1. YAZARLAR

  2. Uzm. Nilsu Atıcı

  3. Güvenli ilişkilerde çatışmaları çözmek mümkün mü?
Uzm. Nilsu Atıcı

Uzm. Nilsu Atıcı

YENİDÜZEN PAZAR YAZILARI

Güvenli ilişkilerde çatışmaları çözmek mümkün mü?

A+A-

İlişkilerde her zaman aynı fikirde olmak, her konuda anlaşmak veya hiç tartışmamak mümkün değildir. Farklı partnerlerin duygu, düşünce, ihtiyaç ve beklentilerini bir araya getirdiği ilişkilerde çatışmaların yaşanması oldukça doğaldır. Önemli olan, çatışmanın yaşanıp yaşanmaması değil, nasıl ele alındığıdır. Çünkü sağlıklı bir ilişkide anlaşmazlıklar, tarafların birbirini incitmeye, kontrol etmeye veya değiştirmeye çalıştığı mücadelelere dönüşmemelidir.

Peki, bir anlaşmazlık yaşandığında bunu daha güvenli ve yapıcı bir şekilde çözmek için neler yapabiliriz?

  • Duygularımızı ifade edebiliriz: Bir tartışma sırasında öfkelenmek, üzülmek, hayal kırıklığı yaşamak veya anlaşılmadığını hissetmek oldukça insani tepkilerdir. Önemli olan bu duyguları nasıl ifade ettiğimizdir. Partnerimizi suçlamak veya genelleyici ifadeler kullanmak yerine kendi hislerimize odaklanabiliriz. Örneğin, ‘sen hiçbir zaman beni dinlemiyorsun’ demek yerine ‘konuşurken dinlenmediğimi hissettiğimde üzülüyorum’ demek karşılıklı anlayışın gelişmesine yardımcı olabilir.
  • Dinlemeye ve anlamaya çalışabiliriz: İletişim yalnızca kendini anlatmaktan ibaret değildir. Partnerimizin ne düşündüğünü ve ne hissettiğini de anlamaya çalışmak gerekir. Onunla aynı fikirde olmak zorunda değiliz ancak farklı bir bakış açısına sahip olabileceğimizi kabul edebiliriz. Sözünü kesmeden dinlemek, anlamadığımız noktaları sormak ve varsayımlarda bulunmamak, çatışmaların büyümesini engelleyebilir.
  • Tartışmaya ara verebiliriz: Bazen öfke ve yoğun duygular, sağlıklı iletişim kurmayı zorlaştırabilir. Böyle anlarda konuşmaya devam etmek yerine kısa bir mola vermek daha yapıcı olabilir. Ancak ara vermek, partnerimizi cezalandırmak veya onu belirsizlik içinde bırakmak anlamına gelmemelidir. Konuşmaya yeniden dönüleceğini belirtmek önemlidir. Örneğin, ‘şu an çok öfkeliyim, biraz sakinleştikten sonra bu konuyu konuşmak istiyorum’ diyebiliriz.
  • Sorunu kişileştirmemeliyiz: bir davranıştan rahatsız olmak, partnerimizin kişiliğini veya değerini hedef almak anlamına gelmemelidir. Hakaret etmek, aşağılamak, geçmişte yaşananları sürekli gündeme getirmek, tehdit etmek veya partnerin hassasiyetlerini ona karşı kullanmak çatışmayı çözmez. Tartışmanın odağında kişinin kendisi değil, çözülmesi gereken konu olmalıdır.
  • Her çatışmanın uzlaşmayla sonuçlanması gerekmediğini hatırlayabiliriz: Bazı konularda ortak bir noktada buluşmak mümkün olmayabilir. Farklı düşüncelere sahip olmak, ilişkinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Önemli olan farklılıkların karşılıklı saygı çerçevesinde var olabilmesidir. Ancak kişisel sınırların, temel değerlerin veya hakların sürekli ihlal edildiği durumlarda uzlaşmaya çalışmak zorunda değiliz.

Unutulmamalıdır ki çatışma çözümü, şiddetin veya baskının bulunduğu ilişkilerde tek başına yeterli değildir. Fiziksel şiddet, tehdit, korkutma, aşağılamak, cinsel baskı ve kontrol davranışları sıradan ilişki sorunları olarak değerlendirilmemelidir. Bu tür durumlarda öncelik, ilişkiyi sürdürmek veya tartışmayı kazanmak değil, kişinin güvenliğidir. Gerektiğinde güvendiğimiz kişilerden ve profesyonel destek mekanizmalarından yardım alabiliriz.

Çünkü güvenli bir ilişkide amaç birbirine karşı kazanmak değil, birlikte çözüm üretebilmektir. Birbirini dinleyebilmek, farklılıklara saygı duyabilmek, sınırları gözetmek ve sorumluluk alabilmek sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Herkesin düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, hayır diyebildiği ve anlaşmazlık yaşandığında kendini güvende hissettiği ilişkiler mümkündür. Hatırlayalım sevgi; incitmenin, kontrol etmenin veya sınırları ihlal etmenin gerekçesi değildir. Hepimiz saygının, eşitliğin ve şiddetten uzak ilişkilerin içinde olmayı hak ediyoruz.

Bu yazı toplam 241 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar