1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Enfes bir ziyafet bekliyordum basit bir yemek çıktı ama doyurucu ve lezzetliydi!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Enfes bir ziyafet bekliyordum basit bir yemek çıktı ama doyurucu ve lezzetliydi!

A+A-

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres geldi, gitti... 

-*-*-

Bu gelişi küçümsemek veya abartmak doğru olmaz... 

-*-*-

Önemsizleştirmek tamamen geri zekalılıktır... 

-*-*-

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın dediği gibi, “... çok somut çıktılar elde edilmedi ancak buna karşın Guteress'in ziyareti olumlu ve önemliydi...”

-*-*-

Peki ne olacak?

-*-*-

Bana göre, BM Genel Sekreteri veya BM’den daha çok, Türkiye’nin ve AB’nin tavrı esas belirleyici olacak!

-*-*-

Açalım bunu isterseniz!

-*-*-

Kıbrıs Türk Tarafı, tarihsel anlamda Türkiye’nin “kuzusu” veya bazılarının tabiri ile ne yazık ki “beslemesi”dir ve Türkiye, her çeşit karar aşamasında mutlak egemendir!

-*-*-

Eğri oturun ve doğru konuşun; KKTC’de doğan ve Türkiye’de pişen ama aynı zamanda hem Ada’nın hem de Türk ulusunun yetiştirdiği en kaliteli insanlardan biri şu anda Kıbrıs Türk Toplumu lideridir ama asıl aktör Recep Tayyip Erdoğan’dır!

-*-*-

Aynı şeyi Kıbrıs Rum Toplumu’nun anavatan kabul ettiği Yunanistan için söyleyemeyiz!

-*-*-

Yunanistan, tarihin hiç bir döneminde, Rum toplumu üzerinde, Türkiye’nin, Kıbrıs Türk Toplumu üzerinde olduğu kadar etkili olamamıştır!

-*-*-

Ancak, Rum Toplumu’nun mevcut pozisyonda ya da statükoda “karar vericisi”, bir anlamda Kıbrıslı Rumların Türkiyesi, Avrupa Birliği’dir (AB)... 

-*-*-

Ve AB’nin 5+1’e nasıl ve ne şekilde monte edileceği bence çok çetrefilli bir konudur!

-*-*-

Veya şöyle söylemek lazım; Türkiye – Avrupa Birliği ilişkileri, Erhürman’ın dediği gibi, “Sonuç üreteceği önceden güvence altına alınmış bir 5+1’in belirleyicisi” olacaktır!

-*-*-

Evet, bir çok kişi sosyal medyada yorum yapıyor... 
Kimisi “olumlu” değerlendirmeler yazarken, kimisi BM Genel Sekreteri’nin ziyaretini resmen “aşağılıyor”...

-*-*-

Oysa BM Genel Sekreteri, en önemli ekibiyle birlikte bu ziyareti gerçekleştirdi ve bu bile konunun önemini vurgulamak adına bence yeterlidir!

-*-*-

Kaldı ki, belki de perde gerisinde iki topluma ya da tüm kamuoyuna açıklanmayan gelişmeler olması da yüksek olasılıklı bir durumdur!

-*-*-

Erhürman’ın dediğine bakarım; “... Önümüzde artık bir yol haritası var; bu yol haritası doğru bir yolu gösteriyor ve biz bu sürece katkı koymaya hazırız...”

-*-*-

Erhürman “katkı koymaya hazırız” demişse; Türkiye’den ters köşe bekleyen ve atıp tutanlar hazır olsun; Erdoğan da hazırdır!

-*-*-

Haaa önümüzdeki kısa dönemde, iki taraftan beklentimiz, güven yaratıcı önlemlerin yaşama geçirilmesi konusunda daha istekli olmaları… 

-*-*-

Sonuç: Muhteşem bir ziyafet bekleyenlerden biriydim ama önümüze konan yemek o kadar muhteşem olmasa da hem doyurucu hem de lezzetlidir… 

-*-*-

Yazıyı aç bir şekilde yazdığım için aklıma bu benzetmenin gelmesi de normaldir!

-*-*-

Bu arada iki gündür Güney’e gidip geliyorum; Kermiya Kapısı’nda gidişler gelişler çok kalabalık olmasına rağmen, genişletmeler - yani “güven artırıcı bir önlem olarak yapılanlar” - işe yarıyor; bekleme süresi çok düştü; devamını bekliyoruz!


Yazdıklarımın doğruluğunun en belirgin kanıtı nedir?

Geçenlerde de yazmıştım; “yazdıklarımı beğenmeyenler” hoş geldi sefalar getirdi!
Her okuyan, her yazdığımı beğenmek zorunda değil!
Herkes benim gibi düşünmek zorunda “hiç” değil!

-*-*-

Ve demiştim ki, “yazdıklarımdan dolayı bana küfreden hatta tehdit savuranların yüzde 70’i sahte hesap, yüzde 25’i sahte milliyetçi ve geriye kalan yüzde 5 de dibine kadar sahtekardır, hırsızdır, kaçakçıdır falan...”

-*-*-

Ama meseleye bir de başka açıdan bakmak lazım...

-*-*-

Yazdıklarıma, savunduklarıma – tersini savunarak “yanıt veren” hemen hemen kimse yok!

-*-*-

Küfür var, tehdit var sadece!

-*-*-

Bir psikolog dostum uyardı ve dedi ki; “... Sana saldırılıyor olmasının asıl sebebi saldıranların tamamının seni haklı buluyor olmasıdır...”

-*-*-

Şaşırmadım doğrusu!

-*-*-

Çünkü yazdığım neydi?
Yazdığım aslında herkesin kabul ettiği çok acı bir gerçekti ve bu acı gerçek milliyetçileri ciddi anlama komplekse soktuğu için, yani düzeltecek bir argümanları olmadığından anından saldırıya geçirecekti!

-*-*-

Özetle, “20 Temmuz, bugün içinde olduğumuz durum veya pozisyon için yaşanmışsa, lanet olsun!” demiştim!

-*-*-

Bugün içinde olduğumuz durumdan memnun olan var mı?

-*-*-

Tamam 1974’ü kazandık da sonrasında ne yaptık?

-*-*-

Lütfen eğri outrun ve doğru konuşun!

-*-*-

Eğri oturup oturamayacağınızı bilemem ama küfür ve tehditlerinizden “doğruladığınız” kanıtlanıyor ya, neyse!


Bir bilgi not: KKTC’nin nüfus meselesi!

Nüfusumuzu sayamıyoruz ve bilmiyoruz ya!

-*-*-

Medyada rastladığım her nüfus bilgisi haliyle dikkatimi çekiyor!

-*-*-

Geçenlerde şöyle bir bilgiye rastladım: Göç, AB doğum oranlarındaki tarihsel düşüşü telafi ediyor. 2025'te ölümler (4,81M) doğumları (3,46M) geçmeye devam etti ve bu, -1,35M kişilik negatif doğal değişime yol açtı. Bununla birlikte, pozitif net göç (+2,05M) bu açığı tamamen telafi ederek genel büyümeyi sürükledi.”

-*-*-

Burada yazılan nedir?

-*-*-

2025 yılında AB ülkelerinde 4 milyon 810 bin insan yaşamını yitirdi...

-*-*-

Aynı yıl 3 milyon 400 bin bebek dünyaya geldi…

-*-*-

Yani 2025’te AB nüfusu aslında 1 milyon 350 bin kişi azalmış olmalıydı… 

-*-*-

Ama olmadı… 
Çünkü aynı yıl içinde AB, 2 milyon 50 bin göç kişilik aldı!

-*-*-

KKTC mi?
Bildiğim tek bir şey var o da net doğru mu değil mi emin olamam ama 1974’te Ada’da yaşam süren Kıbrıslı Türk sayısı 114 bin 500’dü!

-*-*-

Şu anda KKTC’de kaç kişinin yaşadığını bilemem ama Ada’ya 52 senede göç edenlerin sayısının çok yüksek olduğu çıplak gözle de görülebilmektedir!


Ödeyemeyeceyik!

Bilen bir kişi aradı...
“Yollardaki trafik kameraları çalışıyor” dedi... 

-*-*-

Sim Tv’de dün sabahki programda, “kameralar çalışmıyor” iddiasını savunmuştum!

-*-*-

bilen kişi bu nedenle aradı; beni düzeltti!

-*-*-

“Kameralar çalışıyor ama...” diye de devam etti; “aması maması nedir?” diye ısrar edince de ekledi:

-*-*-

Kameraların saptadığı görüntüler doğrudan Türkiye’ye gidiyor... 
Türkiye’den KKTC’ye bildirim gönderecek mekanizma çalışmıyor...
Henüz o mekanizmayı çalıştıramamışlar...

-*-*-

“Peki çalıştırılırsa ne olacak?” diye bir soru daha sordum; “Ödeyemeyeceyik!” dedi!


Affet sevgili Çiğdem...

Çiğden Polatkan... 
Hayattaki en eski arkadaşlarımdan biri...

-*-*-

Dünyalar iyisi... 
Yıllarca aynı sıralarda okuduk... 

-*-*-

Çok uzun zamandır görüşememiştik...
“Çiğdem rahatsız”ı duymuştum... 

-*-*-

Hayırsızlık işte!

-*-*-

Gidip seslenmedik, seslenemedik, “nasılsın?” diyemedik, demedik!

-*-*-

“Rahatsız” ifadesini duyduktan 10 ya da 15 gün sonra, “Çiğdem’i kaybettik” mesajı geldi!

-*-*-

Çok üzgünüm... 
Hem Çiğdem gibi bir güzel insanı çok erken kaybettiğimiz için hem de hayırsız arkadaş olduğumuz için!

-*-*-

Annesine, ablalarına, kızına ve sevgili Uluç kardeşime başsağlığı dilerim... 
Nur içinde uyu Çiğdem... 
N’olur affet!

cigdem.jpg

Bu yazı toplam 392 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar