1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Kalın bağırsak!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kalın bağırsak!

A+A-

Çöktü!
Kıbrıs’ın Kuzey coğrafyasında, “önce içimizi temizleyelim” şeklinde isim verebileceğimiz tüm siyasetler çökmeye mahkumdu!

-*-*-

Kimisi bilerek, kimisi inanarak, kimisi hiç bilmeden ve inanmadan ama bazı kişisel çıkarlarla; “haydi içimizi temizleyelim, temizleyebiliriz” dedi ve hepsi birden “sıçtı!”

-*-*-

Elbette ve de kesinlikle bu yazacağım korkunç bir megalomani olabilir ama bu konuda “hep haklıydım” diyeceğim!

-*-*-

“Kıbrıs sorunu çözülmezse; Kıbrıs sorunu çözülmeden, her türlü uluslararası hukuk ve denetimin dışında kalırız ve bir arpa boyu yol alamayız” dedim!

-*-*-

Evet başkaları da demiştir!
Diyenler haklı çıktı!
Ama diyenler azdı!
Ve kesinlikle hainlerdi!

-*-*-

Hala, içimizi temizlemekle uğraşıyoruz ve son kanun hükmünde kararname olayında da tanık olduk, bizimle resmen dalga geçiyorlar!

-*-*-

Saatlerce Meclis’te kavga veriliyor, nerdeyse 5 bin, 6 bin kişi Meclis dışında biber gazı yiyor, soğuk havada itfaiye hortumuyla ıslatılıyor; dövülmekle tehdit ediliyor!

-*-*-

Sonra sönen balon gibi, kavga bitiyor!
Bitmeyi bırakın, yalan söyleyen, aldatan ve aldatılanlar; hayal dünyasında ve muhteşem bir demokratik ülkede yaşıyormuşçasına, eylemlerini, açıklamalarını sürdürüyor!

-*-*-

“Gidin be işeyin da yatın” demek istemezdim ama zorladınız!

-*-*-

Bu ülkede, iktidarı, muhalefeti, cumhurbaşkanı, mahkemesi gerçeği kabul etmiyor!
Mevcut siyasi yapının bir sömürge – işgal yapısı olduğunu kabul etmedikleri müddetçe de daha siddin sene içimizi temizlemekle uğraşacağız!

-*-*-

Mesela size, aklı çalışan hukukçular, konuya uzman insanlar taaaa 1974’lerin bitiminde, 1975’lerin içinde, “sakın Rum evlerine – mülklerine tapu vermeye çalışmayın” dedi!
Uyarıldınız!
O kibar – eğitimli insanları bile utanmadan neredeyse hain ilan edip dışlandınız!
Sonra başınıza giydiniz!

-*-*-

Eşşşek gibi diyeceğim evet eşşşek gibi, kalktınız Taşınmaz Mal Komisyonu’nu kabul ettiniz!

-*-*-

Neydi bu komisyon?
Bu komisyon, “KKTC adını verdiğiniz sözde devletin tapularının, kullanılmış tuvalet kağıtları kadar değeri” olduğunu kabulümüzden başka bir şey değildi!

-*-*-

O tapular, bir şekilde uluslararası hukuk dışıydı!

-*-*-

Nüfus dedik!
Vatandaşlığa dikkat dedik!
Irkçı olduk!
Irkçısınız dediler!
Şimdi Türkiye’de ne kadar gerici tarikat varsa, neredeyse en güçlü cemaatleri buralara yerleşti!

-*-*-

KKTC’nin ilanı bile tam bir sahtekarlıktı!
Hep inkar ettiniz!

-*-*-

Oysa dönemin Türk Dışişleri Bakanı İlter Türkmen bile defalarca size söyledi; “… bu devlet, Denktaş beyin görevde kalması için icat edildi” demişti!
Mümtaz Soysal’ların, Erol Manisalı’ların ulusalcı emperyalist tavrının ve züppeliğinin maskarası olduk!

-*-*-

Dünya’dan tamamen dışlandık!
Ünlü narenciyemiz ve ünlü patatesimiz bir daha satılmadı!

-*-*-

Seçim yapmayı ve 3 kez UBP bir kez de CTP’yi sırasıyla “hükümete” getirmeyi; hatta hatta cumhurbaşkanı değiştirmeyi maharet ve demokrasi sandık!
Oysa hepimiz canlı tanıktık ki, neredeyse tamamında, Türkiye’nin istediği aday kazandı!
Derviş Eroğlu’nun Mehmet Ali Talat’a karşı ve Tufan Erhürman’ın son seçimde Ersin Tatar’a karşı seçim zaferleri dışında, “müdahale ettiği” tüm seçimleri Türkiye kazandı!

-*-*-

Eroğlu, kazanınca anında Türkiye’nin yoluna girmişti…
Erhürman da girmek istedi veya istemedi; kurulu sistemden şu ana kadar hiç çıkamadı!

-*-*-

Devletsiz kaldık!
Hatta daha da ayıbı ve kötüsü; gittik Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu aldık ama öte yandan da bizim ayrı devletimiz olduğunu savunduk!
Hatta, “bize pasaport vermiyor” diye kalktık Kıbrıs Cumhuriyeti’ni dava da ettik!
“Hakkımızdır, söke söke alırız” diye yürüyüşler düzenledik!

-*-*-

Bir yığın aydınımız Türkiye’ye sokulmadı; yüzlercesi de gitmeye korkar haldedir ama bunu kimse protesto etmedi; edemedi!
Erhürman da “söyledim birkaç kez, bana geri dönüş olmadı” dedi; her geldiğinde, her Türkiyeli önemli – mühim konuğu maşallah kucakladı!

-*-*-

Külliye mi?
“Kıbrıs Türk Toplumu’nun kültürel ve sosyal yapısına aykırı, Kıbrıs mimarisine, Kıbrıslı ruhuna uzak, işgalin ve sömürgeciliğin ta kendisidir” dedik; “halkın evidir” dendi; nihayetinde halk evine girmek isteyince coplandı, gazlandı, ıslatıldı!

-*-*-

Eğitim değişti ve kalitesizleşti!
Biraz parası olan özele sığındı; daha da parası olana özel veya devletin kolejleri yetmedi, ortalık özel ders verenlerle doldu!

-*-*-

Üniversite – akademi - yüksek öğrenim “ticarete” dönüştürülünce; kedi etinden lahmacun yapanlar misali; printerlerden sahte diploma çıkarmaya başladık!
İnsanlara, bayramda gollifa dağıtır gibi doktora, doçentlik, profesörlük unvanları bile verdik!

-*-*-

Suyumuzu ve elektriğimizi üretemedik, yönetemedik, nüfusa yetmedi; Türkiye’nin eline bıraktık!
Yarın mesela Tayyip Erdoğan’ın canı sıkılsa ve “kapatın ulan vanayı” dese; ne yapacağız?
Hadi dedik içme suyumuzu Messios’tan aldık da duşumuzu nasıl yapacağız?
Sıçtığımız boku kanalizasyona nasıl göndereceğiz?

-*-*-

Elektrik üretimini Türkiyeli zengin bir adama verdik!
Tamam, özel sektör, tamam kapitalizm, tamam serbest piyasa!
İyi güzel de şu anda emekçinin hayat pahalılığını kesmek büyük bir plan olarak aklınıza geliyor da Cemil Kazancı’nın “milyar dolarlık kazancını” tırpanlamak neden ağırınıza gidiyor?

-*-*-

İçimizi temizlemek bir yana, içine ettik her şeyin!

-*-*-

Kıbrıs sorunu çözülmezse, hiçbir şey düzelmeyecekti!
Kafaya bile takmadık!
Bunu söyleyenlerle dalga geçtik, hain ilan edilmelerine seyirci kaldık!

-*-*-

1974’te 115 bin 400 olan nüfusumuzu şu anda bilmiyoruz sadece 85 bin kadar vatandaşımızın “Kıbrıs Cumhuriyeti’nde pasaportu” var!
KKTC’de şu anda kaç insanın yaşam sürdüğünü hiç bilmiyoruz, saymıyoruz, suç işlendiğinden eminiz çünkü!

-*-*-

Üç beş sene önce, gollifa mıydı Conifa mıydı neydi; UEFA’ya üye olmayan sözde devletçiklerin takımlarından biri olan Kosova’yı, KKTC olarak yenmiştik!
O Kosova, Salı akşamı Türkiye’yi az kalsın Dünya Kupası’na göndermeyecekti!
Biz, artık gollifa maçı da yapamıyoruz!

-*-*-

Futbol Federasyonu’na da tavsiyemdir; Süper Lig’miş 1’inci Lig’miş kapatın!
Kendi kendimizi kandırmaktan vazgeçelim!
BTM ligleri gibi, her köyün, her kulübün kendi mahallelerinden çocuklarıyla takımları olsun, kendi kendimize eğlenelim; üç beş aşırı zenginin destek verdiği takımların her sene şampiyonluk yarışı yapması saçmalığından da uzaklaşalım!
En azından seven oynasın!
Masrafa da gerek yok!
Koskoca Gönyeli küme düşüyor; ne parası kaldı, ne seyircisi, ne de üçten beşten fazla destekleyeni!

-*-*-

Efendim içimizi temizleyelim!
Nereye kadar?
Türkiye’nin izin verdiği çizgiye kadar!

-*-*-

Allah rahmet eylesin Sırrı Süreyya Önder 2012 yılının Ocak ayında TBMM’deki bir konuşmasında ne demişti?
"Kıbrıs'ı bu ülkenin kalın bağırsağı durumuna getirdiniz…”

-*-*-

Evet; KKTC, Türkiye’nin kalın bağırsağıdır… 
Neyi - nasıl temizleyeceksiniz?

Bu yazı toplam 571 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar