1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. İngiliz Üsleri Müzakere Masasına Gelmelidir
Ünal Fındık

Ünal Fındık

İngiliz Üsleri Müzakere Masasına Gelmelidir

A+A-

Kıbrıs sorununun çözüm müzakereleri yakın bir gelecekte yeniden başlayabilir.

Elbette bu bir öngörüdür. Siz bakmayın Ersin Tatar ile Tahsin Ertuğruloğlu’nun söylemlerine, onlar kendilerine söylenenleri papağan gibi tekrarlamakla görevlendirilmişlerdir. Talimatlar değişirse, onların söylemleri de değişir.

Ben Türkiye’nin yaşanan yeni gelişmelere ve ekonomisinde yaşadığı derin sıkıntılara göre kendi dış politikasını revize etmeye çalıştığını gözlemliyorum.

Geçmişte sıkıntı yaşadığı ve asla görüşmem dediği hemen bütün ülkelerle en üst düzeyde diplomatik ilişki kurması buna örnektir.

Dışişleri bakanı Hakan Fidan’ın yerel seçimlerin son günlerinde tam üyelik müzakerelerinin başlaması için AB’ye açık çağrı yapması ve AB’nin de buna olumlu yanıt vermesi bu yönde pozitif gelişmelerin yaşanabileceğine işaret ediyor.

Türkiye AB yolunu yürümek istediğine göre Kıbrıs’ta olumlu adımlar atmak durumunda olduğunu herkes biliyor.

Bu durumda akla gelen ilk soru müzakereler yeniden başlarsa nereden başlanacak sorusudur.

Bu soruya doğru yanıt vermek için önce sorunun geldiği aşamaya ve tarafların bugünkü durumlarına bakmamız gerekir.

Kıbrıs müzakere süreci 1977-1979 doruk anlaşmalarından bu yana federal çözüm temelinde devam etmiştir.

Doruk anlaşmalarını o dönemde Kıbrıs Türk ve Rum liderleri imzalamıştı. O güne kadar federal çözüm tezine sıcak bakmayan Rum lider Makarios 1977 yılında Kıbrıs sorununun çözümü için federal bir ortaklık kurulmasına razı olmuştu.

O güne kadar bir Türk tezi olan federal çözüm, o günden sonra BM zemininde kabul görmüş ve sonraki yıllarda müzakere zemini hep bu olmuştur.

2017’de Crans Montana’da müzakere masasının devrilmesi sonrasında görüş değiştiren Türk tarafı iki devletli çözüm tezini ileri sürdü. Ancak bunun BM tezi olması için 1977’de Denktaş-Makarios tarafından imzalanan doruk anlaşması gibi bir doruk anlaşmasının imzalanması gerekir.

Bugünkü Rum liderliğinin böyle bir anlaşma imzalamayacağı net biçimde açıklanmışken bu konuda beklenti içine girmek hayaldir.

Aksine 2017’de Crans Montana’da sıkıştığı için masayı deviren Rum tarafını sıkıştığı yerde daha da sıkıştırmak varken, başka yola sapma büyük bir hata oldu. Bu hatada ısrar etmek de bize bir şey kazandırmaz.

Aksine biz Crans Montana’da kaldığı yerden devam ederek Rum tarafını sıkıştırmaya başlamalıyız.

*****

2004 referandum sürecinden itibaren müzakere masasında görüşülen konular 5 başlık altında toplanmıştı. Bu başlıklar Yönetim ve Güç Paylaşımı, Toprak, Mülkiyet, AB ile İlişkiler, Güvenlik ve Garantiler idi.

Ben yeni süreçte bu başlıklara bir başlık daha ilave edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu da Kıbrıs’taki İngiliz Üsleri’nin durumudur.

Özellikle hafta sonu İran’ın İsrail’e gönderdiği füzeleri etkisiz hale getirmek için Ağrotur üssünden kalkan uçakların kullanılması bu konuyu elzem hale getirmiştir.

İngiliz üsleri bugüne kadar müzakere masasına getirilmedi. İki taraf da bu konudan uzak durdu. 1960 anlaşmalarında bu yönde sağlanan statükoyu korumak için bu konu ellenmedi.

Ancak Orta-Doğu’da yaşanan gelişmeler ve bölgemizi saran savaş rüzgarları Ülkemiz Kıbrıs’ı da içine almasından bir Kıbrıslı olarak endişe ediyorum.

Bunun için müzakere masasına altıncı başlık olarak İngiliz üslerinin de eklenmesi ve bu konunun iki taraf arasında müzakere edilerek bu üslerin askeri amaçlı olmaması ya da tamamen kaldırılması sağlanmalıdır diye düşünüyorum.

Unutmayın bölgemizde yaşanacak bir savaşta bu üslerin kullanılması sonucu buraya yönlendirilecek füzeler İngilizlerin değil, biz Kıbrıslıların başına düşecek.

Bu yazı toplam 675 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar