1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Hiçbir şey eskisi gibi değil artık, biz de!
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Hiçbir şey eskisi gibi değil artık, biz de!

A+A-

Önce 2018 ekonomik krizi, ardından 2020 pandemisi ve arkasından gelen ve hiç bitmeyecek gibi süregelen pahalılık furyası, ekonomik bir başka kriz…

Rahatsız olsanız, bir hekime gitseniz size "yapılmaması gerekenler" söyleminin başında "stres yapmayın" gelir…

O kadar kolay mı?

Son 4 yılda stres yapmamız için ne gerekiyorsa yaşadık.

Bu stresle nasıl başa çıkacağız?

Evi, evliliği, arkadaş ilişkilerini, iş yaşamını, geçinmeyi nasıl yöneteceğiz?

Nasıl bir düzlemde sürdürebileceğiz tüm bunları?

Son 4 yıla bakın, neler yaşadık neler…

Birlikte yaşadık olanları, yaşamaya da devam ediyoruz.

Ama özet geçecek olursak, dünyada felaketler yaşandı, ekonomik krizler, pandemi ile hayatımız alt-üst oldu.

“Her şey değişecek” demişlerdi, tam da öyle oldu, hiçbir şey eskisi gibi değil artık…

Hem bireyler hem de toplumlar, özelde de Kıbrıs Türk toplumu çok krizli bir dönem yaşadı.

Ekonomik kriz, pandemi derken ülkedeki siyasal sorunlar ya da yönetilememe sorunu da olumsuz etkiledi bizi… 

Şimdi tüm bu hızlandırılmış felaketler silsilesinin sonrasında ‘nasıl toparlarız’ı düşünmeye başladık, ya da daha açık söylemek gerekirse tedavi sürecine girdik.

                                                              ***

Ciddi anlamda ruh sağlığımız etkilendi.

Her şey üzerinize geldi değil mi?

Çok haklısınız!

Endişeler sardı sizi, gece yatağa yattığınızda hep bunları düşündünüz.

Bunaldınız, bir ay sonrasını bile planlayamadınız.

“Ne zaman sona erecek bu kriz havası” derken hep yeni ve farklı versiyonları ile krizi yeniden yaşadınız.

Ancak dönüp de “biz neler yaşadık” diye baktığınızda şunu fark etmişsiniz: İdare, hakimiyet sizde değildi!

Yaşamın getirdiği bu kriz günlerinde sürekli başa saran bir süreç gibi devam eden bu döngüde yöneten biz değildik!

Sürekli sürüklendik.

Sürekli yalpaladık.

Ve sürekli aracı yolda tutabilmek için çabaladık, değil mi?

Neler yaşadıysak bu 4 yıllık dönemde tümünde biz ‘toparlamaya çalışan’ tarafta kaldık.

Pandemideki kriz, elimizde değildi.

TL’nin bu kadar değer kaybı, bizi bilinmezliğe sürükledi, elimize değildi.

Pahalılıkla başa çıkamadık, elimizde olan sadece eldeki parayı elzemlere harcayabilmek veya biraz gelirleri artırmanın yollarını aramak oldu.

Yetti mi? Hayır yetmedi, kontrolü ele alamadık, sadece çabaladık.

İşte stres de tam bu noktada yakaladı bizi.

Tüm bunlara karşı mücadele ederken bu başa çıkamama korkusu bizi bir girdaba sürükledi.

Hepimiz bu girdapta yaşamımızı saran bu tehlikelere karşı fiziksel ve duygusal bir mücadele içerisinde bulduk kendimizi.

Kimimiz mücadeleyi kaybetme yolunu seçti, bilerek yenildi, sonuçları acı oldu.

İntihar, göç, evliliklerin sonlanması, iflas, istifa…

Peki mücadeleyi seçenler? İşte onlar da çok hırpalandı.

                                                              ***

Bugüne baktığımızda en zor olanı da belirsizlik oldu.

Sürekli bir belirsizlik hali yaşadık/yaşıyoruz.

Bu belirsizlik süreci 4 yıl önceki rutinlerimizi de değiştirdi.

Çalışma şartlarımız aynı değil.

Ev yaşamımız aynı değil.

Gelir-gider dengemiz alt-üst olmuş.

Hepsi kontrol edemeyeceğimiz ölçüde bizi olumsuz ve radikal oranda etkilerken sürekli eski düzeni korumaya çalışmakla geçti aylarımız…

                                                              ***

Pek tabii herkes aynı sertlikte yaşamadı bu süreci…

Kimisi daha güçlü bir kişiliğe sahip olduğu için rahat atlattı/atlatıyor…

Kimisi ise derinden sarsıldı, çok karamsar hallere girdi, mutsuz oldu, içine kapandı, çok zor ve karanlık duygusal bir boşlukta buldu kendini…

Çoğumuz da böyle aslında…

Bu sarsıntı çok şeyi yerinden etti.

Çalışan aileler için eğitim ciddi bir mücadele alanına dönüştü.

Çocuğuna iyi bir eğitim vermek isteyen ailelerin yaşadığı stres çok üst seviyelere çıktı.

Bunun maddi ve manevi tarafları vardır.

Pandemide her bir veli için eğitim tam bir kaosa dönüştü, hem anne/baba hem de eğitimci olduk kimi zaman!

Bu süreçte evlilikler de sarsıldı, hem de ne sarsılma!

Hem pandemi ile değişen düzen hem de ekonomik koşullar sosyal yaşamdan daha fazla kopardı bizi.

Bu kopuşlar evliliklere olumsuz etki yaptı.

Kendimize ayırdığımız zamanlardan, hobilerimizden, kendi arkadaş çevremizden kimi zaman ailelerinizden uzak kalmak zorunda kaldık.

Tüm bu değişen rutinler stresle başa çıkamayan karı kocaları karşı karşıya getirdi, evleri bir ringe dönüştürdü.

Pandeminin olumsuz sonuçları arasında ayrılıkların arttığı gerçeğini buraya not edelim…

Elbette ekonomik yetersizlik kişisel ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırdı.

Bu zorluk durumu karı kocalar arasında sevgi bağlarını da etkiledi.

Çünkü bazı bireyler önce kişisel ihtiyaçlarını karşılamak istedi, sonra eşininkileri…

Pek tabii bu da bir stres kaynağı oluşturdu.

Ekonomik gerileme ve ruhen yaşanan olumsuzluk ayrıca kişisel özeni de etkiledi.

                                                              ***

Peki çocuklar?

Veliler bunları yaşarken çocukların normal olması beklenmezdi elbette.

Çocuk, adı üstünde!

Sosyal olarak arkadaşa, harekete, fiziksel aktiviteye ihtiyaç duyan çocuklara bu dönem tam bir içe kapanma dönemi yaşattı.

Kapanan çocuklara daha korumacı veliler de eklenince aile içi stres fırtınaları her gün yaşanır oldu.

                                                              ***

Her şey değişti.

Peki bu tünelden nasıl çıkacağız?

Eskisi gibi olacak mı yoksa bu yeni duruma alışıp stresiz bir düzlem yakalayabilecek miyiz?

Bana sorarsanız, önce durumu kabul edeceğiz.

Stresi yönetmek için bazı şeylerin artık değişmemek üzere değiştiğini kabul edeceğiz.

Eski yöntemleri değiştirmekle başlayabiliriz işe…

Kızınız, oğlunuz elinde akıllı telefon, koltukta yatıyor mu? Ona “hareket et” demek yerine elinden tutup birlikte spor yapabilirsiniz örneğin! Yani sorunların çözümünü başkasında, özel derste, dışarıda aramayın! Hareket geçin!

                                                              ***

Sorunları nasıl çözeceğiz? Güçlü olduğunuz özelliklerinizi keşfedin. (Son 2 yılda ben öyle yaptım!)

Daha önceki krizlerinizi nasıl çözdüyseniz, o güçlü yanlarınızı bir silah gibi kullanın ve o silahları geliştirin!

Bu yolculuğa devam edeceğiz.

Bizi zorlasa da hayat denilen bu inişli çıkışlı yolda ilerlemek zorundayız.

Kendi özünüze dönün en önemlisi.

Neleri başarabileceğinize odaklanın.

Ve umudu güçlü tutun en fazla.

Bir elinize gücü, diğerine umudu alın.

Değişenleri de kabul edin, değişmeyi de!

Kendi dünyanıza döndüğünüzde yanlışlarınızı da, doğrularınızı da size zorluk verenleri de kolaylıkları da daha net göreceksiniz.

Ve geriye yola devam etmek kalacak.

İnatla, umutla devam etmek…

Hayatı sevmek, insanları sevmek/sevilmek ve yaşamak.

Bu yazı toplam 1804 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar