1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. İlkellik yolunda
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

İlkellik yolunda

A+A-

İnanamadım, bir kez daha baktım…

Bir köyümüzde “sağlık odası” açılışı yapıldı. Kürsüde Sağlık Bakanı, dilinde “Başbakan’ın direktifleri”, cümleler dolusu müjde…

Oysa karşımızda duran sadece bir konteyner.

Evet, bir konteyner.
Adı: Sağlık Odası.

Bu, yalnızca bir mekân meselesi değil.
Bu, standart meselesi.

Biz hangi yokluğa alıştık da, neyin adına sevinir olduk?

Köylü belki kendi açısından haklı.
Çünkü yokluk derin.

En temel kamusal hizmete erişim, sıradan bir yurttaş için artık neredeyse imkânsız bir beklentiye dönüşmüş durumda.

Ama çözüm diye, adeta savaş koşullarından ödünç alınmış derme çatma yapıları, “yatırım” etiketiyle insanların önüne koyuyorlar.

Hayat kalitemiz her geçen gün gerilerken, bu organize vasatlığa alkış tutmamız bekleniyor.

Gerçekten aklım almıyor.

Bir köye, konteynerin içine yerleştirilmiş bir “sağlık odası” konuyor ve bunun için tören düzenleniyor.

İnsan hayatına verilen kıymet bu kadar mı?

***
Avrupa Birliği’ne meydan okuyor, sırt dönüyor, tavır alıyoruz.
İyi de kendi karanlığımızda dökülüyoruz!

Okullarda konteynerler…
Sağlık odalarında konteynerler…
Derme çatma işler...

***
Tam bunları yazarken bir fotoğraf gördüm.
Öğrenciler, sınıflardan tahta paletler üzerinden çıkıyor.
“Sınıf” diyorum ama…
Yine konteyner.

Bu ülke ilkelleşiyor.

Mesele kaynak yokluğu da değil.

Etrafınıza bakın; yükselen ihtişamlı inşaatlara, son model lüks araç galerilerine, devasa casinolu otellere…

Belli grupların hayatı parladıkça parlıyor; halkın ortak alanı olan kamusal hizmetler ise adeta çölleşiyor.

Mermer lobilerden, çamurlu paletlere uzanan bir uçurum var bu ülkede.

***
Biz hâlâ o meşhur “tanınmamışlığın”, kontrolsüz ve illegal düzenin rantıyla yaşıyoruz.

Uluslararası bir haber mecrası, “Kıbrıs’ın kuzeyinde çok tartışmalı bir uygulama var” diyerek Tüp Bebek Dosyasını açıyor.

Cinsiyet siparişi”…
Milyonlarca dolarlık gelir…

Buna karşılık köylünün payına düşen, törenle açılan konteyner sağlık odası.

***
Bitmedi.

Sağlık ve eğitim alanları şantiyeye dönüşürken, Meclis’te yeni bir yasa tasarısı tartışılıyor.

Ülkenin bu başıboşluk ortamında, bu kirlilikte, 8 tıp ve 9 diş hekimliği fakültesi zaten sorgulanıyorken; şimdi bir de buralara uzmanlık yetkisi verilmek isteniyor.

Her üniversite kendi sınavını yapacak, uzman yetiştirecek.
Türkiye’nin bile tanımadığı bir uygulama bu.

Hekim vekillerden biri açıkça söylüyor:

Ülkedeki tıp fakülteleri doktor yetiştirmek için uygun değil. Bu doktorlar Türkiye’de ve dünyanın hiçbir yerinde hekimlik yapamaz.

Sağlık Bakanı kürsüden kaçıyor.

Muhalefet uyarıyor: "Ülkedeki hasta sayısı ve imkânlar bunun için yeterli değil.

Bakan öfkeleniyor, “Felaket tellallığı yapmayınız” diyor.

***
21. yüzyılın ilk çeyreği biterken, biz büyük bir “hizmet” masalı eşliğinde geriye doğru koşuyoruz.

Bir yanda milyon dolarlık karanlık çarklar dönüyor, diğer yanda çocuklarımız çamurlu paletler üzerinde, metal kutuların içinde gelecek arıyor.

Sağlık odaları konteynerlere dönüşüyor.
Eğitim, geçici yapılara sıkıştırılıyor.

"Hizmet yolunda” diye basın toplantıları düzenleniyor; ama biz, ilkellik yolunda, düşe kalka, utana utana geriliyoruz.

 

img-5816.jpegd2b63946-913e-446c-9cec-30cd4a302a0a.jpeg

Bu yazı toplam 558 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar