Hep maraz!
Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “maraz”; Hastalık, dert, sıkıntı, kusur, bozukluk anlamı taşıyan bir kelimedir…
-*-*-
Yani Türk Dil Kurumu diyor ki; … kelime hem gerçek anlamda bir sağlık sorunu için hem de mecaz olarak “problemli, kusurlu durum” anlamında kullanılabilir.
-*-*-
Peki “Hep maraz” ifadesi Türkçede neyi anlatır?
-*-*-
“Sürekli sorun”, “bitmeyen dertler”, “her şey problemli”…
Son derece negatif anlamlar!
-*-*-
Bir örnek verelim: KKTC’de hep maraz!
-*-*-
Argo gibi duruyor ama “KKTC’de hep maraz” dendiğinde – ki dememize gerek yok – gerçekten bu ülkede hep maraz durumu var; işte bu durumun sürekli problemli, sıkıntılı ve sorun çıkaran bir yapıda olduğu anlatılmak istenir!
-*-*-
KKTC’de gerçekten “İçimizde her zaman ya da hep bir maraz var.”
-*-*-
Veya KKTC’de ne yapılırsa yapılsın; “Bu işte maraz çıkacak” yani bir sorun oluşacak diye düşünülür!
-*-*-
Ve öyledir de!
-*-*-
Maraz ile yaşayan bir toplumuz!
Hatta toplum muyuz değil miyiz, o da ayrı bir maraz!
-*-*-
“Halk” mıyız?
Mesela “Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti Halkı”na dahil miyiz?
Değiliz!
“Halk”ı oluşturan en önemli öğelerden biri “ortak dil”dir!
-*-*-
“Kıbrıs Türk Halkı” diye ayrı bir halk var mı?
Eğer varsa, ki bence “hayır yoktur hem de kesinlikle” derim; çünkü “aynı toprak parçası hatta aynı devlet (KKTC) üzerinde yaşıyor olsak da, “ortak kültür – ortak yaşam biçimi” ellerinizden öper!
-*-*-
Bunu bildikleri için ne demişler?
“Kıbrıs Türkü!”
E bunu da “genetikçiler” ya da “ırkçılar” tartışsın!
-*-*-
Bana “Kıbrıslı Türk” denmesinden huylanmam, günün sonunda illa ki merak eden olur da “kimklerdensin ya guzzum sen?” sorusuna yanıt arayacaklarsa, cevabım bu olur!
Ama “Kıbrıslıyım!”…
-*-*-
“Kıbrıs Halkının” yasal anlamda da kabul görmüş siyaseten eşit iki toplumundan birinin alelade ferdiyim!
-*-*-
Neyse!
“Hep maraz” konusuna geri dönecek olursak; bazı saptamalarım var, anlatmak istiyorum…
-*-*-
“Maraz” kelimesinin zıt anlamı veya anlamları nelerdir?
-*-*-
Sorun bir yapay zekâ motoruna, karşınıza sağlık / sıhhat; iyi hâl / iyilik; düzen / sorunsuzluk gibi durumlar çıkar!
-*-*-
Ve yapay zekayı bırakın, sokağa çıkın, her hangi bir kişiye, geleneksel Kıbrıslı Türk ağzı sorgulamasının ilk iki kelimesi ile “n’apan? Taamsın?” diye sorun!
-*-*-
Yüzdelik olarak alabileceğiniz yanıtlar şöyledir:
Yüzde 60, “ne diyorssuun kardeşim sen? Anlamadım ne sorduğunu amk…”
-*-*-
Yüzde 20, “What? Sorry!!!”
-*-*-
Ve geriye kalan yüzde 20; “N’aabayım, memleket gibi!”
-*-*-
Kısacası, sonuç şudur:
KKTC coğrafyasında sosyolojik veya psikolojik hiç fark etmez; son derece mutsuz – sağlıksız ve sayısı bilinmeyen bir insan topluluğu yaşamaktadır!
-*-*-
“Pozitif” hiçbir şey yok!
-*-*-
En basit örneklerden birini vereyim; “kendimi aylardır çok sağlıklı hissederim, hep yazar anlatırım, 150 kiloların üzerindeydim, her akşam en az bir litre beytambal içerdim, neredeyse sıfırladım” falan ama biri “n’apaaan gardaş taaamsın?” diye sorsa, vereceğim en pozitif yanıt, “idare eder”dir!
-*-*-
Neden?
Çünkü maraz içimize işledi!
İşletildi!
Bilerek yapıldı!
-*-*-
Bizi yönetenler yemin ederim ve yürekten inanırım ki, mutlu olmamızı istemediler!
-*-*-
Ekmekle, işle, refahla, en basitiyle Kıbrıs sorununun çözümüyle yaşamamızı istemediler; “Bayrak, ezan, cami, rüşvet, liyakatsizlik, korku, şiddet, baskı”yı bize lâyık gördüler!
-*-*-
Hatta “lâyık” dedim de aklıma geldi; “laik” olmamızdan bile rahatsız oldular!
-*-*-
Lütfen bir çevrenize bakın!
“Komutandan korkacaksınız, polisten korkacaksınız, her zaman düşmanlarınız olmalı, güce tapacaksınız, güçlü olanların her yaptığını onaylayacaksınız, evet efendim diyeceksiniz, şükran çekeceksiniz, biat edeceksiniz – tamamdır”…
-*-*-
Tek bir kişi, tek bir yönetici, tek bir seçilmiş insanla ilgili “ne güzel biri” diye yorum yapanımız yok!
-*-*-
Şimdi en değerli modamız, Tufan Erhürman!
Neden?
E hayallerimizi yıktı!
-*-*-
Erhürman neden hayallerimizi yıktı?
“Siddin senedir aynı şeyleri söylüyor”…
Yok, seçildiği gün kamuflajlı giyinip Türkiye’ye savaş açmadı!
“Hade be gelin, istediğiniz olsun, silahlanıyoruz ve savaşıyoruz” dese; yanında tek kişi kalmayacak ki o da yine “marazcı toplum” olmamızla alakalı!
-*-*-
Ünal Üstel!
Başbakan!
Eveeeet, Türkiye’nin müdahalesi, eveeeeet “atanmış” da diyelim!
İyi de “Üstel’e atanmış diyenlerimizin kaçta kaçı, atayanı zerre eleştiremiyor?”
Korku?
Sıkmaz!
-*-*-
Üstel atanmışsa ve sorunluysak bu konuyla ilgili olarak, “atayan”a tek kelime etmeyelim mi?
-*-*-
Sokağa çıkın!
Bir daha çıkın!
Tanınmış bir iş insanımızın adını sorun!
Çok başarılı olmuş bir iş insanı diyelim…
“Bravo, helal olsun, bayağı işler başardı” diyen tek kişiyle karşılaşırsanız ben de “mutlu”yum!
-*-*-
Sürekli çatışma, güvensizlik ve huzursuzluk…
Adalet, ahlak ve kültürel değerler yok oldu…
Kıbrıslı kültürü katledildi, eveeeet Kıbrıslı kültürel değerlerimiz soykırım kurbanıdır…
Yolsuzluk, şiddet veya yozlaşma iliklerimize işlemiş durumdadır…
İnsan ilişkilerimiz bozulmuştur, iletişimimiz sağlıksızdır…
-*-*-
Ülke, birbirini hiç tanımayan ve sevmeyen insanlarla dop doludur!
Ama en kötüsü, “ülke” dediğimiz KKTC’de yaşam sürenlerin tahmini yüzde 80’den fazlası, yaşadığı toprağa “vatanım, toprağım, atamın mirası” diye sarılmamakta; “ganimettir, yemeyen namerttir”cesine saldırmaktadır!
-*-*-
Hep maraz!
Marazi KKTC!
-*-*-
1974’te kazandığımız zafer mi?
Sıkarsa bir şey söyle!
-*-*-
Söylemiyorum!
“Gahbe EOKA B, Gahbe Grivas” diyorum, yeter!
Anlayan anlar!
“Oturamadıydınız Allah belanızı versin!”

Çok değerli bir büyüğümüzü daha kaybettik… Sevgili Enver Öztoprak… Çocukluğumun, gençliğimin geçtiği; “köyüm” kabul ettiğim Gaziveren’in önemli ailelerinden birinin en büyük oğluydu… Ziraat yüksek mühendisiydi… O’nu tanımış olmak, aynı topraklarda doğmuş olmak şereftir… Eşine, evlatlarına, torunlarına, kardeşlerine, tüm köylülerimize ve ülkemize başsağlığı dilerim… Allah rahmet eylesin…






