Erken seçim!
Benim de hazmedemediğim bu!
Canlarım benim, yapmayın, etmeyin, eylemeyin!
-*-*-
Neymiş?
DP ve / veya YDP, UBP tarafından dışlanmışlar, geziye götürülmemişler, bilgilendirilmemişler vesayre vesayre vesayre ve yarın yani 13 Nisan 2026 tarihli Meclis birleşiminde nisap sağlama konusunda geri duracaklarmış!
-*-*-
Canlarım benim; tek bir mesajlık canınız yok!
Yapmayın, etmeyin, eylemeyin!
Ne bizi kandırın, ne de kendinizi!
-*-*-
Tamam, dışlandınız, tamam Azerbaycan gezisine götürülmediniz, tamam, tamam, tamam da, “katılacaksınız ve elinizi kaldıracaksınız” diye alacağınız – aldığınız - almanız muhtemel her hangi bir talimata siyasi hayatınızın tamamında “gık” mı dediniz?
-*-*-
Haaa bütün bunlar UBP için de geçerlidir!
-*-*-
Kimisi geleceğiyle tehdit ediliyor, kimisi ailesiyle tehdit ediliyor…
-*-*-
Eveeeeet!
Birbirimizi kandırmaktan vazgeçelim!
-*-*-
KKTC adı verilen, Türk devletlerinin aldattığı, Azerbaycan’ın cilveleşip cilveleşip öteye geçemediği, Türkiye’nin bile “tanıyamadığı” bu devletin, Türkiye’den gönderilen üç, bilemediniz dört dilbandinin kontrolünde olduğunu gizlemek nedendir?
-*-*-
Haaa bir de bazılarının şöyle bir savunması var; “… Rum Yönetimi’ne niye bakmıyorsunuz? Onları da Yunanistan yönetiyor…”
-*-*-
Şaka bile değilsiniz!
Yunanistan ile Kıbrıslı Rumların hükümet – devlet – halk – toplum – din seviyesindeki kardeşliği, dayanışması başka şeydir; neredeyse Rum devlet yetkililerinin seks yaparkenki pozisyonlarına dahi Yunanistan’ın karar veriyor olması başka bir şey!
-*-*-
Herkes çok iyi bilmektedir ki, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Yunanistan arasında elbette özellikle Kıbrıs konusunda ciddi bir uyum söz konusudur ama herkesin bildiği bir gerçek daha vardır; bu konuda Güney Lefkoşa karar almaktadır, Atina bu karara saygı duyup destek vermektedir!
-*-*-
Ana – yavru, kardeş, ortak, dost iki ülke ilişkisi de böyle olmalıdır!
-*-*-
Peki bizde öyle midir?
-*-*-
Bizde Ankara’nın bürokratları tarafından hırsla, kıskançlıkla, hamasetle, hasetle, egoyla, sömürgeci tavrıyla, işgalci endamıyla hazırlanan ekonomik protokoller, bizim ülkeyi yöneten hükümetten veya bürokrasiden kimsenin haberi olmadan imzalanmaktadır!
-*-*-
Neymiş?
Serhat Akpınar demiş ki, DP yarın nisaba- misaba – hükümete falan destek vermeyecek!
Canım adaşım, değerli hocam, siz, Türkiye’den izin almadan işemeye bile zor gidersiniz; lütfen yapmayın!
-*-*-
Burada artık Hasan Tosunoğlu kardeşimi ayırmamız lazım…
Sert ve net bir açıklama yaptı ve söyledikleri doğru şeylerdir…
-*-*-
Ve sevgili Erhan Hocam, “bizi gezmeye götürmediği için Ziya Öztürkler’i protesto edeceğiz” gibisinden açıklamalar nedir?
“Ziya pirililerimizi çaldı, biz oynamıyoruz” mu diyorsunuz?
Söyleyin Ankara’ya size daha büyük pirili yollasın!
-*-*-
Haydi bir el atın, erken seçime gidelim…
Hayat pahalılığı maskaralığını da hani 2018’de de CTP şey etmişti diye savunma yapıyorsunuz ya; aha onu da geri çekin…
-*-*-
Tufan Hocaya desteğimizi eksik etmeyin; çözelim şu Kıbrıs meselesini; federal devletimizde, paşalar gibi yaşayalım!
-*-*-
Yoksa Rumlar bizi keser mi?
-*-*-
“Rumlar bizi keser, Rumlar silahlanıyor, EOKA canlanıyor” gibi laflar ne anlama geliyor?
Herkes çok iyi biliyor ki, bu saçmalıkların gerçek anlamı şudur; “… Çözüm olursa çalamayacağız, şimdiki gibi dilediğimiz gibi at oynatamayacağız”!
-*-*-
Hade hayırlı pazarlar!
Köyümdeyim, Limnidi’de!
-*-*-
En azından ayaklarımı, dere ile denizin birleştiği noktada suya sokacağım!
Eh, bir iki kadeh veya şişe içeceksem de, keyfim bilir!
Ayran canım ayran!
Alkol alır mıyım tövbe estağfurullah!
Alkol günah, günah, haram, haram!
-*-*-
Erken seçim kaçınılmaz…
Erken seçime en çok destek vermesi gereken de UBP olmalı… Ayrıca belirtmek istedim!
Cevdet Yılmaz beyefendiye saygılarımla…
Sevgili Cevdet yılmaz beyefendi!
Umarım çok iyisiniz…
-*-*-
Son zamanlarda sizin bir yığın beslemeden, Kıbrıs Rum toplumu içerisindeki bazı Türk düşmanı söylemleri öne çıkaran yazılar, haberler okuyoruz…
-*-*-
Elbette haksız değiller…
Vardır o türden faşo!
Ama inanın bizdekilerden fazla değiller!
Hatta bizimkilerin yanında, sakin – sessiz sosyal demokrat bile sayılabilirler ki o da ayrı bir mesele!
-*-*-
Neyse!
Sevgili Cevdet Yılmaz beyefendi kardeşim; dün köyüm Yeşilırmak’ta bir adamla tanıştım…
-*-*-
Rum!
Kıbrıslı!
Ülkesini ve ülkesindeki tüm insanları çok seviyor!
-*-*-
Ağzım açık dinledim…
-*-*-
EOKA’nın kendi toplumuna yaptıklarını, hepimize de yaptıklarını…
-*-*-
Güzel bir insan…
Hep barıştan, çözümden yana olmuş ve hala öyle…
-*-*-
Ama umudu kırılmak üzere!
Hatta kırıldı!
-*-*-
“Keşke Türkiyeli yöneticilerle biz de konuşabilsek” dedi!
-*-*-
Gerçi siz bizimle bile konuşmuyorsunuz, size soru sormamızdan bile çekiniyorsunuz da bir sonraki gelişinizde, siz ya da Hakan Fidan beyefendiyle, bu arkadaşları da buluşturma şansımız olur mu?
-*-*-
Biz barış ve çözüm istiyoruz…
Ve buna hazır çok sayıda Kıbrıslı rum kardeşimiz de var… Hatta sayıları hiç de az değil…
Belki çoğunluktadırlar…
Bir dinleyin onları da…
Ayrıca adamlarınıza söyleyin, kışkırtmayı bıraksınlar…
Koktu!
Saygılarımla…

Çocukluğum burada geçti sayılır… Yeşilırmak… Asmalı Plaj… Dünya’nın belki de en eski üzüm asması... Bakımsız… Plaj henüz açılmadı… Neyse, Yeşilırmak dün heyecanlıydı, nefisti ve kalabalıktı… Çilek mevsimi… Ve bu köye her geldiğimde olan oldu dün, enerji yüklendim… Ne güzelsin be Kıbrıs; ne özelsin be Yeşilırmak!






