1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. İLİŞKİLERİ GÜZELLEŞTİRME POTANSİYELİ
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

İLİŞKİLERİ GÜZELLEŞTİRME POTANSİYELİ

A+A-

Güven galiba birisine karşı hissedilebilecek en değerli duygu. İnsana gözbağıdır ama bir yandan da güven. Kafasının içine giremeyeceğin, farklı bir hikâye, farklı bir duruş taşıyandır sonuçta karşındaki. Ne yapacağı, nasıl davranacağı senin kontrolünde değildir. Bu yüzden sanırım, hep tetikte dururum ben ilişkilerde, en çok da kendime dayanırım. Birisi ile bir yola mı çıkacağım, önce şunu hesaplarım: Beni yarı yolda bırakırsa yalnız devam edecek gücüm var mı? Varsa olur derim.

İnsan kendine bile tam kefil olamazken bir başkasına koşulsuz kefil olabiliyor. Güvenmek istiyoruz çünkü. Karşıdakinden bağımsız olarak bu duygu bizi sarıp sarmalasın, kalbimizi hafifletsin istiyoruz. Kendimizi kandırıyoruz belki ama iyi geliyor. Birisine bağımlı olmak, o olmadan yapamamak en kötü durum. Hem ekonomik hem duygusal, her türlü bağımlılık için geçerli bu. Bir işi başkasına havale etmişsin ve sen yapamazsın sanıyorsun. Karşındakine bir mikro iktidar veriyorsun aslında böyle düşünerek. Bazen güzel bir denge de kurabilir bu. Sonuçta bir iş bölümü içindesinizdir. Birisinin sana ait bir yükü üstlenmiş olmasını hissetmek de güzeldir. Sevildiğini, kollandığını düşündürür insana.

Çoğu insan yarımdır ve öteki yarısını arar durur. Yalnızlığı başaramaz. Yalnızlığı bir lanet gibi algılamak biraz da çevreden gelen bir bakışla ilgilidir. Yalnız olmak düşük bir statüdür. Kimse onu kabul etmemiştir, güçlü bir bağ kuramamıştır o yüzden yalnızdır. Böyle yorumlanır. Çift olmak dururken tektir ve bir azlık halidir bu. Çiftler birbirlerini tamamlayıp gururla yürürler bazen. Bir olmuşluk hissi verirler. Bir elin nesi iki elin sesi gibidirler. O alkışı hissedersiniz. Yürüyen bir çift tek başına yürüyen birinden daha fazla yer kaplar dünyada.

Kahramanlar genelde yalnızdırlar ama. Kendi bütünlükleri içinde yükselirler. Kimi insanlar bir başkasının el vermesine ihtiyaç duyamayacak kadar tamdırlar. Yanlarındaki eşit iddiasındaki kişiyi istemeseler de ezerler. Yanına kimse yakıştırılamayan insanlar vardır. Ya da yanındakilerin yardımcı oyuncu rolü önceden kabul görülmüş olduğu insanlar.

Kimi insanlar kendi gövdelerine sığamazlar. Dışarıya doğru taştıklarını hissedersiniz. Bir gövde yeterli değildir onlara.  Kalabalıklara doğru akmak çok uzaklara dokunabilmek isterler. Yakınlarındakiler kendilerini özel hissedemezler böylelerinin yanında. Ya da onların kendilerini özel hissetmesi bir gayret gerektirir.

Yalnızlık yazgısıdır belki de bazı insanların. Kurdukları ilişkilerde çevredekiler müritlere dönüşür. Öteki yarısı durumu yoktur onlarda, tartışılmaz bir bütünü temsil ederler. Bir başkasıyla kurdukları derinlikli bir ilişki yoksa insani yanlarını sorgularız o zaman da.

Çok güçlü görünen pek çok insan içerde derin bir kırılganlık taşır. Herkesin bir aşil topuğu vardır.

Ben gücü ve kırılganlığı samimiyetle taşıyan insanları severim. Böylelerine daha çok güven duyabilirim. Esnek olabilmek, değişime, farklı duruşlara açık olmak önemlidir. Kırılganlığını itiraf eden numara yapmamaktadır. En önemlisi budur.

Hayattaki kötü deneyimlerle oluşan çekingenlik pek çok insanın kaderini belirliyor. Oysa aynı şeyin illaki tekrar etmesi beklenmez. Her ilişki kendi dinamiğini taşır ve bazen bir kişinin tutumu mucize yaratır. Karşıdakinin duyduğu sınırsız güven hemen kaçmak için perende alana iyi gelebilir.

Konuşmak, derdini ayrıntılı biçimde anlatmak iyidir ama bazı susuşlar kelimelerden daha etkilidir. Söylenmemiş olan kurguya alan açar diyebilirsiniz ama kötü ifade edilmiş ya da ifade edilememiş olandan iyidir kimi zaman. Başka işaretler de vardır ilişkilerde. Söylemeden, böbürlenmeden birisine iyi gelecek bir şey yapmak örneğin. Derin bir sevginin ispatı sayılabilecek bir şey. Öylesine kolaydır ki bazen bir başkasını mutlu etmek. İnsan insanın cenneti olabilir pekâlâ.

Saplanıp kaldığımız çıkmazlardan bir çıkış yolu vardır çoğu zaman. Yeter ki niyet edelim, cesurca üstlenelim yanlışlarımızı. Çok haklı görebiliriz kendimizi ama madalyonun diğer yüzü farklıdır. Bakış açımızı genişletmek, anlatıyı farklı kurmak işe yarayabilir. Mağduriyetimizi bir kimlik haline getirip ondan kurtulamayız. Değişebilir ve değiştirebiliriz bunu gerçekten istersek.

Bu yazı toplam 429 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar