“Karamazov Kardeşler”
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,
Ve bir orman gibi kardeşçesine..."
Nazım Hikmet bu dizeleri yazarken belki Dostoyevski'yi düşünmüyordu. Ama insanı düşünüyordu. Ve insanı gerçekten düşünen herkes, bir gün mutlaka Dostoyevski'nin kapısını çalar.
Ben de kütüphanemde gezinirken yıllar sonra yeniden elime aldım dev yazar Dostoyevski’nin “Karamazov Kardeşler” kitabını ve hemen sayfaları arasına gömüldüm 1002 sayfalık bu dev eserin.
Kitap, yıllar önce okuduğumdan, çok farklı izler bıraktı bende bu kez.
***
Yazarlar ruhun karanlığına fener tutanlardır.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, işte o bu yazardan biridir.
Onun romanlarını okurken sayfaları çevirdiğinizi sanırsınız. Ama her bölümde biraz daha soyunur insan; önyargılarından, kibirlerinden, doğrularından...
Bu yüzden Karamazov Kardeşler yalnızca bir roman olarak anılamaz. O, insanlığın ta kendisidir…
***
“Dünya edebiyatının en iyi isimleri kimlerdir?” diye sıklıkla sorulur. Günümüzde sosyal medya ağları üzerinden çokça paylaşımda yapılıyor bu konu üzerinde…
Üşenmedim bir araştırmaya durdum, kimlerin isimleri sayıldı diye:
Shakespeare, Cervantes, Tolstoy, Marquez ve açık ara farkla Dostoyevski…
Çünkü o, edebiyatın yalnızca büyük yazarı değil, insan ruhunun en büyük kâşiflerinden biridir.
Bugün psikoloji diye okuduğumuz birçok hakikati o, bilim insanlarından yıllar önce romanlarında keşfetmişti.
Nietzsche boşuna "Bana psikolojiyi öğreten tek insan Dostoyevski'dir." demedi. (İdollerin Alacakaranlığı)
Freud'un satır aralarında dolaşan insan ruhu, çoktan Dostoyevski'nin kahramanlarında yaşamaya başlamıştı.
Ama onun büyüklüğü yalnızca insanı çözmesinde değildir.
Acıyı küçültmemesinde yatar.
Çünkü acıyı yaşamayan, insanı anlayamaz.
Ve Dostoyevski acının bütün lehçelerini konuşuyordu.
İdam mangasının önünde son nefesini bekleyen bir adamın sessizliğini...
Sibirya'nın buz tutmuş sürgün yollarını...
Açlığı...
Borcu...
Kumar masalarında kaybolan geceleri...
Evlat acısını...
Epilepsi nöbetlerinin karanlığını...
Belki de bu yüzden onun kahramanları kusursuz değildir.
Çünkü kusursuz insan yoktur.
***
Büyük Usta Yaşar Kemal, "İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar." der gibidir romanlarında.
Dostoyevski de tam bunu anlatır.
Karamazov Kardeşler işte bu hesaplaşmanın romanıdır.
Bir baba öldürülür.
Ama asıl öldürülen baba değildir.
Vicdandır.
Ahlaktır.
Merhamettir.
İnsanlığın kendisidir.
Roman boyunca katili ararız.
Sonunda fark ederiz ki katil tek kişi değildir.
Hepimiziz.
Çünkü kötülük hiçbir zaman yalnızca bıçağı tutan elde değildir.
Sessiz kalanda da vardır.
İzleyende de...
Görmezden gelende de...
Tam da bugün olduğu gibi...
***
Ahmed Arif’in "Hasretinden Prangalar Eskittim"inden dizeler geliyor aklıma…
Arif, dizelerinde bir memleketi anlatıyordu aslında…
Yoksulluğu...
Yalnızlığı...
Beklemeyi...
Dostoyevski de bekleyen insanların yazarıdır.
Adaleti bekleyenlerin...
Merhameti bekleyenlerin...
İnsanı bekleyenlerin...
Bu yüzden onun romanları Rusya'dan çıkıp bütün dünyaya yayıldı.
Çünkü biliyoruz ki, zulmün, yoksulluğun, zorbalığın milliyeti yoktur.
İnsanındır.
***
Biz de Karamazov ailesinden çok uzağa düşmedik.
Bizim yaşamlarımızda da miras kavgaları yaşanıyor.
Bizim kentlerimizde de güç, hakikatin önüne geçiyor.
Bizim çocuklarımız da gelecekle geçmiş arasında sıkışıyor.
Bizim meydanlarımızda da adalet en çok aranan kelime olmaya devam ediyor.
Kıbrıs'ın bölünmüş sokaklarında yürürken de...
Anadolu'nun ücra köylerinde dolaşırken de...
Aynı soruyla karşılaşıyoruz.
İnsan nasıl insan kalabilir?
***
Bir solcu olarak Dostoyevski okumak bazen çelişki gibi görülür.
Oysa değildir.
Dostoyevski, yaşamının ilerleyen dönemlerinde devrimci hareketlere sert eleştiriler de yöneltti.
Ancak Dostoyevski'nin romanlarında, insan onurunun çiğnenmesini, paranın karakteri nasıl satın alabildiğini, iktidarın vicdanı nasıl çürüttüğünü, yoksulluğun yalnızca cebi değil, ruhu da kemirdiğini görürüz.
İşte bu yüzden Karamazov Kardeşler'i okuyan bir sosyalist de kendi mücadelesinden izler bulur.
Bir muhafazakâr da...
Bir anarşist de...
Bir inançlı da...
Bir ateist de...
Çünkü Dostoyevski, insanın ortak acısını yazmıştır.
***
Orhan Kemal'in fabrikalarındaki işçilerle Dostoyevski'nin Petersburg sokaklarında dolaşan yoksulları birbirlerine selam verirler.
Edebiyat işte tam burada sınırları kaldırır.
İnsanları bir bütün eder…
Buluşturur…







