Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için mücadele eden kayıp yakını Dr. Loizos’un ardından… (3)
Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için hayatı boyunca sürekli mücadele eden, Kıbrıslıtürkler’le dostluklar kuran, Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gündeme getirdiği zaman saldırı altında kalan kayıp yakını Dr. Lozios Lozios, hayata veda etti. Sosyal medyada yer alan bir paylaşıma göre, cenaze töreni 11 Nisan Cumartesi günü saat 11.00’de, Lefkoşa’da Konstantin ve Helen Mezarlığı’nda yapılacak. Ailesinin ve sevdiklerinin acısını paylaşıyoruz…
Dr. Loizos Loizos’un bu sayfalarda yayımlanmış yazılarını paylaşmaya devam ediyoruz…
“Babam Savva’nın Kıbrıslıtürkler’le harika ilişkileri…”
11 Aralık 2017’de Dr. Loizos Loizos’un yazdıklarını aktarmıştık. Dr. Loizos Loizos, devamla şöyle yazıyordu:
“Kufez’e ziyaretlerimizde, her köye gidişimizde nasıl büyük bir sıcaklıkla karşılandığımıza ilişkin hatıralarım taptazedir. Daha köye girer girmez köylüsü Kıbrıslıtürkler onu karşılıyor ve köyün ortasında arkadaşı Nazım İsmail’in kavesine gidinceye kadar bu böyle devam ediyordu. Herkes onu selamlıyor, el sıkışıyor, o da herkese güzel bir şeyler söylüyor, Kıbrıslıtürk dostları da onunla şakalaşıyordu. Bu arada ben ve kardeşim de Kıbrıslıtürkler tarafından bize verilen şekerlemelerle ceplerimizi dolduruyorduk. Köyde dedemin evine gitmek en az bir saatimizi alıyordu çünkü babam ahbaplarıyla vakit geçirmeyi seviyordu.

(Lozios'un büyükbabası Loizos...)
Aralık 1963’te iki toplumlu çatışmalar çıktığında, bu dostluklar çatışmaların dışında kalıyordu. Ancak korku ve geleceğe ilişkin belirsizlik, Kıbrıslırumlar’ın köyden yavaş yavaş ayrılmalarına neden oluyordu.
Mayıs 1964’te Mağusa’da çalışmakta olan iki Kıbrıslıtürk köylümüz öldürülmüştü – bunlar Karaca ile güveyisi Kemal Emin Demiröz idi… İşte o zaman babamı çok düşünceli görmüştüm, neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, aynı zamanda bu tür cinayetlere açıkça karşı çıkmaktaydı… Kufez’de altı kişilik ailesiyle birlikte yaşamakta olan kardeşi Haile’nin (Mihail Loizos) başına gelebilecek olanlardan korku duymaktaydı…
Temmuz 1964’te bazı tahılları Kufez’e götürmeye gittiğimizde, köydeki atmosfer iyiydi ve Kıbrıslıtürk köylülerimiz gene ailemizi güvenle ve sıcaklıkla karşılamışlardı.
1966 yılında Kiriakos Solomos köyün dışında öldürülmüştü, bu da Kıbrıslırum köylülerimizin köyden kaçışını hızlandırmıştı ancak gene de insanlar arasındaki ilişkiler bozulmayacaktı.
1972 yılına geldiğimizde babam tarlalarını ekip biçmeye devam etmekteydi, Akatu’da tarlaları biçilip işi bittikten sonra, ekibiyle birlikte Kufez’e gidiyor ve Kıbrıslıtürk köylülerine tarlalarının hasadında yardım ediyordu.
Babam Kıbrıslıtürkler’in güvenini kazanmıştı ve tarımsal araç gereçlerini güvenlik içerisinde tamir edebiliyorlardı. Yepizyeni kombay geçeleri Kufez tarlalarında kalıyor, kimsecikler de bu kombaya zarar vermeyi veya sabote etmeyi aklının ucundan geçirmiyordu.

(Kufez köyünde cami ve kilise yanyana...)
Babamla birlikte çeşitli tarla işleri için komşu köyleri de ziyaret ediyordum, Melunda’yı, Artemis’i, Bladan’ı… Bu köylere gittiğimizde gönende kavun karpuz alıyorduk… Tüm köylerde dostlarımız ve tanıdıklarımız vardı.
Bir gün ikindi vaktinin sonlarına doğru Bladan’a gitmiştik, Akatulu Jamis’in tarlaları için. Bladanlı Kıbrıslıtürkler’in yakınlığı beni koruyordu çünkü o günlerde Bladanlılar’la ilgili kötü şeyler işitiyorduk. Bu atmosferi bozan şey, o günlerde Çatozlu Türk askeri komutanın amcam Mihail’e (Haile) ailesini de alıp Kufez’den ayrılmasını söylediğinde bozulmaya başlamıştı. Kıbrıslıtürkler’in Kıbrıslırumlar’la alışverişlerini de yasaklamışlardı, böylece amcam oradan ayrılmaya zorlanabilecekti.
Nisan 1974 idi… Babam, kardeşini bazı işlerine yardım etsin diye çağırmıştı. Sonra dostlarına giderek kardeşinin tehlikede olup olmadığını sormuştu. Köyden ayrılmasının daha iyi olacağını ima etmişlerdi açıkçası. Babam, amcamın kritik durumunu değerlendirerek, onun Akatu’ya taşınmasının daha iyi olacağını düşünmeye başlamıştı.
Ben ise Kufez’e arabamla gitmeye devam ediyordum. Askerliğimi yapmaktaydım ancak bu benim için bir engel teşkil etmiyordu. Komünist Hasan Öztaş (Mentzis) beni Akatu’daki evimizde askeri üniformam içerisinde gördüğünde gülümsemişti. Yaşıtlarıma karşılaştığımızda selamlaşıyorduk.
Ancak insanların kaderi 1974 yazında değişecekti… Türk işgali insanların hayatını altüst edecekti… Annemle babam Akatu’dan traktörle ayrılarak Avgoru’ya, oradan da Ormidya’ya gideceklerdi. Bu kaçış sırasında babam Kufez’e giderek dostlarının ve köylülerinin korumasından yararlanmayı da düşünmüştü. İşte sade insanların birbirine güveni bu şekildeydi. Ancak annemin öteki Akatulular’la birlikte gitmeleri yönündeki ısrarları, hayatlarını kurtarmış oldu…
Babacığımın “kayıp” insanlarımızın yani kardeşi Haile ile onun oğlu Loizu’nun akibetini araştırma çabaları, Atina’dan Kıbrıslıtürk arkadaşlarına telefon konuşmalarına yol açıyordu. Tanıdık sesler duyduğunda tarifsiz bir neşeye kapılıyordu oysa “kayıplarımız” hakkında aldığı haberler hiç de iyi değildi. Ancak telefonun öteki tarafından benzer sevgi, dostluk ve nostalji duyguları yansıyordu… Komutan Mentzis “Sanki de sesin gökyüzünden geliyor be Sauri” diyordu babama…
Barikatlar açıldıktan sonra Kufez’e, Akatu’ya ve bölgedeki diğer köylere ziyaretler yoğunlaştı. Köylülerimizle temaslarımız hatıralarımızı ve Kıbrıslıtürkler’le ilişkilerimizi canlandırdı…
Bizler de, evlatlarımız da dostluğun ve karşılıklı saygının gücüyle karşılaştık ve babalarımızın dostlarının evlatları ve torunlarıyla yeni dostluklar kurmaya çalıştık…
Savaşın, işgalin ve bölünmenin yarattığı her tür kuşku ve önyargıyı aştık. Yurtdışında yaşayan Kıbrıslıtürk dostlarımla da ilişkilerimi geliştirdim ve aynı duygularla karşılaştım: karşılıklı anlayış, karşılıklı saygı ve sevgi…
Lefkoşa’daki göçmen evciğimizde altı Kıbrıslıtürk arkadaşımı davet ettim.
Babam onlara dillidüdük çaldı ve onlarla birlikte Türkçe olarak “İstanbul sokakları” şarkısını söyledi. Kıbrıslıtürk dostlarım, babamın Kıbrıslıtürk şivesiyle Türkçe’ye olağanüstü hakimiyeti karşısında çok heyecanlanmışlardı. Yeniden yakınlaşma hakkında ortak faaliyetlerimizle ilgili babacığımın sözcükleri hala kulaklarımdadır: “Yaptıkların için bravo oğlum” demişti… “Ancak şunu da bilmelisin ki eğer birlikte büyümeseydin, birlikte oynamasaydınız, biz yaşlılarda olduğu gibi bunca karşılıklı sevgi ve saygıya sahip olmayacaktınız…”
Meydana gelen kötülükleri ve iki toplumun bölünmesini düşündüğümde, babamın sözcüklerini hatırlıyorum… Herkesin bu durumda sorumluluğu vardır, bizim de, onların da, işte bu yüzden işgal derhal sona erdirilmelidir ki yeniden yakınlaşma ve karşılıklı saygıyı yavaş yavaş geri kazanabilelim…
Ben babamın ve Kıbrıslıtürk dostlarının ruhlarının yüceliği karşısında sersemliyorum ancak onun izinde yürümeyi de kendime bir görev addediyorum.
Kıbrıslırum arkadaşlarımdan hiç ayırmadığım Kıbrıslıtürk arkadaşlarımın beni dostluklarıyla onore ediyor olmalarından mutluyum. Benim için dostluk ve kardeşlik, din ve milliyetle değil insanlıkla alakalıdır.
Bizim kuşağın “mayası” olduğu sürece, insanları yeniden entegre edebilmek amacıyla işgale derhal son vermeliyiz. Bizler, ortak ve yeniden birleşmiş bir yurdun yaratılmasında pozitif rol oynayacak olan hatıralar yaratmaktayız… Zamanın boşa akıp geçmesine izin vermemeliyiz.
Son olarak babamın Lefkoşa’daki cenaze töreninden söz etmek istiyorum. Babamın cenaze törenine İstanbul’dan Dr. Kıvanç Diren, Kondea’dan Mustafa Murat ve ailesi, Girne’den diş hekimi Sarper ve Lefkoşa’dan onun kardeşi Kıvanç katılarak babam için çelenk koymuşlardı…”
(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler… Sevgül Uludağ – 11.12.2017)

“Karma köylerde Paska kutlamaları…”
Dr. Loizos Loizos, 24 Nisan 2017’de bu sayfalarda yayımladığımız “Karma köylerde Paska kutlamaları” hakkında şöyle yazmıştık:
“Geçmişte Kıbrıs’ta karma köylerde paska kutlamaları…”
Dr. Loizos Loizos, karma köy Kufez’in geçmişinden hatıralarını paylaştı: “1974 öncesinde Kıbrıs’ta karma köylerde yaşamış olanlar, Kıbrıslıtürkler’le yaşamış oldukları iyi anları hatırlamak durumundadır…”
Ailesinden iki Kıbrıslırum’un bazı Kıbrıslıtürkler tarafından Kufez’den alınarak “kayıp” edildiği ve daha sonra onlardan geride kalanlar bulunan Dr. Loizos Loizos, geçmişte Kıbrıs’ta karma köylerde paska kutlamalarını nasıl hatırladığını sosyal medya sayfasında paylaştı…
Dr. Loizos Loizos, şöyle yazdı:
“1974 öncesinde Kıbrıs’ta karma köylerde yaşamış olanlar, Kıbrıslıtürkler’le yaşamış oldukları iyi anları hatırlamak durumundadır…
Benim babam, Mağusa’ya bağlı karma bir köy olan Kufez’de yaşıyordu, orada büyümüştü, bu köy Lefkonuk köyüne çok yakın karma bir köydü…
Henüz çocukluk yıllarında, Kıbrıslıtürk toplumundan çocuklarla birlikteydi ve Türkçe lisanını çok iyi öğrenmişti, Kıbrıslı deyişleriyle birlikte… Tarlalarda Kıbrıslıtürkler’le birlikte çalışıyordu ve sürüsünü de her zaman arkadaşı Mustafa Mulla’yla birlikte otlatıyordu…
Paska zamanı babam kiliseye gider ve köyün Hristiyanları’nın kutlama programlarına katılırdı, bu arada arkadaşı Mustafa da onun davarına bakardı. Aynı şekilde babam da Müslümanlar’ın Ramazan bayramı geldiğinde böyle yapardı… Aralarında her zaman dini inançlara karşılıklı saygı gösterilir ve her iki toplumdan köylüler gerek Paska, gerekse Ramazan yemeklerinin tadını çıkarırlardı.
Paska zamanı, köyün Müslüman kadınları, köylerinden Hristiyan kadınlarına evde hamurun yoğrulmasına, pilavunaların yapılmasına yani Paska hazırlıklarına yardım ederlerdi. Kıbrıslıtürkler onlara “İyi Paskalar” dilerdi…
Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum okulları kendi toplumlarının dini kutlamalarını takip ederdi… Bir keresinde Paska tatili için Kufez’e dedemi ve ninemi ziyarete gittiğimde, Kıbrıslıtürk çocuklar okula giderken benim de tatilin tadını çıkardığımı hatırlıyorum…
Geçen yıl Lefkoşa’da annemin evindeki Paska yemeğine, Kıbrıslıtürk arkadaşım Mustafa Murat ve ailesini davet ettim. Sevgili eşi İsmet, oğlu Ali, gelinleri, kızları ve torunları İsmet ve Bayram’la birlikte geldiler bu Paska yemeğine… Ailelerimiz ve torunlarımız çok güzel vakit geçirirken, mahalle papazının selamlarını da aldık. Paska Günü bu aile kutlaması bence babam için yapabileceğim en iyi anma töreniydi…
Dini kutlama günleri neşe, barışma ve insanlar arasında kardeşlik günleridir, geçmişte Paska ve Ramazan günlerinde karma köylerde böylesi bir ruh bu köylere hakim olurdu…
Her iki taraftan da insanlar arasında sevgi ve karşılıklı saygı oluşturmalıyız… Ancak böyle bir barış kültürü, karşılıklı saygı, birlikte yaşama ve işbirliğine ulaşabiliriz. Eğer uğraşırsak, bunu başarabiliriz…”
(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler… Sevgül Uludağ – 24.4.2017)






