı Türkiye’yi dışarıda bıraktı. Doğal olarak da karşısında Kıbrıs’ın karasında, denizinde ve havasında askeri güçler yerleştirmiş bir Türkiye buldu. Ve bu sıralar, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye seçimlere gidiyor; hepsi de milliyetçi siyasetleri abartarak kendi seçmenlerine hitap etmekte, gerekirse savaşabileceklerini söylemekteler… Seçimden sonra bu ateş oturacak mutlaka ama endişe verici izleri Kıbrıs adasında kalacak. Ve bir tespit daha var ki, onu da burada kaydetmeden geçmeyelim… Türkiye ve Yunanistan birbirleri ile askeri dalaşa durduğunda ya Ege Adalarındaki kayalıklar ya da Kıbrıs adasını seçiyorlar; kendi ana karalarında askeri dalaşmayı pek tercih etmiyorlar. Neden? Adalarda dalaşma daha kolay, yaratılacak güvenlik sıkıntısından ve ekonomik mağduriyetten etkilenecek insan sayısı daha az; dolayısıyla rahatlarında dalaşabilirler… Yoksa, Atina-Selanik ve Ankara-İstanbul üzerinde dalaşsalar, savaş korkusunun yurttaşlarda ve ekonomide yaratacağı krizler, ilgili hükümetleri perişan ve pişman eder… 

Uzun lafın kısası, Kıbrıs adasında tarafların yarattığı çeşitli yapıda ve kapasitedeki yabancı askeri üsler veya imtiyazlar Kıbrıs adasında sürdürülebilir barışı gerçekleştirmeye engeldir. Bir antlaşmada, Kıbrıs’ın tarafları bu konularda yaptıkları uluslararası antlaşmaları iptal etmeye kalksa ilgili ülkeler hemen rıza göstermeyip, bedeller veya alternatifler isteyecekler… Kıbrıs’ın garantörleri ile Amerika ve Fransa NATO üyelikleri bağlamında kendini garantide görebilir, ama ya Rusya?! Güvenlik Konseyi’nde veto kartı elinde, göstere göstere neler isteyecek, alabilecek?! “Al gülüm – ver gülüm” ile Kıbrıslı taraflar kendilerinden vererek, sürdürülebilir barışın gerçekleşebileceği bir çözüm antlaşmasını yapabilir…

Ve bir de çözüm BM Ölçütlerinde Federal Kıbrıs Cumhuriyeti değil de Türk Ölçütlerinde iki devletli yapı olacaksa, ki olası değil ama varsayalım, bütün bu askeri üsler daha fazla, daha büyük ve çok daha çeşitli amaçlara yönelik olacak… Böyle bir adada ise sürdürülebilir barış olası değildir.

Kıbrıs’ın Türk ve Rum siyasetleri kendi insanlarının sosyal, ekonomik ve siyasi geleceğini ve hatta varlığını riske atmaktadır. Ne mi yapılmalı?! Şimdiden ilgili üçüncü taraflara, askeri içerikli tüm uluslararası antlaşmaların Kıbrıs sorununun çözüm antlaşmasında yoklukla malul – olmayan ve geçersiz - (non-and-void) olacağını resmen bildirmeli… İki tarfta da bunu bildirecek siyasi erk yoktur… Bu ancak iki tarafın barış güçleri tarafından, ortak stratejisi ve eşgüdüm ile, kendi taraflarının siyasetine benimsetmekle başarılabilir.

 

 

Bu yazı toplam 635 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar